1926- Derleme Kanunu hazırlanması konusunda ilk girişim. Fehmi Ethem Karatay Fransız Derleme Yasası’nı Türkçe’ye çevirip, çalışmayı Matbuat Derleme Kanunu Tasarısı olarak 1926 yılında dönemin Maarif Vekaleti Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyr Koşay’a gönderdi. Ancak bu girişim ilgili makamlarda karşılık görmedi.

1934- Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu yayımlandı.

1946- Millî Kütüphanenin kuruluş çalışmalarına ilk kez 1946 yılında 15. Cumhuriyet Hükümeti Programında yer verildi. Maarif Vekâleti Yayım Müdürü Adnan Ötüken 21 Aralık 1946 tarihinde Millî Kütüphane Hazırlık Bürosu Şefliğine getirildi. Milli Kütüphanenin, Hazırlık Bürosu adı altında ilk kuruluş çalışmaları başladı.

1947- Millî Kütüphaneye Yardım Derneği kuruldu (21 Şubat 1947).

1947- Millî Kütüphane Hazırlık Bürosu yer darlığı nedeniyle 1 Nisan 1947’de Kocatepe İsmetpaşa (bugünkü Mithatpaşa) Caddesinde beş odalı bir eve taşındı. 

1948- Millî Kütüphane 16 Ağustos 1948 tarihinde Kumrular Sokak’taki binasında hizmet vermeye başladı. 

1950- 23 Mart 1950 tarihinde 5632 sayılı Millî Kütüphane’nin Kuruluşu Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdi. Böylece Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir müdürlük olarak tüzel kişilik kazanan Millî Kütüphane ülkemizde kanun ile kurulan ilk kütüphane olma niteliğini kazandı. 

1952- 19 Mayıs 1952 tarihinde Milli Kütüphane’ye bağlı olarak ilk modern iare servisi başlamıştır.

1952- Millî Eğitim Bakanlığı ile Unesco Merkezi arasında yapılan bir anlaşma gereğince Millî Kütüphanede kurulacak “Bibliyografya Enstitüsü ve Bibliyografik İstihbarat Servisi” için Unesco tarafından memleketimize Paris Millî Kütüphanesi Şeflerinden M. Henri Frederic Raux gönderildi.

1952- UNESCO’nun desteğiyle Milli Kütüphane bünyesinde Bibliyografya Enstitüsü kuruldu.

1952- İstanbul’daki Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Millî Kütüphane Müdürlüğü’ne bağlandı. Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürü olarak Leman Şenalp atandı.

1953- Millî Kütüphane Müdürü Adnan Ötüken Unesco’nun Milletlerarası Bibliyografya İstişari Komitesine (Comitü Consultatif International de Bibliographic) üç yıllık bir süre için aslî üye olarak seçilmiştir.

1953- İkinci İare Servisi 22 Ocak 1953’te Milli Kütüphane’ye bağlı olarak Ankara Yenidoğan’da açıldı.

1953- Farklı illerde (Millî Kütüphane) adını taşıyan kütüphanelerin adları Maarif Vekâletince değiştirilmiş ve tek Millî Kütüphane olarak Ankara’da Millî Kütüphane kalmıştır.

1954- Millî Kütüphane mensupları tarafından Millî Kütüphaneciler Arsa Alma ve Ev Yaptırma Kooperatifi kuruldu.

1956- Millî Kütüphaneciler Arsa Alma ve Ev Yaptırma Kooperatifi’nin Ankara Kavaklıdere Güvenevleri’nde yaptırmakta olduğu 48 daireli üç blok apartmanın temel atma töreni gerçekleştirildi.

1955-Türkiye’deki ilk modern ve en büyük çocuk kütüphanesi 23 Nisan 1955’te Ankara Bahçelievler’de açıldı. Bağımsız iki katlı bir binada açılan bu kütüphane Milli Kütüphanenin bir şubesi olarak kuruldu.

1965-Millî Kütüphane 13 Temmuz 1965 tarihinde genel müdürlük statüsüne kavuşturuldu ve Müjgan Cunbur Millî Kütüphane Genel Müdürlüğüne getirildi.

1966- Türkiye Kütüphaneleri Kütüphanecileri, Kütüphaneci, Memur ve Hizmetlileri Sendikası kuruldu.

1979- Millî Kütüphanenin genel müdürlük düzeyindeki statüsü yeniden Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı bir müdürlük konumuna dönüştürüldü. 

1983- Milli Kütüphane, Kumrular Sokak’taki ilk binasından Bahçelievler’deki modern binasına taşındı.  (5 Ağustos 1983). Milli Kütüphane’nin Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı bir müdürlük olan statüsü başkanlık düzeyine yükseltilerek Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müstakil bir ana hizmet birimi konumuna getirildi. 

1994- Milli Kütüphane Internet Ortamında Taranabilir Kataloğunun Hazırlanması projelerine başlandı.

2012- Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu yayımlandı ve 1934 tarihli Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu yürürlükten kaldırıldı.

2015- Yerli kütüphane otomasyon sistemi Kaşif devreye alındı.

2018- Milli Kütüphane Kuruluş Kanunu 703 sayılı KHK ile iptal edilerek, milli kütüphane hizmetleri Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü merkez teşkilatı bünyesine alındı.

2024- “Millî Dijital Kütüphane” Projesi kapsamında ilk defa Millî Kütüphane’nin dijital ikizi oluşturuldu ve halk kütüphanelerinde kurulan “Milli Dijital Kütüphane Erişim İstasyonları” aracılığıyla projenin başlangıcında 23,3 milyon poz dijitalleştirilmiş kaynağa erişim sağlanmaya başladı.

2024- Derleme eksikliklerinin giderilmesi amacıyla Milli Kütüphane bünyesi altında ilk defa Müteferrika Programı başlatıldı. 

Ben bir eğitimci, çocuk gelişimcisi ya da psikolog değilim. Aşağıdaki bilgiler kendi kişisel yaşamımda çocuklarımla ilgili yaptığım gözlemlerime dayalı gereksinimlere yönelik ortaya çıkmış fikir egzersizleri olup, bilimsel bir çalışma değildir.

Ergenlik dönemi, çocuklarımızın hem kendini hem de çevresini anlamlandırmaya başladığı, kararlarının sonuçlarını daha derin şekilde deneyimledikleri kritik bir süreç.

Ancak günümüzde hem kendi çocuklarımda hem de çevremde gözlemlediğim bir sorun var: Çocuklar olayların veya davranışların neden-sonuç ilişkisini doğru algılayamıyorlar. Çocuklara “neden-sonuç ilişkisini” yanlış kurduğunu hatırlattığımızda dahi, onlar doğru bağlamı kuramadıkları için kendilerinin haklı, ebeveynlerinin haksız olduğunu iddia edebiliyor. Bu durum bir çatışma doğurabiliyor.

Elbette bu konuda bilimsel veri yok elimde ama ya bilgi/deneyim eksikliği ya da anlık duyguların etkisiyle bu neden sonuç ilişkisini göz ardı ettiklerini tahmin ediyorum.

Bu mesele üzerinde düşününce, çocuklara “neden-sonuç ilişkisini” anlatacak, onların davranışlarının olası sonuçlarını öngörebilmelerini ve kendi seçimlerinin sorumluluğunu daha sağlıklı bir şekilde alabilmelerini sağlayacak, bu amaçla biz yetişkinlere yardımcı olacak bir farkındalık modeline ihtiyaç duyduğumu hissettim.

Ancak yukarıda da belirttiğim gibi alanın uzmanı olmadığımdan, sadece kendi kişisel kullanımım için YZ programı (Claude) kullanarak çocuk ve ergenlere yönelik hem “neden-sonuç ilişkisini” test eden hem de yüzeysel/ilk anlam tuzağını hedef alan bir farkındalık anketi oluşturdum.

Kişisel olarak yararını gördüğüm için oluşturulan anketi aşağıda paylaşıyorum.  

Her bölüm şu yapıyla ilerliyor: Bilgi kutusu (öğret) → Senaryo (bağlam kur) → Sorular (sına) → Yansıtma sorusu (kişiselleştir).

Anketin hedeflediği bilişsel beceriler şunlar:

BölümBaşlıkHedef
1Kelimelerin Aldatıcı YüzüYüzeysel anlam tuzağını fark etmek
2Olayların Görünmez YüzüAnlık etki ≠ uzun vadeli sonuç
3Cümlelerin Gizli NedeniSöyleneni değil, söylenmek istenenin nedenini okumak
4Zinciri GörmekZincirlemenin başını bulmak, dış atıf hatasını kırmak

NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ ÖĞRETİCİ FARKINDALIK MODELİ

(Verilen promptlar doğrultusunda, Claude tarafından oluşturulmuştur.)

BOLUM 1 Kelimelerin Aldatıcı Yüzü İlk anlam her zaman gerçek anlam değildir.
BUNU BIL! Bir kelime ya da cumle ilk bakista bir sey ifade ederken, asil anlami cok farkli olabilir. Neden-sonuc iliskisini dogru kurmak icin kelimeye ya da cumleye verilen ilk tepkinin otesine gecmek gerekir. Örnek: ‘Bugün çok yoruldum’ cümlesi ilk anlamda bir şikayet gibi görünür;     ancak sonucu şu olabilir: ‘Bu kişi uzun süre emek harcadı, öğrendi, büyüdü.’
Soru 1   Öğretmen, Ahmet’e ‘Bir dahaki sınava daha iyi hazırlanmanı bekliyorum’ dedi. Bu cümlenin asıl anlamı nedir?
A)Öğretmen Ahmet’ten memnun değildir ve onu eleştirmektedir.
B)Öğretmen Ahmet’in başarabileceğine inandığı için onu yönlendirmektedir.
C)Öğretmen Ahmet’i sınıfın önünde küçük düşürmek istemektedir.
D)Öğretmen Ahmet’e ödev vermektedir.
Ipucu: Cumlenin tonu ve baglamini dusun. Elestiri mi, yonlendirme mi?
Cevabim:  _______
Soru 2   Bir anne, çocuğuna ‘Senden çok şey bekliyorum’ dedi. Bu cümlenin olası SONUCU ne olur?
A)Çocuk baskı hisseder ve motivasyonu düşer — tek olası sonuç budur.
B)Çocuk sevildiğini ve değerli görüldüğünü hissedebilir; bu onu motive edebilir.
C)Anne çocuğu suçlamaktadır, bu yüzden çocuk üzülür.
D)Annenin beklentisi gerçekçi olmadığı için cümlenin hiç etkisi olmaz.
Ipucu: Bir cumlede birden fazla sonuc olabilir. Ilk gelen sonuc tek dogru sonuc mudur?
Cevabim:  _______
Soru 3   Sınıfta sessizlik olduğunda öğretmen ‘Harika, bu sessizliği sevdim’ dedi. Bu cümlenin anlamı bağlama göre nasıl değişir?
A)Öğretmen her zaman sessizliği sever, bu yüzden öğrencileri hiç konuşmamalıdır.
B)Bu cümle övgü de olabilir, ince bir uyarı da — bağlama göre farklı sonuç doğurur.
C)Öğretmen öğrencileri susturmak için baskı uygulamaktadır.
D)Cümlenin anlamı değişmez; sessizlik her zaman olumludur.
Ipucu: Ayni cumle farkli anlam tasiyabilir mi? Baglamı kim belirler?
Cevabim:  _______
YANSITMA SORUSU Hayatında ‘ilk duyduğunda seni üzen ama sonradan farklı bir anlam taşıdığını fark ettiğin’ bir cümle ya da olay var mıydı? Kısaca yaz. Kendi cevabim: ____________________________________________________________________________ ____________________________________________________________________________
BOLUM 2 Olayların Görünmez Yüzü Her olayın sadece gördüğün değil, görmediğin sonuçları da vardır.
BUNU BIL! Bir olayın anlık etkisi (ilk anlam) ile uzun vadeli sonucu (ikincil anlam) farklı olabilir. Ergenler çoğunlukla sadece anlık etkiyi görür ve neden-sonuç zincirini orada keser. Örnek: ‘Telefon elimden alındı’ → İlk anlam: Ceza aldım, kötü hissediyorum.     Ikincil anlam: Uyku düzenim düzeldi, sınav notum yükseldi, annemle ilişkim iyileşti.
SENARYO Derin, matematikte sürekli başarısız olduğu için okul danışmanıyla görüşmeye gönderildi. İlk başta ‘Herkes benim aptal olduğumu düşünüyor’ diye düşündü ve utandı. Ancak birkaç hafta sonra danışman ona özel çalışma teknikleri öğretti; bir dönem sonra notu 45’ten 78’e yükseldi.
Soru 4   Derin’in danışmana gönderilmesinin UZUN VADELİ sonucu nedir?
A)Herkes Derin’in aptal olduğunu öğrendi — bu sonuç değişmez.
B)Derin utandı, bu yüzden okula gitmek istemedi.
C)Derin eksikliğini fark etti, destek aldı ve gelişti.
D)Danışmanla görüşmek not ortalamasını doğrudan yükseltmez.
Ipucu: Ilk hissedilen (utanc) ile gerceklesen (gelisim) ayni sey midir?
Cevabim:  _______
Soru 5   Derin ‘Danışmana gönderildim, demek ki öğretmenler beni başarısız görüyor’ dese, bu düşünce hangi hatayı içeriyor?
A)Doğru bir çıkarım; öğretmenler başarısız gördükleri için gönderdiler.
B)Bir olayın ilk anlamına takılıp kalmak — niyeti yanlış okumak.
C)Derin haklıdır, öğretmenler onu etiketledi.
D)Bu düşüncenin neden-sonuç ilişkisiyle alakası yoktur.
Ipucu: Biri sana yardim etmek icin bir sey yaptiginda, o eylem seni ‘zayif’ mi gosteriyor?
Cevabim:  _______
Soru 6   Aynı olay — danışmanla görüşmek — farklı iki öğrencide farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nasıl açıklanır?
A)Sonuçlar her zaman olayın kendisinden değil, olayı yorumlama biçiminden de doğar.
B)Öğrencilerden biri daha zekildir, bu yüzden sonuç farklıdır.
C)Danışmanın yetersizliği sonuçların farklı olmasına yol açar.
D)Olaylar herkeste aynı sonucu doğurur, bu yüzden karşılaştırma yapılamaz.
Ipucu: Neden-sonuc iliskisinde ‘yorum’ da bir degisken midir?
Cevabim:  _______
YANSITMA SORUSU Başına geldiğinde seni üzen ama zamanla ‘aslında iyiymiş’ dediğin bir olayı düşün. O olayın ilk anlamı ne miydi? Gerçek sonucu ne oldu? Kendi cevabim: ____________________________________________________________________________ ____________________________________________________________________________
BOLUM 3 Cümlelerin Gizli Nedeni Her söylenenin arkasında, söylenmek istenen bir şey daha vardır.
BUNU BIL! İnsanlar çoğunlukla gerçek nedenlerini doğrudan söylemez; farklı kelimelerle ifade ederler. İlk anlama takılan bir ergen, arkasındaki gerçek nedeni göremez ve yanlış tepki verir. Örnek: Arkadaşın ‘Sen her zaman geç kalırsın’ dedi. İlk anlam: Suçlama.     Gizli anlam / gerçek neden: Arkadaşın seni önemsediği için hayal kırıklığını dile getiriyor.
SENARYO Lale, en yakın arkadaşı Sude’ye sürekli ‘Seninle vakit geçirmekten sıkıldım’ gibi mesajlar atıyor. Sude ise bunu kişisel algılayıp Lale’yle konuşmayı kesiyor. Ancak Lale’nin aslında kendi sınav stresi nedeniyle herkese mesafeli davrandığı sonradan ortaya çıkıyor.
Soru 7   Lale’nin mesajlarının GERÇEK nedeni nedir?
A)Lale gerçekten Sude’den sıkılmıştır.
B)Lale Sude’yi cezalandırmak istemektedir.
C)Lale kendi iç stresi nedeniyle herkese mesafeli davranmaktadır.
D)Lale Sude’nin kendisine bir şey yaptığını düşünmektedir.
Ipucu: Birinin sana soyledigi sey, her zaman sana atfedilen bir neden midir?
Cevabim:  _______
Soru 8   Sude ‘Seninle vakit geçirmekten sıkıldım’ cümlesinin YÜZEYSEL anlamına takılarak Lale’yle konuşmayı kesti. Bu kararın sonucu ne olur?
A)Sude kendini korumuştur, doğru bir karar vermiştir.
B)İki arkadaş arasındaki yanlış anlama büyür; gerçek neden hiç konuşulmaz.
C)Lale’nin stresi azalır çünkü Sude onu rahat bırakmaktadır.
D)Bu karar neden-sonuç ilişkisiyle alakalı değildir.
Ipucu: Bir cumlede ilk anlama goreact etmek, sonucu nasil sekillendiriyor?
Cevabim:  _______
Soru 9   Sude, Lale’nin mesajını yüzeysel anlamda değil de gerçek nedeni arayarak okumuş olsaydı, en olası sonuç ne olurdu?
A)Sonuç değişmezdi; mesaj ne diyorsa onu kabul etmek gerekir.
B)Sude Lale’nin stresini anlardı; konuşarak sorunu çözebilirlerdi.
C)Sude yine de uzaklaşırdı çünkü mesajın tonu sertti.
D)Lale’nin gerçek nedeni hiçbir zaman bilinemez.
Ipucu: Gercek nedeni aramak, sonucu degistirebilir mi?
Cevabim:  _______
YANSITMA SORUSU Bir arkadaşının ya da aile üyenin söylediği bir şeyi yanlış anladığını sonradan fark ettiğin oldu mu? O sözün gerçek nedeni ne olabilirdi? Kendi cevabim: ____________________________________________________________________________ ____________________________________________________________________________
BOLUM 4 Zinciri Görmek Bir olayın nedeni, başka bir olayın sonucudur.
BUNU BIL! Hayattaki olaylar tek başına gerçekleşmez; birbirini tetikler — tıpkı domino taşları gibi. Ergenlerin en sık yaptığı hata: Zincirin ortasındaki halkayı ‘tek neden’ olarak görmek. Örnek: ‘Öğretmen bana bağırdı.’ → İlk anlam: Neden bağırdı? Çünkü kötü biri.     Zincir: Ödev yapmadım → Uyarı aldım → Uyarıyı görmezden geldim → Öğretmen sesi yükseltti.     Gerçek neden zincirinin başındadır; öğretmenin bağırması zinciirin sonu değil, bir halkasıdır.
SENARYO Can sabah geç kalktı. Kahvaltı yapmadan okula koştu. Ders sırasında açlıktan konsantre olamadı. Sınav kağıdını doldururken yorulup bazı soruları boş bıraktı. Sınav sonucu düşük çıkınca ‘Sınav çok zordu’ dedi.
Soru 10   Can’ın sınav notunun düşük olmasının ZİNCİRİN BAŞINDAKI (kök) nedeni nedir?
A)Sınavın zor olması.
B)Açlık nedeniyle konsantre olamaması.
C)Geç kalkması ve bunun tetiklediği zincirleme olaylar.
D)Öğretmenin soruları iyi hazırlamaması.
Ipucu: Zincirde en bastaki halkayi bul. Oradan sonrasi hangisi takip ediyor?
Cevabim:  _______
Soru 11   Can ‘Sınav çok zordu’ diyerek sonucu dış bir nedene bağladı. Bu düşünce biçimi neden yanlıştır?
A)Yanlış değildir; sınav gerçekten zordu.
B)Zincirin başındaki kendi katkısını görmezden geliyor; değişimi engeller.
C)Dış nedenler her zaman daha önemlidir.
D)Can’ın kendini suçlaması gerekmez; sonuçlar kontrol dışıdır.
Ipucu: Sonucu dis nedene baglamak, bir dahaki seferde ne degistiriyor?
Cevabim:  _______
Soru 12   Can bu zincirlemeyi fark edip kırmak istese, zinciri hangi halkada kırmak en etkili olur?
A)Sınav sorularını değiştirmesini istemek.
B)Sınav sırasında daha az soru okumak.
C)Geç kalmamak için yatma saatini ayarlamak — zincirlemenin kaynağı.
D)Öğretmenle konuşup daha kolay sınav yapmasını istemek.
Ipucu: Zinciri kirmanin en verimli yeri, zincirin basi mi sonu mu?
Cevabim:  _______
YANSITMA SORUSU Kendi hayatında ‘aslında başı bende olan ama sonuçta başkasını suçladığın’ bir durum oldu mu? O zincirin ilk halkası ne olabilirdi? Kendi cevabim: ____________________________________________________________________________ ____________________________________________________________________________

CEVAP ANAHTARI VE ACIKLAMALAR

NoCevapKazanim / TurAciklama
1.BKelime/cumlenin ikincil anlamiOğretmen eleştirmek değil yönlendirmek için bu cümleyi kurdu. Cümlenin ton ve bağlamına bakıldığında bu bir güven ifadesidir — eleştiri değil. İlk anlama (eleştiri) takılmak, neden-sonuç ilişkisini yanlış kurar.
2.BBirden fazla olası sonuç‘Yüksek beklenti’ cümlesi ilk anlamda baskı gibi hissettirse de gerçek sonuç kişinin yorumuna bağlıdır. Tek bir anlam/sonuç aramak, olayı basitleştirmektir.
3.BBağlama göre değişen anlamAynı cümle farklı bağlamlarda farklı anlam taşır. Neden-sonuç ilişkisi kurulurken bağlamı görmezden gelmek hatalı sonuçlara yol açar.
4.CUzun vadeli sonuçİlk anlam (utanma) kısa vadeli bir histir. Asıl neden-sonuç zinciri şöyledir: Destek alındı → Teknik öğrenildi → Not yükseldi. İlk histe kalmak bu zinciri görmezden gelir.
5.BNiyeti yanlış okumakDanışmana gönderilmek bir etiket değil, bir destek mekanizmasıdır. Yüzeysel anlama (başarısız görüldüm) takılmak, gerçek niyeti (yardım) okumayı engeller.
6.AYorumun sonuca etkisiNeden-sonuç ilişkisinde olay sabittir; ama yorumlama bir değişkendir. Farklı yorumlar farklı duygusal ve davranışsal sonuçlar doğurur.
7.CGizli nedenLale’nin sözleri Sude’ye yönelik değil, kendi iç durumuna yönelikti. Birinin söyleminin gerçek kaynağı her zaman söylenilen kişi değildir.
8.BYüzeysel anlama tepki vermenin sonucuSude yüzeysel anlama tepki verince gerçek neden hiç konuşulmadı. Bu, yanlış anlamayı kalıcı hale getirir ve ilişkiye zarar verir.
9.BGerçek nedeni aramanın sonucuGerçek nedeni aramak (empati kurmak, sormak) süreci farklı bir yöne taşıyabilirdi. Neden-sonuç ilişkisi burada ‘anlama çabası’ ile değişiyor.
10.CZincirin köküZincirin başı: geç kalkmak. Sonraki halkalar bunu takip etti. Yüzeysel bakan ‘zor sınav’ der; zinciri gören ‘geç kalkmak’ der.
11.BDışsal atıfSonucu dış nedene bağlamak, kendi değiştirebileceği halkayı görmezden gelir. Değişim olmaz; aynı zincir tekrar oluşur.
12.CZinciri en etkili noktadan kırmakZincirlemenin kaynağı erken uyku/kalkış saatidir. Sonu değil başını değiştirmek, tüm zincirin farklı şekillenmesini sağlar.

PUANLAMA KILAVUZU

Puan AraligiYorum ve Oneri
88 – 96İkincil anlam ve zincirleme neden-sonuç ilişkilerini güçlü biçimde kurabiliyor. Derinlikli düşünme becerisi gelişmiş.
56 – 80Temel ilişkileri görüyor; ancak yüzeysel anlam tuzağına zaman zaman düşüyor. Grup tartışması ve örnek olay çalışması önerilir.
0 – 48İlk anlama ve tek nedene takılma eğilimi belirgin. Bireysel psikoeğitim seansı ve günlük ‘neden-sonuç zinciri’ egzersizleri planlanmalı.

DERLEME NE DEMEKTİR?

Derleme (ing. legal deposit), ülkede yayımlanan her türlü basılı veya dijital materyalin kütüphaneler gibi kamu kurumlarına belirli sayıda kopyasının zorunlu olarak teslim edilmesi uygulamasıdır.

DERLEME SİSTEMİNİN YARARLARI NELERDİR?

  • Kültürel Mirasın Korunması: Ülkede yayımlanan her türlü eserin arşivlenmesi, geleceğe miras kalmasını sağlar. Böylece, nesiller boyu sürecek bir kültürel bilgi birikimi oluşturulur.
  • Araştırma ve Bilimsel Çalışmalara Katkı: Derlenen kaynaklar, araştırmacılar, akademisyenler ve öğrenciler için erişilebilir hale getirilir. Tarihsel kaynaklara ulaşmak, bilimsel araştırmalar için önemli bir veri kaynağı sunar.
  • Bilgiye Erişimin Artması: Halk kütüphaneleri ve Milli Kütüphane gibi kurumlara gönderilen materyaller, halkın erişimine açık hale gelir. Bu sayede herkesin bilgiye eşit şekilde ulaşması sağlanır.
  • Yayın İstatistiklerinin Oluşması: Ülkede yayımlanan tüm eserlerin kayıt altına alınması, yayıncılık sektörünün gelişimi hakkında istatistiksel veriler sunar. Hangi tür eserlerin yayımlandığı, okuma alışkanlıkları gibi veriler bu şekilde derlenebilir.
  • Ulusal Bibliyografyanın Oluşması: Ülkede yayımlanan eserlerin listelendiği ulusal bibliyografyaların hazırlanmasını sağlar.
  • Ulusal Hafızanın Oluşması: Her türlü basılı ve dijital eserin kayıt altına alınması, ülkenin tarihine ve toplumsal hafızasına katkı sağlar. Özellikle döneme özgü yayınlar ve gelişmeler bu yolla saklanmış olur.
  • Yasal Koruma Sağlanması: Derleme ile kayıt altına alınan eserler, yayıncılar ve yazarlar için telif hakkı koruması sağlar. Materyallerin derlenmesi, eser sahiplerinin haklarının tanınmasına katkıda bulunur.

DERLEME KÜTÜPHANESİ NEDİR?

Derleme Kanunu uyarınca derlenen çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin gönderildiği kütüphanelerdir. Yani bir ülkede yayımlanan her türlü basılı ve dijital materyali yasal olarak arşivleyen, koruyan ve erişime sunan kütüphanedir. Bu tür kütüphaneler, ülkedeki kültürel ve bilimsel mirasın korunması için önemli rol oynar ve yasal düzenlemelerle belirlenmiş zorunlu kopyaların toplandığı merkezlerdir.

TÜRKİYE’DEKİ DERLEME KÜTÜPHANELERİ HANGİLERİDİR?

  • Millî Kütüphane,
  • İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi,
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi,
  • İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi,
  • İzmir Millî Kütüphane Vakfı Kütüphanesi,
  • Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi

TÜRKİYE’DE DERLEME İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELER VAR?

DERLEME KAÇAĞI NE DEMEKTİR?

Derleme kaçağı (Missing Legal Deposit Copy)yasal olarak derlenmesi gereken bir yayının belirlenen kütüphane veya arşivde bulunmaması durumunu ifade eden bir terimdir. Yani, yasal olarak teslim edilmesi zorunlu olan bir yayının herhangi bir nedenle kütüphane koleksiyonunda eksik olduğu anlamına gelir. Bu eksiklikler, yayının hiç teslim edilmemesi, yanlış teslimat, kaybolma, ya da koleksiyona geçici olarak ulaşamama gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Böyle durumlar, eksik yasal derleme kopyalarının yeniden temin edilmesi ve kaybolan materyallerin tamamlanması için ayrı bir süreç gerektirir.

EKSİK YASAL DERLEME KOPYALARININ YENİDEN TEMİN EDİLMESİ NİÇİN ÖNEMLİDİR?

  • Eksik yasal derleme kopyalarının yeniden temin edilmesi, bilgiye erişimin kesintisiz ve eksiksiz olmasını, toplumsal belleğin sürdürülebilirliğini ve ülkenin kültürel birikiminin korunarak geleceğe taşınmasını sağlar.
  • Eksik kopyalar tamamlanmazsa, ülkenin tarihine, kültürüne veya önemli olaylarına dair bazı bilgi ve belgeler kalıcı olarak kaybolabilir. Bu da gelecek nesillerin kültürel mirasa erişimini sınırlar.
  • Eksik yayınlar, akademik araştırmalar için önemli olan verilere, istatistiklere ve belgelere ulaşmayı zorlaştırır. Özellikle nadir veya eski basımlar eksikse, bilimsel çalışmalar için gereken bütünsel bilgi kaynağı eksik kalır.
  • Gazeteler, dergiler, yıllıklar ve diğer süreli yayınlar gibi belgeler toplumsal olaylara, siyasi gelişmelere ve dönemin yaşam koşullarına dair bilgiler içerir. Bu tür eserlerin eksik olması, toplumun geçmişine dair birçok önemli bilgiyi erişilmez hale getirir. Bu da tarihsel bellekte boşluklara neden olur.
  • Eksik kopyalar, hangi türde yayınların daha popüler olduğu veya hangi yazarların ne kadar ilgi gördüğüne dair analizlerin eksik olmasına yol açabilir.
  • Eksiksiz bir derleme koleksiyonu, ülkenin kültürel ve bilimsel birikimini dünya çapında tanıtmaya katkı sağlar.
  • Yasal derleme, eser sahiplerinin ve yayıncıların haklarının tanınmasına da katkı sağlar. Eserlerin arşivlenmesi, yazar ve yayıncıların eserlerinin uzun vadede korunmasını sağlar ve onlara ait bir kayıt oluşturur. Eksik kopyalar, bu hakların tam olarak korunamamasına yol açabilir.
  • Derleme kanunları gereği yayımlanan her eserin belirli kopyaları kütüphanelere gönderilmek zorundadır. Bu yükümlülüğün tam olarak yerine getirilmemesi yasal düzenlemelere aykırı olur ve yayıncılarla kütüphaneler arasındaki güven ilişkisini olumsuz etkiler.

EKSİK YASAL DERLEME KOPYALARININ YENİDEN TEMİN EDİLMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

  • Yayıncılar yasal derleme yükümlülükleri hakkında düzenli olarak bilgilendirilmeli, hatırlatma ve takip yapılmalıdır. Yayıncıları derleme kopyası teslim etmeye teşvik etmek için teşvik edici programlar uygulanabilir. Yasal boşluklar veya eksiklikler varsa, yayıncıların daha kolay ve etkili bir şekilde derleme kopyalarını teslim edebilmeleri için yasalar güncellenebilir. Yayıncılar için derleme kopyalarının tesliminde lojistik süreçleri basitleştirmek süreci hızlandırabilir.
  • Derleme kütüphaneleri, koleksiyonlarını düzenli olarak tarayarak eksik materyalleri belirlemelidir. Eksik veya eski basımlar için ikinci el kitapçılar, antikacılar ve online ikinci el satış platformları değerlendirilebilir ya da özel koleksiyonlara sahip kişiler veya koleksiyoncularla iletişime geçilerek eksik kopyalar sağlanabilir.
  • Yayıncıların, fiziksel kopyaları sağlayamaması durumunda dijital versiyonları koleksiyona dahil edilebilir.
  • Yayıncıları, bireyleri ve diğer kuruluşları eksik materyalleri bağışlamaya teşvik eden kampanyalar düzenlenebilir.
  • Eksik eserlerin farklı ülkelerin derleme kütüphanelerinde bulunma ihtimaline karşı bu kütüphanelerle iletişime geçilebilir. Ayrıca uluslararası kütüphane ağlarına üye olunabilir.
  • Çeşitli toplumsal kampanyalar düzenlenebilir. Kitap topluluklarından, okullardan ve sosyal medya kullanıcılarından destek istenerek eksik kopyaların bulunması teşvik edilir. Kütüphanecilik öğrencileri veya kitap meraklılarından oluşan bir gönüllü ağ kurularak eksik eserlerin bulunması için saha çalışmaları yapılabilir. Eksik kopyayı bulanlara küçük ödüller veya teşekkür sertifikaları sunularak, gönüllülerin ilgisi artırılabilir. Belirli günlerde yerel halktan eksik kopyaların bağışlanması için etkinlikler düzenlenebilir. Özellikle kültürel etkinlikler ve festivallerde bu tür çağrılar yapılabilir. Kitap fuarları veya etkinliklerde, yayıncıların doğrudan derleme kopyası teslim edebileceği standlar kurulabilir. Kütüphaneler arasında eksik eserleri takip etmek için ulusal bir portal kurulabilir. Bu portalda, tüm kütüphaneler eksik materyalleri listeleyebilir ve eksikleri diğer kütüphanelerle paylaşabilir.
  • Kitap satış sitelerini, ikinci el pazarlarını ve sahaf web sitelerini tarayarak eksik kopyaları otomatik olarak tespit edebilecek yapay zeka destekli arama motorları veya özel algoritmalar geliştirilebilir. Derleme kütüphaneleri için eksik yayınları takip eden ve satışa sunulduğunda bildirim gönderen bir uygulama geliştirilebilir. Böylece eksik eserler bulunduğu an temin edilebilir.
  • Türkiye ve Dünya’dan örnekler: Türkiye’de Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü eksik derleme nüshalarının tamamlanması için Müteferrika Programı başlatmıştır. İsrail Milli Kütüphanesi’nde eksik derleme nüshanı beyan etme formu bulunmaktadır.  

Kütüphane Haftası Ana Programı için, odağa kütüphaneyi değil doğrudan kütüphaneciyi alan bir yaklaşım öneriyorum. Bu nedenle ana temanın “Kütüphanecilikte Uzmanlaşma” olması uygun olur diye düşünüyorum.

21 yüzyılın ikinci çeyreğine girdik. Yapay zekâ hayatın her alanına girmiş durumda ve bununla birlikte bilgi ortamı hızla değişiyor. Böyle bir dönemde uzmanlaşma, değişime uyum sağlamak için hâlâ çok önemli. Araştırmalar da uzmanlaşmanın yalnızca bireysel becerileri değil, toplumsal sorunların çözümünü ve ekonomik gelişmeyi de desteklediğini gösteriyor.

Kütüphanecilik alanı da bu dönüşümün içinde. Bilgi kaynakları artıyor, erişim yolları çeşitleniyor ve karmaşıklaşıyor. Toplumun beklentileri ve kullanıcıların ihtiyaçları farklılaşıyor. Bu nedenle kütüphanecilerin belirli alanlarda derin bilgi ve beceri geliştirmesi giderek daha gerekli hale geliyor.

Kütüphanecilikte uzmanlaşma sadece mesleki bilgiyi artırmak anlamına gelmiyor. Kütüphanecilikte uzmanlaşma aynı zamanda bilgiye erişim, bilgi ve medya okuryazarlığı, dijital içerik yönetimi ve kültürel mirasın korunması gibi konularda daha nitelikli hizmet sunmak demek. Uzmanlaşan kütüphaneciler doğru bilgiyi ayıklama ve yönlendirme konusunda da güvenilir bir rehber olur. Bu durum hem hizmet kalitesini yükseltir hem de kütüphanelerin kurumlarla iş birliğini güçlendirir. Alan uzmanlığı olan kütüphaneciler, disiplinler arası projelerde daha etkin rol alabilir ve kütüphaneyi stratejik bir paydaş konumuna taşıyabilir.

Uzmanlaşan kütüphaneciler hizmet kalitesini görünür biçimde artırır. Kullanıcıya sunulan danışma, araştırma desteği ve eğitim hizmetleri daha hızlı, daha doğru ve daha hedef odaklı hale gelir. Bu da kütüphanenin kullanıcı gözündeki değerini ve güvenilirliğini yükseltir.

Kısacası uzmanlaşma, sadece mesleki gelişim değil, bilgi çağında toplumun güçlenmesi için de gereklidir. Uzmanlaşma, kütüphanecilerin bu dönüşümü yönetebilmeleri için güçlü bir araç sunuyor. Kütüphane Haftası’nda bu temayı öne çıkarmak, mesleğin geleceğine dair güçlü bir vizyon ortaya koyacak ve kütüphanelerin toplumsal etkisini artıracaktır.

Haritada görülen nüfus yoğunluğu dağılımı, dünya nüfusunun büyük ölçüde belirli coğrafi kuşaklarda toplandığını gösteriyor. Güney Asya, Doğu Asya ve Batı Avrupa kırmızı ve koyu kırmızı tonlarla gösterilen çok yüksek yoğunluklu alanlar olarak öne çıkıyor. Bu durum tarihsel yerleşim sürekliliği, verimli tarım alanları, sanayileşme ve gelişmiş ulaşım ağlarıyla yakından ilişkili. Buna karşılık Sahra Çölü, Amazon Havzası, Sibirya, Kanada’nın kuzeyi ve Avustralya’nın iç kesimleri düşük nüfus yoğunluğuna sahip bölgeler olarak yeşil tonlarla temsil edilmiştir. Bu alanlarda sert iklim koşulları, su kaynaklarının sınırlılığı ve ekonomik faaliyetlerin kısıtlı olması belirleyici faktörlerdir. Harita genel olarak nüfusun, ılıman iklim kuşaklarında, kıyı bölgelerinde ve büyük nehir havzaları çevresinde yoğunlaştığını, doğal ve beşerî koşulların nüfus dağılışı üzerinde belirleyici rol oynadığını açık biçimde gösteriyor.

Kütüphanecilik bilimi alanında evrensel olarak kabul edilmiş tek bir temel aksiyom bulunmamaktadır. Bununla birlikte kütüphanecilik literatürü incelendiğinde, disiplinin en temel ilkesinin “doğru bilgiyi doğru kullanıcıya doğru zamanda ulaştırmak” şeklinde formüle edildiği söylenebilir. Buna ek olarak, kütüphanecilik uygulamalarının esasını bilginin düzenlenmesi ve erişilebilir kılınması teşkil etmektedir.

Kütüphanecilik biliminin ontolojik temeli ise insan aklının bilgiye duyduğu gereksinimdir. İnsan zihni doğası gereği bilgi arar, anlamlandırır ve öğrenme yönelimleri sergiler; dolayısıyla bilginin organizasyonu faaliyetlerinin varlık nedeni bu bilişsel gereksinimdir. Kütüphanecilik de bu gereksinime yanıt üreten bir bilgi organizasyonu ve bilgiye erişim disiplinidir.

Tarihsel olarak “akıl” kavramı insan aklını ifade etmişken, günümüzde yapay zekâ sistemlerinin de öğrenme ve gelişme süreçlerini sürdürebilmek için düzenlenmiş ve erişilebilir bilgilere ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Bu durum, bilginin organizasyonu ve erişimi konusundaki temel ilkelerin hem insan hem de makine temelli bilgi işleme süreçleri için ortak bir altyapı oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla yapay zekânın da düzenlenmiş bilgiye duyduğu gereksinim, kütüphanecilik biliminin temel ilkelerinin yalnızca insan merkezli değil, bilgi işleyen tüm bilişsel sistemleri kapsayan genişletilmiş bir epistemik ve ontolojik çerçeve sunmak zorunda kalmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda kütüphanecilik, modern bilgi ekosisteminde hem insanlar hem de yapay zekâ sistemleri için temel bilgi organizasyonu altyapısını sağlayan, sadece insana bağlı olmayan birden fazla bilişsel aktöre yayılmış çoklu-biliş-merkezli bir disipline evrilmektedir.

Türkiye’nin bilgi toplumu olma hedefleri doğrultusunda; bilgiye erişim, bilgi okuryazarlığı, kültürel mirasın korunması ve kütüphanelerin toplumdaki rolünün güçlendirilmesi kapsamında önemli bir tarih olan 19 Kasım, Türk kütüphaneciliği açısından özel bir anlam taşımaktadır. Türk Kütüphaneciler Derneği (TKD), 19 Kasım 1949 tarihinde kurulmuş olup; kütüphanecilik, bilgi bilim ve arşivcilik alanlarında Türkiye’nin en köklü ve yaygın mesleki örgütüdür. Dernek, kuruluşundan bu yana bilgiye eşit erişim, okuma kültürünün geliştirilmesi, bilgi etik ilkelerinin yaygınlaştırılması, toplumsal hafızanın korunması ve bilgi profesyonellerinin mesleki niteliğinin artırılması yönünde kesintisiz faaliyet göstermektedir.

Kuruluş günü olan 19 Kasım’ın, Türkiye’nin kültür yaşamında bilginin üretimi, düzenlenmesi ve halka ulaştırılmasına ilişkin tarihsel ve toplumsal sorumluluğu temsil ettiği açıktır. Bu nedenle 19 Kasım’ın “Ulusal Bilgi Günü” olarak ilan edilmesi; Türkiye’de bilgi politikalarının gelişmesine katkı sunacak ve toplumun her kesiminde bilginin demokratik bir değer olarak güçlenmesini sağlayacaktır.

19 Kasım Ulusal Bilgi Günü, bilgiye erişim hakkına yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirecek, bilgi okuryazarlığı ve yaşam boyu öğrenme kültürünü destekleyecek, kütüphane, arşiv ve bilgi merkezlerinin toplumdaki stratejik rolünü görünür kılacak, bilgi profesyonellerinin tarihsel katkılarını sembolik olarak onurlandıracak, akademik ve kültürel kurumlar arasında ortak politika, etkinlik ve iş birliklerine zemin hazırlayacaktır.

Sonuç olarak 19 Kasım’ın Ulusal Bilgi Günü olarak kabulü ve ilgili tüm kurumlarla birlikte ulusal ölçekte tanıtım ve farkındalık etkinliklerinin planlanması konusunu değerlendirmelerinize sunarım.

Türk Kütüphaneciler Derneği’nin 76. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.

Bilgi Yoksunluğunda Sanat ve Toplum

Yayınlandı: 19 Ağustos 2025 / Uncategorized

Yüzlerce yıldır yaşadığımız pek çok sıkıntının temelinde, bilgi temelli bir toplum olmayı başaramamış olmamız yatıyor.

Her dönemin kendine has bir eğitim anlayışı ve sistemi var. Ama bugüne dek elde edilen sonuç şu; eğitim var, bilgilenme yok.

Eğitimin hedefi elbette bireyi bilgilendirmek, düşünmeyi öğretmek, eleştirel bakış açısı kazandırmak ve toplumu ileriye taşımaktır. Ancak bu hedef, her zaman uygulamada başarıya ulaşamıyor.

Sağlıklı bir toplum, kararlarını bilgiye, araştırmaya ve uzman görüşlerine dayandırır. Oysa bilgiye dayalı düşünce alışkanlığı bir türlü gelişmediği için, insanlar genellikle doğrulanabilir veriler yerine söylentilere ve dedikodulara itibar ediyor. Uzmanların sözlerinden çok, kulaktan dolma bilgilerle şekillenen kanaatler yön tayin ediyor. Böyle olunca, bilgi eksikliği yalnızca bireysel gelişimi değil, toplumsal yapının tamamını etkiliyor.

Toplumda sıkça duyulan “Okumuş cahilden kork” sözü, bilgiye ve eğitime duyulan güven eksikliğini vurgulamıyor mu? Okumuş insanı küçümsemek, onu sıradanlaştırmak ya da itibarsızlaştırmak, farklı düşünce ve yorumlara karşı bir savunma mekanizması değil mi?  Çünkü okumuş insan bilgi elde etmek için soru sorar, sorgular, yorum yapar, düşüncelerini toplumla paylaşır. Yorumlamak, mevcut düzeni farklı bir gözle değerlendirmeyi, alışılmışın dışına çıkmayı gerektirir.

Sanatın da bizde neden ağır aksak ilerlediğini bu noktada anlamak mümkün. Sanatçı, yaşamı farklı biçimlerde yorumlayan, sorular soran ve alternatif düşünce biçimleri sunan kişidir. Ancak bilgilenme temeli sağlam olmayan bir toplumda, bu farklılıklar genellikle tehdit olarak algılanır. Yorumlama ile gelen açılım, fikrî derinliği olmayan ve doğru bilgiye itibar etmeyen bireyin güven ve konforunu sarsabilir; bu durumda o kişi hem zihinsel hem sosyal açıdan zorlanabilir. Yani yorum demek, “Başka türlü de olabilir” demektir ve mevcut kabulleri tehdit edebilir. Oysa sanat da bilim de ilerleme de farklılıklardan, yorumlardan ve bilgiye dayalı tartışmalardan beslenir.

Dedikodu yerine bilgiyi, ezber yerine sorgulamayı, tahakküm yerine sanatı ve bilimi ön plana çıkaran bir toplum olamadığımız sürece, yaşadığımız toplumsal sıkıntılar kalıcı olmaya devam edecektir.

Politika ve Strateji Kavramlarına Bakış

Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü (TDK, 2025) olan politika, bir çatı kavram olarak ele alınmaktadır. Bir amaca ulaşmak için ortaya konacak olan tutumu ifade etmektedir. Mevzuat, hükümet ya da parti programları, kalkınma planları birer politika belgeleridir. Bu politika belgelerinden biri de stratejik plandır.  

Strateji, herhangi bir kurumun amaçlarını ve misyonunu gerçekleştirmek için, uygulanabilir olan seçeneklerin ortaya konulması ve bir uygulanabilir seçeneğin belirlenmesi işlemidir (Akdemir, 1992, s.139). Stratejide hedefe hangi yöntemlerle ulaşılacağı saptanır. Dolayısıyla strateji belgelerinin belirli bir hedefe yönelik olarak hazırlanmış ayrıntılı politika belgeleri oldukları söylenebilir.  Stratejik yönetimin, vizyon, misyon, strateji ve eylemden oluşan dört unsuru bulunmakta olup,  stratejik planlar uzun (5+), orta (1-5) ve kısa (-1) vadeli planlar olmak üzere üçe ayrılmaktadır (Çoban, 1997, s.81-83).

Stratejik Planlamanın Çerçevesi 

Stratejik planlamanın ilk aşamasında, stratejik yönetime neden ihtiyaç duyulduğu açıklanır, bu çerçevede organizasyonun mevcut durumu analiz edilir. İkinci aşamada, ulaşılmak istenen hedeflerle ilgili olarak vizyon ve misyon bildirgeleri hazırlanır. Üçüncü aşamada, hedefe nasıl ulaşılacağına ilişkin stratejiler tespit edilir. Dördüncü aşamada kişi ve kurumların sorumlulukları belirlenir ve son aşamada ise hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığının kontrol edilir ve gerekirse plan gözden geçirilir (Aktan 2008, s.9)  

Türkiye’de kamu kurumları 2013 yılında yürürlüğe giren Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na göre (Kamu Mâli Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 2013) stratejik plan yapmak zorundadırlar. Ancak bunlar kurumsal bazlı gerçekleştirilen stratejik planlardır.

Kütüphaneler Açısından Strateji Geliştirmenin Önemi

Yeni bir toplumsal aşama olarak nitelendirilen bilgi toplumunu biçimlendiren unsurlar, halk kütüphanelerini de kaçınılmaz olarak etkilemektedir. Değişim ve dönüşüm bütün toplumsal kurumlar için zorlayıcı bir olgudur. Kütüphaneler de bu dönüşümü başarabilmek, bu zorlukların üstesinden gelebilmek için için stratejik kararlar almak zorunda kalmaktadır (Karadeniz, 2019, s.166).

Bilgi toplumuna dönüşümün en belirleyici unsurları is bilgi ve bilgi teknolojileridir. Toplumun değer yaratımı, bireyin enformasyonu bilgiye dönüştürme ve bu bilgiyi yeni bir değer yaratmak için kullanma becerisine dayanır. Küreselleşmenin bir sonucu olarak artan rekabet nedeniyle, bu değer yaratımı daha da önem kazanmaktadır (Danish Agency for Libraries and Media, 2010, s.6). Tam bu noktada, kütüphane kurumu ile bilgi toplumu arasında var olan organik bağ nedeniyle, bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde halk kütüphanelerinin rolü çok önemli. Kütüphane kurumu ile bilgi toplumu arasındaki ilişki şu şekilde sıralanabilir (Yılmaz, 2010, ss.266-269):

Bilgi toplumunun bilgi temelli bir toplumsal yapı, kütüphanenin de bilgiyi sağlayan, düzenleyen ve erişime sunan bir kurum olmasından kaynaklanan ilişki.

  • Toplumun ve bireylerin bilgiye erişimi bağlamında, kütüphane kurumunun bilgiye eriştirme işlevi.
  • Toplumun Bilgi Toplumuna uyumu konusunda kütüphanelerin sağlayacağı ücretsiz eğitimler.
  • Kütüphanelerin toplumdaki dijital uçurumun azaltılmasına ilişkin rolleri.
  • Bilgi ekonomisi olarak adlandırılan ekonomik yapının kurulmasında bilgiye eriştiren kurumlar olarak kütüphanelerin sorumlulukları.
  • Yerel kültürel mirasın dijitalleştirilerek korunması ve erişime açılmasında kütüphanelerin işlevi.
  • Kütüphanecinin, veri tabanlarının oluşturulmasından bilgi sistemlerinin tasarımına kadar yeni sorumluluklar yüklenmeye başlaması ve değişen işlevi.
  • Bilgi artış hızı ile gündeme gelen geneldeki bilgi kirliliği, güvenilir, doğru, nitelikli bilgi edinme konuları ile elektronik ortamdaki veri ve bilgilerin güvenliği konusunda kütüphanelerin sağlayacakları katkılar.
  • Kütüphanelerin, sağladığı bilgi kaynaklarıyla fikir ve düşüncelerin telif haklarına uygun olarak yayılmasına aracılık etmeleri.

Dolayısıyla halk kütüphaneleri için ulusal strateji geliştirmenin yararları şunlardır (Network for Information and Digital Access, 2011, s.4);   

  • Bilgi erişim ile yaşam boyu öğrenme alanlarındaki yasal çerçeveyi güçlendirmek,
  • Bilgi, bilgi teknolojileri, medya gibi çeşitli okuryazarlık türlerini geliştirmek,
  • Bilgi yönetim sistemlerinin kalitesini ve verimliliğini artırmak,
  • Hem ulusal hem de küresel kaynaklı bilgiye erişimi arttırmak,
  • Kaynağa dayalı eğitimi, açık ve uzaktan eğitim fırsatlarını desteklemek,,
  • Kütüphaneler aracılığıyla bilgi teknolojilerine erişimi sağlamak,
  • Bilgiye ve öğrenme kaynaklarına adil erişimi artırmak,
  • Bilimsel bilgi ile açık hükümet verilerine açık erişim sağlayarak bilgiyi demokratikleştirmek,
  • E-yönetişimi teşvik etmek,
  • Halk kütüphanelerine politik görünürlük kazandırmak.

Halk Kütüphanesi Strateji Belgelerinin Dünyada Ortaya Çıkışı ve Öne Çıkan Konular

Dünyada, halk kütüphanelerinin, geleneksel rollerinden 21. yüzyılın gereksinimlerini karşılama rolüne geçiş yapması gerektiğinin farkına varılmasıyla, ulusal kapsamlı halk kütüphanesi strateji belgeleri yaygınlaşmaya başlamıştır. Dünyadaki halk kütüphanesi strateji belgelerinde öne çıkan konular şunlardır (Karadeniz, 2019, s.145):

  • Kütüphanelerin eğitime, öğretime ve araştırmaya katkısı,
  • Kütüphanelerin bireylerin okuma, yazma ve hatta konuşma becerilerine katkısı,
  • Bilgi okuryazarlığının geliştirilmesi ve sayısal uçurumun azaltılmasında kütüphanelerin rolü,
  • Çevrimiçi hizmetler, sayısal içerik oluşturmak, kamu hizmetlerine elektronik ortamda erişim gibi teknolojik gelişmeler,
  • Toplumun sosyal ve ekonomik refahına kütüphanelerin katkısı,
  • Kütüphanelerde insan kaynakları, uzmanlık, işgücü ve istihdam,
  • Yerel kültür mirasının derlenmesi,
  • Kütüphane-toplum ilişkisi bağlamında kütüphanelerin toplumsal yararı ve sivil değerlere katkısı
  • Kütüphaneler arası işbirliği,
  • Halk kütüphanesi politikaları ve uygulamalar konusunda merkezi yönetimler ile yerel yönetimlerin sorumluluk alanları. 

Değerlendirme

Türkiye’de halk kütüphanelerinin planlı bir biçimde yönetilebilmesi, mevcut sıkıntıları gidermek, sık sık değişen ve meslek dışından da atanabilen üst yöneticilere süreçler ve hedefler konusunda ipuçları sağlamak, kaynakların verimli kullanılmasını sağlamak, kütüphanelerin birbirleriyle eşzamanlı ve bir bütün olarak gelişmelerini sağlamak, halk ve üst düzey karar alıcılar üzerinde farkındalık yaratmak için halk kütüphaneleri konusunda ulusal çapta bir halk kütüphanesi stratejisine gerek vardır.

Kaynakça

Akdemir, A. (1992). AT işletmeleriyle bütünleşmede teknolojinin stratejik yönetimi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi.

Aktan, C. (2008). Stratejik yönetim ve stratejik planlama. Çimento İşveren Dergisi, 22, (4), 4-21. Erişim adresi: http://www.ceis.org.tr/dergiDocs/makale132.pdf

Çoban, H. (1997). Bilgi toplumuna planlı geçiş gelecekten kaçılmaz: bilgi toplumuna planlı geçiş için stratejik planlama ve yönetim bilgi sistemi uygulanması. İstanbul: İnkılap Kitabevi.

Danish Agency for Libraries and Media (2010). The public libraries in the knowledge society. Erişim adresi: https://slks.dk/fileadmin/publikationer/publikationer_engelske/Reports/The_public_libraries_in_the_knowledge_society._Summary.pdf

Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu. (2003). Kanun Numarası: 5018. T.C. Resmi Gazete. Tarih:24/12/2003, Sayı:25326.Erişim adresi: https://mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5018.pdf

Karadeniz, Ş. (2019). Türkiye’deki halk kütüphanesi sisteminin değerlendirilmesi ve bir ulusal halk kütüphanesi stratejisi önerisi. Yayınlanmamış doktora tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi.

Network for Information and Digital Access. (2011). Supporting societies’ needs: a model framework for developing library policy: case study – Namibia in a knowledge based economy: a renewed policy towards vision 2030. Erişim adresi: www.nida-net.org/documents/3/namibia_final_1.pdf

Türk Dil Kurumu. (2025). Büyük Türkçe sözlük. Erişim adresi: http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&view=bts

Yılmaz, B. (2010). Türkiye’nin bilgi toplumu politikasında kütüphane kurumuna yaklaşım. Bilgi Dünyası, 11, (2), 263-289.

Kütüphanelere ad verme süreci bir sistematiğin sonucu ortaya çıkar. Kütüphane adları, kütüphaneyi kuran tüzel kuruluşun adını, kütüphanenin türünü kapsar ve arzu edilirse anılmak istenen belirli bir kişiyi ya da tarihi bir olayı içerebilir.

Bütün kütüphanelerin ortak bir amacı vardır; bilgi ile o bilgiye gereksinim duyanları bir araya getirmek. Ancak evrende var olan bütün bilgi kaynaklarına aynı anda sahip olma imkânı olmadığından, kütüphaneler bu konuda bir seçim yapmak zorunda kalır. Yani hizmet vereceği hedef kitleyi sınırlayarak, o hedef kitlenin ihtiyaçları doğrultusunda bir koleksiyon geliştirme politikası yürütür. Böylece kütüphane türleri ortaya çıkar.

Yeni kurulacak olan bir kütüphaneye sadece “Kütüphane” demek, çok genel bir ifade olduğundan ve belirli bir kütüphane türüne işaret etmediğinden adlandırma süreci açısından yeterli olmaz. Tek başına kütüphane ibaresinin, daha çok belirli bir kuruluşun teşkilat yapısında bir iç hizmet birimi olarak kurulmuşsa kullanıldığı görülür. Örneğin bir orta öğretim kurumunda sadece “kütüphane” ibaresi kullanılabilir çünkü o kütüphanenin, o okulun organik bir unsuru olduğu açıktır.

Tek başına kütüphane ibaresi dışında Orman Kütüphanesi, Deniz Kütüphanesi, Yalı Kütüphanesi biçiminde adlandırmalara kimi zaman rastlanabilir. Ancak bu tür adlandırmalar da kütüphane türü konusunda yeterli ipucu sağlamazlar. Çünkü örneğin Orman Kütüphanesi, orman konusundaki bilgi kaynaklarından oluşan bir kütüphane midir, yoksa ormanlık alanda kurulmuş bir kütüphane binası mıdır bu isimlendirme üzerinden anlaşılmaz. Eğer orman konusundaki bilgi kaynaklarından oluşan bir kütüphaneyse, örneğin Orman İhtisas Kütüphanesi biçimde bir adlandırmayla; sahip olunan koleksiyondan yola çıkılan ve kütüphanenin türünü vurgulayan bir adlandırmalar yapılabilir.

Sonuç olarak yeni kurulacak olan bir kütüphaneye ad verileceği zaman şöyle bir sistematik takip edilir. İsimlendirmede öncelikle kütüphane hangi kurum tarafından kuruluyorsa o kurumun adı belirtilir; örneğin X Bakanlığı, X Valiliği, X Belediyesi, X Derneği gibi. Sonrasında ise kütüphanenin türü vurgulanır; halk kütüphanesi, araştırma kütüphanesi, sanat kütüphanesi, ihtisas kütüphanesi gibi. Ayrıca eğer belirli bir kişiyi ya da tarihi bir olayı anmak istenirse bunlar kütüphane türünün başına eklenebilir.

Örnekler:

X Belediyesi X Kişisi Halk Kütüphanesi

X Kurumu X Kişisi Sanat Kütüphanesi

X Derneği X Kişisi Denizcilik Kütüphanesi

X Üniversitesi Yapay Zeka Araştırmaları Kütüphanesi

Baştan uyaralım bu yazı bilgi profesyonelleri için değildir.  🙂

Evet zaman zaman yetersiz kaldığına ilişkin eleştiriler işitilse de, ülkemizde de bir halk kütüphanesi sistemi var ve halk kütüphaneleri birer kamu kurumu olarak vatandaşlarımıza hizmet sunmaya devam ediyor. Üstelik son yıllarda bu hizmetlerin niteliği gittikçe yükseliyor. İşte bu hizmetleri vatandaşlarımıza, kütüphane kullanıcılarına duyurmak ise elbette biz bilgi profesyonellerine düşüyor.

Kütüphane kurumu niye var?

Kütüphaneler temelde; insanların, bireysel ya da topluluk olarak kayıtlı, kaydedilmiş, kayıt altına alınmış bilgi ile ilişki kurmasını sağlamak için kurulmuş. Çünkü bilgi insanlaşma yani düşünme, düşünce üretme ve düşünceleri paylaşma sürecinin en elzem parçası. İnsanı diğer canlılardan ayıran temel fark bilgiyi kullanma becerisi. İnsanlığın ulaştığı medeniyet bilgi sayesinde inşa edilmiş. Bu kadar önemli bir varlık olan bilginin, var olan tüm versiyonlarına sahip olmak bir birey için olanaksız. İnsan belleği biyolojik olarak bu bilgileri kopyalamaya ve yeninden hatırlamaya müsait değil. Kitap, dergi vb. çeşitli biçimlerdeki bilgilerin tümüne sahip olmak da birey için fiziki ve ekonomik nedenlerden ötürür olanaksız. Bu kısıtlamalar bilgiyi insanlar için derleyen ve sunan çeşitli kurumların ortaya çıkmasına neden olmuş. Kütüphaneler bu düşünce ürünlerini bulup, seçip, kimliklemek üzere düzenleyip ihtiyaç duyanların ulaşmasını sağlamışlar. Sahip oldukları bilgi kaynaklarının türleri, hizmet vermeyi seçtikleri toplulukların özellikleri, sunulan hizmetlerin özellikleri gibi kriterler nedeniyle de kütüphane türleri ortaya çıkmış. İşte halk kütüphaneleri o toplumun bilgi kaynaklarını muhafaza altına alarak o toplumun üyesi olan herkese, yaş, cinsiyet, ırk vs ayrımı yapmadan, ücretsiz olarak bilgi hizmeti vermeyi eğitim, araştırma, boş zamanlarını değerlendirme faaliyetlerine katkı sağlamayı amaçlayan bir kütüphane türü.

Ülkemizdeki en yaygın halk kütüphanesi sistemi Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren halk kütüphaneleri. Bunun dışında belediyeler de artık halk kütüphanesi hizmeti vermeye başladılar.

Halk kütüphanelerinde yürütülen işler en temelde 3’e ayrılmaktadır.

  1. İdari Hizmetler: Kütüphane yönetimi, personel, kütüphane binası gibi konulardır.
  2. Teknik Hizmetler: Bilgi kaynaklarının seçildiği, sağlandığı, taşınır işlemlerinin yapıldığı, kataloglandığı, ciltleme, etiketleme gibi rafa çıkış hazırlıklarının yapıldığı, sayım, ayıklama, düşüm ve derleme işlemleri gibi kısaca vatandaşla temas olmadan iç ofislerde gerçekleştirilen tüm ön hazırlık çalışmalarıdır.
  3. Okuyucu Hizmetleri: Materyalin konularına göre rafa yerleştirilmesi, raf okuma, üyelik işlemleri, kimlik paylaşım sisteminin kullanımı, ödünç verme, kütüphaneler arası ödünç verme, kültürel etkinlikler gerçekleştirilmesi, danışma hizmetleri, rezerv hizmetleri, gezici kütüphane koleksiyonlarının güncellenmesi, gezici duraklarının belirlenmesi, geçici koleksiyon oluşturma, duyurular, kullanıcı anketleri, kullanıcı kurallarının oluşturulması ve duyurulması, halkla ilişkiler çalışmaları, web sayfası, sosyal ağların kullanımı, kütüphane haftaları, engellilere yönelik çalışmalar, çocuk bölümlerindeki hizmetler, internet erişimi kütüphane salonlarından faydalanma ile ilgili konulardır. Kısaca vatandaşla temas içerisinde gerçekleştirilen tüm kütüphane operasyonlarıdır.

Halk kütüphaneleri ne tür hizmetler veriyor?

Vatandaşların kütüphane hizmetlerinden yararlanmaları için uygun koşulları ve ortamları sağlayan halk kütüphanelerinin en temel okuyucu hizmeti, kütüphane materyalinin (yani kitap, dergi, elektronik kaynaklar, CD, çocuklar için oyuncak, oyun setleri vb), kütüphane içinde veya dışında ödünç verilmesi ya da erişiminin sağlanmasıdır. Okuyucular, ödünç verme hizmetinden yararlanmak için sadece T.C kimlik numarasını gösterir bir belge ile kütüphaneye üye olabilmektedirler. Okuyucular gerek kütüphane  içindeki bilgisayarlardan gerekse internet üzerinden kütüphane kataloğunda elektronik olarak tarama yapabilmekte, aradığı kaynak o kütüphanede olmasa bile, eğer varsa hangi kütüphanede olduğunu tespit edebilmektedir.

Yazma ve nadir eserler gibi çok değerli eserler, danışma kaynakları, kullanıcılar tarafından sıklıkla aranan materyaller ile süreli yayınların son sayıları hariç, kütüphane materyali ücretsiz olarak ödünç verilmekte, eğer kullanıcı çeşitli nedenlerle, materyalin ödünç alındığı ilden farklı bir ilde bulunuyorsa, materyali o anda bulunduğu ildeki İl Halk Kütüphanesine iade edebilmektedir. Ayrıca ödünç verme hizmetini destekleyen diğer bir hizmet ucu olarak, gereksinim duyulan materyaller kütüphaneler arası ödünç verme hizmeti ile okuyuculara temin edilebilmektedir.

Kütüphanelerin bir diğer önemli okuyucu hizmeti danışma (referans) hizmetidir. Okuyuculardan yüz yüze,  telefon, posta, elektronik posta ve benzeri yollarla yapılan bilgi talepleri karşılanır. İstenen bilgilerin hangi kaynaklarda bulunabileceği, kaynağın kullanım özellikleri, kaynağın kütüphanede bulunmaması durumunda hangi kütüphane/ kütüphanelerde bulunabileceği konusunda okuyucuya rehberlik yapılır. Olanaklar ölçüsünde diğer kurum-kuruluşlarla iş birliği yapılarak kullanıcıların bilgi gereksinimi karşılanmaya çalışılır veya kullanıcı başka bilgi merkezleri ve bilgi kaynaklarına yönlendirilir. Danışma hizmetinde Rehberler ve Kılavuz Kitaplar; Bibliyografyalar, İndeksler ve Özetleyici Kaynaklar; Ansiklopediler, Sözlükler; El Kitapları; Yıllıklar; Almanaklar; Atlaslar, Haritalar ve Seri Yayınlardan danışma dermesi oluşturulur ve bunlar kütüphane dışında kullanılmak üzere ödünç verilmez. Halk kütüphanelerinde danışma hizmetleri rehberlik hizmetleri ile desteklenmektedir. Kütüphaneler okuyucuları için zaman zaman basılı ve elektronik kaynaklardan, bilgisayarlardan ve ağlardan yararlanma konusunda eğitici toplantılar düzenlemekte; kütüphane kullanımını ve kaynaklarını tanıtan materyal hazırlamakta ve duyurular yapmaktadır.

Bağımsız binalardaki bebek ve çocuk kütüphaneleri veya halk kütüphanelerinin içinde bir bölümde verilen çocuk ve gençlik kütüphaneciliği hizmetleri halk kütüphanelerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bebek, çocuk ve gençlik kütüphaneleri veya bölümleri; 0-2 yaş aralığındaki bebeklere, 3-14 yaş aralığındaki çocuklar ile 15-18 yaş aralığındaki gençlere, bunun dışında özel gereksinimi olan gruplara, ebeveynlere ve diğer aile üyelerine, bakıcılara ve alanda çalışan yetişkinlere hizmet verir.

Görme engelli veya az gören okuyucular için tasarlanan hizmetler kütüphanelerdeki önemli okuyucu hizmetlerinden sayılır. Bu açıdan görme engellilerin topluma entegrasyonlarının sağlanabilmesi amacıyla şu anda 87 kütüphanede, sesli ekran okuma programı, ekran büyütme programı ve bunlara ilişkin gerekli donanım bulunmaktadır. Aynı zamanda İstanbul, İzmir ve Antalya’daki il halk kütüphanelerindeki stüdyolarda görme engelli kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzere kitaplar seslendirilmektedir.  Dünyada bir ilk olma özelliğine sahip olan Kitap+ Mobil Uygulaması ile sesli işaret diliyle üretilen video kitaplar sadece işitme engelli bireylerin hizmetindedir.

Bedensel engel, yaşlılık ve sağlık durumlarının uygun olmaması veya yaşanılan yerin kütüphanelere uzak olması gibi nedenlerle yerleşik kütüphane hizmetlerinden yararlanamayan vatandaşlarımız için motorlu araçlarla gezici kütüphane hizmeti sağlanır. Özellikle deprem gibi büyük ölçekli afetlerin yaşandığı bölgelerde gezici kütüphaneler sosyal yaşam destek noktaları olarak görev yaparlar. Ayrıca hastane, cezaevi, huzurevi, kamp vb. özel toplulukların bulunduğu yerlerde ve talep eden belirli kuruluşlarda, belli aralıklarla oluşturulan kitaplıklar, geçici derme hizmeti olarak adlandırılır.

Teknolojik gelişmelere paralel olarak artık halk kütüphanelerinde okuyucular ücretsiz olarak internete erişebilmektedirler. İnternet üzerinden sunulan çeşitli elektronik kaynaklara erişim sağlanabilmektedir. Mobil cihazlardan ise e-kitabım mobil uygulaması üzerinden e-kitaplara erişim sağlanabilmektedir.

Kütüphane kullanıcıları halk kütüphaneleri aracılığıyla internet bağlantısı bulunan sanal gerçeklik (VR) gözlüğü, cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi cihazlar aracılığıyla e-kitaplara ve sesli kitaplara ulaşmalarını sağlayan Akıllı Kitap Platformu’na erişebilirler.

Kütüphaneler tarafından organize edilen kültürel etkinlikler ve kurslar son derece önemli bir okuyucu hizmeti haline gelmiştir. Kültürel etkinlikler sayesinde okuyucu olan veya ol­mayan kişi ve gruplarla kütüphane arasında iyi ilişkiler kurulmasını sağlanmaktadır. Ayrıca kitap formatı dışında insanların bilgi ve deneyimleri de bilgi kaynağı olarak değerlendirilmekte ve aynı zamanda modern toplumda gittikçe yalnızlaşan bireylerin sosyalleşeceği ortamlar sağlanmaktadır. Kullanıcılar eğitim, kültür, sanat ve teknoloji alanındaki gelişmelere ve yeni hizmet süreçlerine “Etkin Kütüphane Mobil Uygulaması” üzerinden de erişebilmektedirler.

Halk kütüphanelerinde kurulan ahşap tasarım, matematik, akıllı tarım, ebru, sıcak cam, kimya, epoksi, örme sepet atölyelerinde ve sanal gerçeklik (VR) platformlarında toplumun her kesimine yönelik etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

Özellikle yerel kültür mirasını korumak, kullanıma sunmak ve hizmet verilen bölgenin yerel belleğini oluşturmak amaçlarıyla Kütüphanelerde “Kent Arşivi” oluşturulmaya başlanmıştır. Kent Arşivleri için bölgedeki kişi kurum ve kuruluşlar; yerel araştırmacılar, belediye, üniversite ve sivil toplum kuruluşları ile diğer kütüphane ve bilgi merkezleri ile işbirliği yapılmaktadır.

Kütüphaneler bilgi hizmetlerinin dışında, isteklilere kütüphanelerde gönüllü olarak çalışma olanağı da tanımaktadır.

Halk kütüphaneleri aynı zamanda bulundukları bölgelerde derleme hizmetini yürütmektedir. Derleme Kanunu kapsamında, çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin belirli sayıdaki nüshalarını mükelleflerinden teslim alır, türlerine göre ayrımı yaptıktan sonra derleme programı üzerine kaydedilerek ilgili derleme kütüphanelerine teslim edilmesini sağlar.

a

Şenol Karadeniz’in dördüncü öykü kitabı SAKLI GÖLGELER ATLASI, Phoenix Yayınevi tarafından 2025 yılında yayımlandı. Yazar, Saklı Gölgeler Atlası adlı yeni öykü kitabını vaktini, emeğini ve sabrını bilgiye adayan fedakâr kütüphanecilere atfediyor.

Kimi öyküler, yalnızca anlatılmaz; yaşanır, hissedilir, bir gölge gibi peşinizi bırakmaz. “Saklı Gölgeler Atlası”nın tam da böyle bir kitap. Bu öykü seçkisinde sıradan hayatların içindeki derin çatlaklara ışık tutmaya; ölümleri, hatıraları, pişmanlıkları ve insanın kendisiyle yüzleşmesini anlatıldı. Karakterlerin hikayeleri sizleri hem hiç bilmediğiniz hayatlara hem de kendi geçmişinize götüren bir yolculuğa davet edecek. Bir tabut ustasının ölüm ile yaşam arasında sıkışan duygularını; yıllar sonra aşkıyla yeniden karşılaşan bir kadının aldığı kararların etkilerini, bir gencin modern zamanlarda hayattan sabırsız beklentilerini, bir marangoz atölyesinden yükselen talaş kokusunu, bir otel lobisinde gerçekleşen yaşam muhasebesini, bir ayakkabı tamircisinin raflarında biriken tozlu geçmişi hissedeceksiniz. “Saklı Gölgeler Atlası”, her biri kendi içinde ayrı bir evren taşıyan öyküleriyle, hayata farklı bir pencereden bakmak isteyenler için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Okudukça gölgeler belirginleşecek, sayfalardaki hikâyeler zihninizde yeniden yazılacak.

“Hatıraların erişmekte zorlandığı, hayal ile hakikatin iç içe geçtiği bir devr-i kadimde, Anadolu’nun bağrındaki ıssız bir köyde doğmuş Meryem. Güneş kan kırmızısı bir perde çekerken ufka, avludaki tahta sedirlerin üzerinde oturup gökyüzünü izler ve sanki başka diyarlardan haber bekler gibi susarmış köylüler. İşte Meryem, bu derin suskunluğa açmış gözlerini, cılız ağlayışı evin kerpiç duvarlarında yankılanmamış bile. Bir deli kadınmış Meryem’i doğuran; adı zamanla yitse de deliliği baki kalan Deli Zehra’nın küçük kızıymış. O kadar küçükmüş ki annesinin yerli yersiz savurduğu kahkahalarından, vakitli vakitsiz akıttığı gözyaşlarından, pek mühim mevzuları aklında hesap edercesine kendi kendine söyleşmesinden, etrafındaki meraklı gözleri kor gibi yanan bakışlarıyla yıldırıp kaçırmasından bihabermiş. Ki köy ahalisi, bu deli kadının türlü türlü tuhaf davranışlarından ürker, bu uğrağa gelmiş zavallı kadından çekinir, etrafında pek dolanmaz, yaptıklarına da ses etmezmiş. Kadınlar onun geçtiği sokaklarda dualar mırıldanarak peşinden süpürgelerle toz kaldırır, erkekler ise göz göze gelmemeye çalışarak başlarını çevirir, hızlı adımlarla yanından uzaklaşırmış. Küçük Meryem, annesi hakkında işittiklerini yıllar içinde, kendince birbirine ulaya ulaya zihninde ancak bir hükme varabilmiş.” 

Yayınevinden satın almak için bu linki tıklayın

21. yüzyılda bilgiye duyulan gereksinim hem niceliksel olarak arttı hem de bu gereksinmenin niteliği değişti. Bu durum, bilgiye gereksiniminin doğasını değiştirdi.

Bilgi, bireyler ve toplumlar için her zamankinden daha merkezi bir rol oynuyor. Daha çok, daha hızlı, daha doğrulanabilir ve daha çeşitli biçimlere sahip bilgilere ihtiyaç duyuluyor artık. Bilginin yalnızca erişilebilir olması önemli değil; aynı zamanda doğru, güvenilir ve faydalı olması gerekiyor.

Geçmişte bilgi, biriktirilmesi gereken bir kaynak olarak görülürdü. Örneğin bilgiler ansiklopedilerden veya kitaplardan öğrenilirdi. Oysa 21. yüzyılda bilgi ihtiyacının çevrim içi olarak anlık karşılanması gerekiyor. Çünkü insanlar artık her şeyi hatırlamak yerine, gerektiğinde bilgiye ulaşmayı tercih ediyor. Yani bu anlık ihtiyaçları karşılayabilecek nitelikteki bilgi kaynakları tercih ediliyor, bu tür bilgi kaynaklarına ve bilgi sistemlerine odaklanılıyor. Ama bilgiye erişimin kolaylaşması nedeniyle insanlar bilgiyi daha hızlı tüketmeye zorlanıyor. Ayrıştırmadan yapılan hızlı bilgi tüketimi, bilgi kültürü ve davranışını yüzeyselleşiyor.

Bu durum diğer yandan ayrı açılımlar da yaratıyor. Sosyal medya ve internet, yanlış bilgiye maruz kalma riskini çok fazla arttırırken, doğru bilgiye ulaşma ve onu ayırt etme becerisi daha da değerli hale geliyor.

Halk kütüphanelerinin dijital çağda hayati bir rol oynamaya devam etmesi onların yenilikçi ve toplum odaklı bir yaklaşımla; çok yönlü, esnek ve modern bir yapıya dönüşmesine bağlı. 21. yüzyılda yanlış bilginin yayılması tehdidi karşısında, halk kütüphaneleri, güvenilir bilgiye ulaşma konusunda rehberlik edebilir, doğrulanmış ve güvenilir kaynaklara erişim sağlayarak toplumda bilgi kirliliğini azaltabilir. Kütüphaneciler, bireylere doğru bilgi kaynaklarına ulaşma konusunda danışmanlık yapabilir. Ancak bu şekilde toplumun ihtiyaç duyduğu bir bilgi kurumu haline dönüşebilir.

Kütüphane Haftası yaklaşıyor. Bu vesileyle toplumun ilgisini kütüphanelere çekecek; kullanıcıların ilginç, yaratıcı ve eğlenceli bulacağı kütüphane etkinlikleri tasarlayabiliriz. İşte bir kaç öneri:

1.KULAKTAN KULAĞA KİTAPTAN KULAĞI

Ünlü yazarlara mesaj gönderme etkinliğidir.

Etkinlik öncesinde çocuklar sevdikleri yazarlara video mesajlar ya da mektuplar hazırlayacaklar. Bu mesajlar kütüphane tarafından yazarlara iletilecek. Yazarların çocuklara verdikleri cevapların videoları kaydedilecek ve etkinlik alanında yayınlanacak. Sürpriz etki olarak bu yazarlardan bazıları etkinlik alanında hazır bulunacaklar. 

2.ÖKSÜZ KİTAPLARI EVLAT EDİNDİRME

Etkinliğin özü kurulacak olan bir “Kitap Takas Masası” standı çevresinde yaratıcı kitap etkinlikleri yapmaktır.  

Kitap severlerin bir arada olacağı etkinlikte önceden hazırlanacak stantlara kitap bırakılabilecek ya da ihtiyaç duyulan kitaplar ücretsiz sahiplenebilecekler. Buradaki kitapların ikinci el olması gerekiyor. Ancak etkinliğin ilginç yanı aynı anda yaratıcı kitap kaplama veya kitap ayraçları yapma atölyeleri ve kitap sayfaları üzerinde sanat projeleri yapılacak olması. Bir tür maker space alanı kurgulanacak.

3.“ÇOCUK ÖYKÜCÜLER” PORTFOLİO SERGİSİ

Hem yazarlık, hem çizerlik hem de sunum deneyimi etkinliğidir.

Etkinliğin birinci bölümünde çocuklar, öykü yazma teknikleri, karakter geliştirme ve konu oluşturma gibi konularda mini eğitim alacaklar. Daha sonra çocuklar eğitmenleri ile beraber, belirlenen bir konuda mini öyküler yazacaklar. Her bir öykü için çizerler hızlıca bir illüstrasyon hazırlayacaklar. İkinci bölümünde ise her bir öykü ve ilgili illüstrasyon sergilenecek. Sergide çocuk yazarlar, çalışmalarını anlatacaklar. Aynı zamanda tüm çalışma online olarak birleştirilip e-kitap olacak. Böylece çocuklar hem yazarlık hem çizerlik hem de sunum konusunda deneyim yaşayacaklar. 

4.KİTAP MENTÖRLÜĞÜ AKADEMİSİ 

Fikrin özü ebeveynlere nitelikli çocuk kitaplarını seçme konusunda bir eğitim vermektir.

Anne babalar çocuk kitabı seçme kriterlerini bilmeyebilirler. Bu konuda uzmanlar aracılığı ile mini seminerler verilecek. Etkinliğin ilginç ve sosyal tarafı anne babaların, eğlenceli bir şekilde çocuklarının okuma zevkini keşfetme süreci yaşamalarıdır. Seminerin birinci bölümde, çocuklarının ilgi alanlarını belirlemek için ebeveyn ve çocukları birlikte eğlenceli etkinlikler yapacaklar. İkinci bölümde kütüphane çocuk koleksiyonundan ödünç çocuk kitabı seçecekler.

5.MASTER KİTAP ŞEFİ

Etkinliğin özü kültürlerarası okuma şenliğidir.

Amaç farklı ülke ve kültürlere ait kitapları tanıtmak. Kitaplar, kitapta konu edinilen ülkelerin geleneksel lezzetleri ile birlikte tanıtılacak. Birinci bölümde her kitap için ilgili ülkenin tarihini, coğrafyasını, geleneklerini ve kültürünü içeren kısa bir tanıtım yapılacak. Seçilen kitabın ana teması, karakter analizlerini ve olay örgülerini ele alınacak Örneğin, İtalyan bir kitapla birlikte pizza veya Japon bir kitapla sushi sunulacak. Ayrıca yazarların en sevdiği yemek tariflerinden mini bir aşçılık atölyesi gerçekleştirilecek.

6.NESİLLER ARASI KÖPRÜ KİTAP

Dede-torun ya da nine- torun okuma etkinliğidir.

Rahat minderler veya halılar üzerine oturma düzeni oluşturulacak. Etkinlik sonunda emekliler ve çocuklar arasında okuma deneyimi paylaşılacak. Hem yaşlıların sosyalleşmesi hem de torunları ile olan bağların pekiştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca farklı yaş grupları arasında anlayışı artırmak, kültürel alışverişi teşvik etmek ve topluluk içinde güçlü bir dayanışma hissi oluşturmak için bir araç olabilir.

7.ÇANTADA KİTAP

Etkinliğin özü herkesin çantasında bir kitap bulundurmasının özendirilmesi amacıyla sürpriz hediyeli bir okuma setinin, drama eşliğinde aşama aşama dağıtımıdır.

Bir drama eğitmeni eşliğinde gerçekleştirilecek etkinlikte, her aşama bitince çantaya birer birer sürpriz okuma hediyeleri konacak. Çocuklara uygun kitapların yanında bir okuma listesi, okuma ışığı, ayraç, özel tasarımlı okuma kültürüne ilişkin notlar eklenecek. Okuma deneyimini daha heyecanlı hale getirmek için sevimli ve renkli işaret kalemleri, çocuklara kendi okuma günlüklerini yazabilecekleri mini ajandalar, çocukların kitaplarını kişiselleştirmelerine olanak sağlayacak stickerlar, çocuk kitaplarına uygun kitap karakterleri veya hikayelerle ilgili küçük oyuncaklar konacak. Ancak bunların hepsi hazır paket olarak verilmeyecek. Çocuklar etkinlik sonunda ödül dolu bir okuma çantasına sahip olacaklar.

8.MASAL KAHRAMANLARIYLA BİRLİKTE OKUMA MACERASI

Etkinliğin özü kostümlü okuma etkinliğidir.

Çocuklar için masal kahramanı kostümlerini hazırlanacak. Bu kostümleri giyen çocuklar, kitapların belirli sahnelerini canlandırılacak. Etkinliği drama uzmanı yönetecek.

9.KÜTÜPHANE VIP ÜYELİK KARTI 

Etkinliğin özü Kütüphane VİP Üye Kartı hazırlanıp, etkinliklerde aktif rol oynayanlara dağıtılmasıdır.

Kütüphane etkinliklerine katılanlara, kütüphane kullanımını teşvik amacıyla Kütüphane VİP Üye kartı hazırlanıp verilecek. VİP kartının arkasındaki barkoda özel, online bilgi içeriklerine erişim olanağı, kütüphanelerden de daha fazla kitap ödünç alma hakkı vs tanımlanacak.

Türkiye’de son dönemde kütüphane, arşiv, bilgi ve belge yönetimi alanında çok sayıda bilimsel, kültürel, sosyal ve kısmen ticari etkinlikler gerçekleştirilmeye başlanmış olması sevindirici bir durumdur. Değişen koşullar doğrultusunda kütüphanelerin de mevcut rolleri sürekli değişmekte ve gelişmekte. Bu alanda çalışanlar da bu değişime ayak uydurabilmek isteğiyle çeşitli etkinliklere katılım göstermekteler. Bu etkinlikler hem mesleğimizin niteliğini hem de bu alanda çalışan insanların bilgi ve becerilerini yükselmekte. Bunun yanı sıra meslek grubunun üyeleri arasında sosyalleşmeyi ve motivasyonu da sağlamaktadır.

Bu açıdan ülkemizde kütüphanecilik alanında içeriği, sürekliliği, etki alanı ve meslek mensuplarının etkinliğe katılım isteği gibi açılardan değerlendirildiğinde markalaşmaya başladığı görülen bazı etkinliklerden bir kaçını şöyle sıralayabiliriz:

KÜTÜPHANE HAFTASI ANA ETKİNLİK PROGRAMLARI

1964 yılından beri kutlanmakta olup Kütüphane Haftası etkinlikleri, ülkemizdeki en köklü mesleki etkinliktir. 1964 yılında Türk Kütüphaneciler Derneği’nin kuruluş günü dolayısıyla kutlanmaya başlayan hafta, aradan geçen zaman süresince ülke çapına yayılmayı başarmıştır. İllerde Valilikler kanalıyla okullar ve kütüphanelerde, merkezde ise Bakanlıklar nezdinde resmi olarak kutlanmaya başlanmış bu açıdan toplumsallaşmayı başarmış bir mesleki etkinliktir. Kütüphane Haftası Ana Etkinlik Programının organizasyonu 1981 yılına kadar Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından gerçekleştirilirken 1981 yılından sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa kutlanmaya başlanmıştır. İlk yıllarda Derneğin kuruluş günü dolayısıyla Kasım ayında kutlanan Hafta, daha sonra Dünya Çocuk Kitapları Haftası’nın da aynı zamanlara denk gelmesi nedeniyle, Mart ayının Pazartesi ile başlayan son haftasına alınmıştır. Kütüphane Haftaları çok uzun zaman mesleğin hem bilimsel, hem sosyal ve kültürel platformunu oluşturmuştur. Son dönemlerde kütüphanecilikle ilgili akademik etkinliklerde meydana gelen artış, Kütüphane Haftalarının akademik yönünden ziyade mesleki çerçevede kişisel gelişim ile mesleğin toplumsal tanıtımı rollerinin öne çıkmasına neden olmuştur.

19831983 (3)

ÜNAK YILLIK KONFERANSLARI

Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği (ÜNAK) tarafından 1991 yılından bu yana gerçekleştirilen yıllık konferans toplantısıdır. Ülkemizde bilgi hizmetleri, bilgi ve belge yönetimi, bilgi ekonomisi, bilgi okuryazarlığı, bilgiyi sanayileştirmek gibi konuları çeşitli platformlarda gündeme getiren ve uygulamacıların farkındalıklarını artırmaya yönelik  bir içeriğe sahiptir. Yurt içinden ve dışından çağrılı konukların konuşmalarının yanı sıra belirlenen temalara yönelik olarak gönderilen ve hakem kurulu tarafından onaylanan bildiriler sunulur. Bilgi teknolojileri alanında hizmet sunan firmalar için ürünlerini tanıtma ve sunma fırsatları da sunmaktadır.

ANKOSLINK ANKOS YILLIK TOPLANTILARI

Anadolu Üniversiteleri Konsorsiyumu’nun (ANKOS) yıllık toplantısıdır. Yurt içinden ve dışından çağrılı konuşmacıların sundukları konferans ve panellerin yanı sıra, alana ilişkin ticari firmaların da sunum yapabilme olanakları vardır. Bu nedenle içeriğinde her kesimden bilgi profesyonelleri için uygun konular barındırmaktadır. Özellikle üniversite ve akademik bilgi merkezlerine yönelik uluslararası mesleki ve teknolojik gelişmeleri içeren organizasyon 2000 yılındaki kuruluşundan beri gerçekleştirilmiştir.

E-BEYAS SEMPOZYUMLARI

2015 yılından beri Ankara Üniversitesi ev sahipliğinde, Ankara Üniversitesi Bilgi Yönetim Sistemleri Belgelendirme ve Bilgi Güvenliği Merkezi (BİL-BEM), Ankara Üniversitesi Belge Yönetimi ve Arşiv Sistemi (BEYAS) Koordinatörlüğü, Ankara Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve Bilgi Yönetimi Dergisi tarafından gerçekleştirilen sempozyumda e-Arşiv sistemleri, dijitalleştirme ve teknolojik altyapı gereklilikleri, EBYS’ lerde teknik altyapı, yeni teknolojiler ve felaket yönetimi, TS-13298 Standardının getirdikleri ve KYS (Kurum Yeterlilik Sertifikası), bilgi yönetimi ve bilişim sistemlerinde standartlaşma, vb konular ele alınmaktadır. Etkinlik TÜBİTAK-BİDEB Yürütme Komitesi’nin 28/06/ 2019 tarihli ve 27 sayılı toplantısı kararı ile desteklenmektedir.

ULUSLARARASI KÜTÜPHANE VE TEKNOLOJİ FESTİVALLERİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafında organize edilen festival, kütüphanecilik alanında teknoloji ve yapay zekâ temelli hizmet üretenleri, ürün geliştiricilerini, girişimcileri, kütüphanecilik profesyonellerini, kütüphanecilik hizmeti veren kurum ve kuruluşları ve tabi ki binlerce kütüphane kullanıcısı genci bir araya getirmektedir.

DEĞİŞEN DÜNYADA BİLGİ YÖNETİMİ SEMPOZYUMLARI

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tarafından 2007 yılından beri düzenlenen akademik bir etkinliktir. Sempozyumda Bilgi Yönetimi alanındaki araştırmacılar ve uygulamacılar bir araya gelerek günümüzdeki bilgi yönetimi sorunlarına çözüm getirebilecek yöntem, fikir, kuram ve yaklaşımları tartışmaktadırlar. Yurt içinden ve dışından çağrılı konuşmalarının yanı sıra belirlenen temalara yönelik olarak gönderilen ve hakem kurulu tarafından onaylanan bildiriler sunulur. 2012 yılına kadar 2 yılda bir düzenlenen etkinlik bu yıldan sonra her yıl organize edilmektedir. Kabul edilen bildiriler Springer yayınevi tarafından çıkarılan “Communications in Computer and Information Science (CCIS)” kitap serisinde yayımlanır.

ULUSLARARASI GELENEKTEN GELECEĞE BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ SEMPOZYUMLARI

Bartın Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü, Çankırı Karatekin Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü ve Kastamonu Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nün işbirliğiyle düzenlenmektedir.

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ BÖLÜMÜ KARİYER GÜNLERİ

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tarafından 2011 yılında başlatılan etkinlik, BBY öğrencileri ile uygulamacıları buluşturmayı amaçlamaktadır.

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ BÖLÜMÜ YAZ SEMİNERLERİ

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tarafından 2015 yılından beri Yaz dönemide uygulamacılara yönelik olarak 5 günlük bir eğitim semineri düzenlenmektedir. Bu eğitimin temel amacı meslektaşlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmelerine katkıda bulunmaktır.

KÜTÜPHANE, ARŞİV VE MÜZE (KAM) ÇALIŞTAYLARI

Oturumlarda kültürel mirasın korunması, dijitalleştirme, niteleme, üst veri, standartlar, iletişim teknolojileri, restorasyon, konservasyon, içerik sunum ve paylaşımı gibi konular ele alınmaktadır.

ULUSAL AÇIK ERİŞİM ÇALIŞTAYLARI

Çalıştaya üniversiteler, kamu kurumları, mesleki dernekler ve yayıncılar katılmaktadır. Çalıştay kamu kaynaklarıyla desteklenen bilimsel yayınlara ve verilere herkesin ücretsiz olarak erişebilmesi, bu yayınların ve verilerin kurumsal arşivler aracılığıyla erişime açılması, bunun için gereken politika, strateji ve mevzuatı ve açık erişim alt yapısını tartışmak amacıyla düzenlenmektedir. Çalıştay sonunda hazırlanan bildirge kamuoyuna duyurulmaktadır. İlki 8-9 Kasım 2012 tarihinde gerçekleştirilmiş olup yılda bir kez düzenlenmektedir.

HALK KÜTÜPHANECİLİĞİ SEMPOZYUMLARI

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından, özellikle halk ve çocuk kütüphanelerinin hizmet niteliğini yükseltmek ve dünyada oluşan değişime uyum sağlama sürecini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmektedir. İlki 1993 yılında Ankara’da gerçekleştirilmiş ve 19 yıl aradan sonra ikincisi 2012, üçüncüsü 2013 yıllarında Bodrum’da gerçekleştirilmiştir. Akademisyenlerle uygulamacıları bir araya getirmesi açısından önemli olup, aynı zamanda özellikle halk kütüphanesi yöneticilerine yönelik hizmet içi eğitim niteliği de bulunmaktadır. Yurt içinden ve dışından çağrılı konuşmalarının yanı sıra belirlenen temalara yönelik olarak gönderilen ve hakem kurulu tarafından onaylanan bildiriler ve posterler sunulur.

HALK KÜTÜPHANELERİ BÖLGE SEMİNERLERİ

Sadece halk kütüphanelerinde görevli kütüphanecileri içermesi ve hizmet içi eğitim niteliği olması açısından Bölge Seminerleri yukarıda sayılan diğer ulusal etkinliklerden ayrılmaktadır. Ancak Türkiye’de ilk olması, proje süresinin uzunluğu, katılımcılara sağladığı motivasyon ve elde edilen sonuçların niteliğinin yüksek olması gibi açılarından değerlendirildiğinde seminerlerin önemli olduğu görülmektedir. Türk Kütüphaneciler Derneği, Goethe Institut, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü işbirliği ile yürütülmüştür. Haziran 2006-Kasım 2012 arasında toplam 6 yıl aralıksız sürdürülüp, 20 toplantı sonunda sona erdirilse de yeniden başlatılması planlanmaktadır. Bölge seminerleri, Türkiye’de halk kütüphanecilerinin mesleki gelişme ve yenilikleri izlemeleri için gereksinim duyabilecekleri konulardaki bilgi gereksinimlerini sürekli bir hizmet içi eğitim modeli çerçevesinde karşılamak, onların mesleki niteliklerini yükseltmek amacıyla düzenlenmektedir. Seminerlerde akademisyen, yönetici, uygulamacı ve yayıncılar seminer teması ile ilgili sunumlar yapmakta, katılımcı her il de kendi kütüphanesine yönelik genel ya da tema eksenli sunumlar gerçekleştirmektedir.

TKD ŞUBE BAŞKANLARI TOPLANTILARI

2014 yılında 6.sı gerçekleştirilecek olan Şube Başkanları Toplantıları Türk Kütüphaneciler Derneği’nin iç işleyişine ilişkin bir toplantı gibi gözükse de gerek toplantı gerçekleştirilen bölgedeki kütüphanecilerin katılımına açık olması, gerekse toplantı içeriğinin seminer niteliği taşıması açılarından önemli görülmüştür. Türk Kütüphaneciler Derneği’nin Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ile Şube Başkanlarının bir araya gelmesi ile gerçekleştirilir. Ayrıca zaman zaman Genişletilmiş Şube Başkanları Toplantısı gerçekleştirilmesi durumunda Genel Merkez ile Şubelerdeki tüm kurul üyeleri toplantıya davet edilir. Belirli bir gündem ile yapılan toplantılarda Derneği ilişkin konular görüşülür. Bunun yanı sıra, alana ilişkin çeşitli seminerler düzenlenir. Toplantı gezi, yemek vb. sosyal etkinliklerle son bulur. Toplantı nedeniyle, toplantının gerçekleştirildiği bölgedeki meslektaşlarımızla, diğer kişi ve kurumlarla iletişim kurulmasına ve dolayısıyla, derneğin tanıtılmasına ve çeşitli işbirliği olanakları sağlanmasına yardımcı olur.

ULUSLARARASI ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ SEMPOZYUMLARI

Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü İşbirliğinde gerçekleştirilmektedir.

 

Türkiye’de 1964 yılından beri süregelen Kütüphane Haftası kutlamaları 1998 yılından beri belirli bir ana tema altında gerçekleştirilmektedir. Amaç, kütüphane haftası etkinliklerin çerçevesini çizmek, bir odak noktası oluşturmak ve kütüphanelerin topluma katkılarının farklı yönlerine dikkat çekebilmektir. Son 26 yılın kütüphane haftası ana temalarına aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Ana temaların kütüphanelerin değişen rolünü yansıttığı görülmektedir.

HAFTATARİH  ANA TEMAAÇILIŞ YERİ
6230 Mart-05 Nisan 2026İyileştiren KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
6102-06 Nisan 2025Üreten KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
6025-29 Mart 2024Dijital Geleceğin Anahtarı: Yapay Zekâ Temelli Akıllı Kütüphanelerİstanbul Rami Kütüphanesi
5927 Mart ve 2 Nisan 2023Kütüphane İyileştirirAnkara Milli Kütüphane
5828 Mart-03 Nisan 2022Kütüphanede Hayat VarAnkara CSO Tarihi Salon
5730 Mart-02 Nisan 2021Çağları Aşan SözAnkara Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi
5630 Mart-05 Nisan 2020Şehir Kültürü ve KütüphanelerÇevrimiçi
5525-31 Mart 20119Sürdürülebilir Kalkınmada Kütüphanelerin RolüAnkara Milli Kütüphane
5426 Mart-01 Nisan 2018Yeni Nesil Çocuklar Yeni Nesil KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
5327 Mart-02 Nisan 2017Yeni Enformasyon Teknolojileri ve KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
5228 Mart-3 Nisan 20216Küresel Anlayış ve KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
5130 Mart-05 Nisan 2015Kültürlerarası Diyalog ve KütüphanelerÇanakkale Onsekiz Mart Üniv.
5031 Mart-06 Nisan 2014Hayat Boyu KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
4925-31 Mart 2013Yenileşim ve KütüphanecilerAnkara Milli Kütüphane
4826 Mart-01 Nisan 2012Bilgi, Toplumu ÇoğullaştırırHatay Antakya Meclis Kültür Sanat Merkezi
4728 Mart-03 Nisan 2011Antik Çağdan Günümüze Kütüphanelerİzmir Antik Efes Celsus Kütüphanesi
4629 Mart-4 Nisan 2010Bilgi Mabedi KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
4531 Mart-05 Nisan 2009Bilginin Yazgısı: Sanal Dünyaya YolculukAnkara Milli Kütüphane
4431 Mart-06 Nisan 2008Hayatımdaki KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
4326 Mart-01 Nisan 2007Tarih Boyunca Kütüphane ve KütüphaneciAnkara Küçük Tiyatro
4227 Mart-02 Nisan 2006Türkiye’de Bilgi Hizmetleri ve Yeni YaklaşımlarAnkara Milli Kütüphane
4128 Mart-03 Nisan 2005Dijital Kültür ve Yeni Nesil KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
4030 Mart-04 Nisan 2004Yeniden Yapılanma ve Toplumsal BütünleşmeAnkara Milli Kütüphane
3931 Mart-06 Nisan 2003Demokratikleşme Sürecinde kütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
3825-31 Mart 2002e- Türkiye Sürecinde KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane
3726 Mart-01 Nisan 2001Kütüphanecilikte Yeni Gelişmeler Kavramlar OlgularAnkara Milli Kütüphane
3627 Mart-02 Nisan 2000Küreselleşme, Avrupa Birliği ve Bilgi HizmetleriAnkara Milli Kütüphane
3515 Mart-21 Mart 199921. Yüzyıla Doğru Türk KütüphaneciliğiAnkara Milli Kütüphane
3430 Mart-05 Nisan 1998Cumhuriyetimizin 75. Yılında Kültür Politikaları ve KütüphanelerAnkara Milli Kütüphane

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, kamu hizmetlerinin sağlanması ve kültürel hakların korunması konusunda çeşitli hükümler içeriyor. Bu bağlamda halk kütüphanelerinin topluma sağladığı hizmetler açısından önemli bir yasal dayanaktır. Aşağıdaki analizde halk kütüphanesi kurumu ve hizmetlerinin anayasa ile doğrudan ilişkili olabileceği noktalara değinildi. Bu ilişkiyi daha yoğun ve farklı bakış açılarından ele alacak başka çalışmaların yapılması kütüphanecilik kuramını geliştirmek açısından önemlidir.

Anayasa’nın 5. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

Toplumun Refahı ve Huzuru: 5. madde, devletin bireylerin refahını ve huzurunu sağlama görevi olduğunu belirtir. Halk kütüphaneleri, bireylerin bilgi, kültür ve eğitim gereksinimlerini karşılayarak toplumsal refaha katkı sağlar. Kütüphaneler, herkesin ücretsiz bilgiye erişebileceği, öğrenme ve kişisel gelişimlerini sürdürebileceği alanlar olarak toplumsal huzurun da sağlanmasında önemli bir rol oynar.

Kişilerin Maddi ve Manevi Gelişimi: 5. madde, devletin insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama görevi olduğunu ifade eder. Halk kütüphaneleri, bu görevin bir parçası olarak toplumun her kesimine bilgiye, eğitime ve kültürel kaynaklara erişim imkânı sunar. Kütüphaneler, bireylerin entelektüel gelişimine, kişisel yeteneklerini ve bilgilerini geliştirmesine katkı sağlayarak bu anayasal görevin yerine getirilmesinde önemli bir araçtır.

Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması: Halk kütüphaneleri, bireylerin bilgiye erişim hakkı başta olmak üzere eğitim ve öğrenim hakkını (Anayasa’nın 42. maddesi) destekleyen bir kamu hizmeti olarak, temel hak ve hürriyetlerin korunması amacına hizmet eder. Kütüphaneler, toplumun tüm kesimlerine bilgiye eşit erişim sağlama işlevi görerek, anayasanın öngördüğü eşitlik ve sosyal adalet ilkelerine katkı sağlar.

Anayasa’nın 10. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir…

Eşitlik İlkesinin Sağlanması: Anayasa’nın 10. maddesi, her vatandaşın kanun önünde eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaması gerektiğini ifade eder. Halk kütüphaneleri, bu ilkenin toplumsal düzeyde somut bir biçimde uygulandığı kurumlardır. Kütüphaneler, toplumsal sınıf, cinsiyet, din veya etnik köken gibi faktörlerden bağımsız olarak herkese eşit şekilde hizmet sunar. Her birey, ayrım gözetmeksizin halk kütüphanesinden yararlanabilir ve bilgiye erişim hakkını kullanabilir. Bu, anayasanın eşitlik ilkesinin kütüphaneler aracılığıyla hayata geçirilmesini sağlar.

Dezavantajlı Grupların Desteklenmesi: 10. madde, devletin kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve benzeri dezavantajlı grupların haklarını koruyucu tedbirler almasını öngörmektedir. Halk kütüphaneleri, bu grupların bilgiye ve eğitime erişimini kolaylaştırmak için çeşitli hizmetler sunabilir. Örneğin, görme engelli bireyler için sesli kitaplar veya çocuklar için özel eğitim materyalleri sağlanarak, anayasanın bu koruyucu hükmü desteklenir. Kütüphaneler, toplumdaki dezavantajlı grupların bilgiye erişim hakkını garanti altına alarak, sosyal eşitliği güçlendiren bir kurum haline gelir.

Kamu Hizmetlerinde Eşitlik: 10. madde, devlet organları ve idare makamlarının tüm işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etme zorunluluğunu vurgular. Bu ilke, halk kütüphanelerinin herkes tarafından eşit şekilde kullanılmasını güvence altına alır. Kütüphanelerin sunduğu hizmetler, herkesin ücretsiz ve ayrım gözetmeden faydalanabileceği şekilde düzenlenir. Devletin eşitlik ilkesini hayata geçirmekle yükümlü olduğu bu kamu hizmeti, bilgiye erişim hakkını demokratik bir temele dayandırarak toplumsal katılımı artırır.

Anayasa’nın 17. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir…

Bireyin Manevi Gelişimin Desteklenmesi: Anayasa’nın 17. maddesi, bireylerin manevi varlığını geliştirme hakkını güvence altına alır. Halk kütüphaneleri, bireylerin entelektüel ve kültürel gelişimlerini destekleyerek bu anayasal hakkın hayata geçirilmesine katkı sağlar. Kütüphaneler, bilgiye, sanata ve kültüre erişim sağlayarak kişilerin manevi olarak kendilerini geliştirmelerine olanak tanır. Bireylerin eğitim alması, bilgi edinmesi ve entelektüel birikimlerini artırması, manevi varlığın güçlendirilmesine hizmet eder.

Sosyal Erişim ve Bütünleşme: Halk kütüphaneleri, aynı zamanda toplumsal bütünleşmeyi destekleyen mekanlar olarak bireylerin toplumla bağlarını güçlendirme işlevi görür. 17. madde ile güvence altına alınan manevi gelişim hakkı, bireylerin toplumsal hayata katılımını ve bilgiye erişimlerini sağlayan kütüphaneler aracılığıyla somutlaşır. Kütüphaneler, farklı sosyal ve ekonomik sınıflardan bireylerin bir araya geldiği ve toplumsal kaynaşmayı teşvik eden kamusal alanlar sunar.

Anayasa’nın 20. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 20 – Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir…

Bilgiye Erişimde Gizlilik: Halk kütüphaneleri, kullanıcılarının hangi bilgilere ve kaynaklara eriştiğini gizli tutarak, kişilerin bilgi arayışlarının mahremiyetini korur. Bir bireyin hangi kitapları okuduğu, hangi kaynaklara eriştiği veya hangi bilgileri aradığı, özel hayatının bir parçası olarak değerlendirilmeli ve kütüphaneler bu bilgileri saklı tutmalıdır. Bu, kullanıcıların kendilerini rahat hissederek kütüphane hizmetlerinden yararlanmalarını sağlar ve anayasal güvence altına alınmış olan özel hayatın gizliliği ilkesine uygun bir işleyişi teşvik eder.

Kişisel Verilerin Korunması: 20. maddeye 2010 yılında eklenen fıkraya göre, kişisel verilerin korunması hakkı güvence altına alınmıştır. Halk kütüphaneleri, kullanıcıların ad, adres, kimlik bilgileri gibi kişisel verilerini toplar ve bu verilerin korunması, anayasal bir zorunluluktur. Kütüphaneler, bu kişisel verileri yalnızca kullanıcının açık rızasıyla ve yasal çerçevede işleyebilir.

Mahremiyet ve Bilgiye Özgürce Erişim: Halk kütüphanelerinin sağladığı anonim bilgiye erişim imkanı, kullanıcıların özgürce araştırma yapmasını ve bilgi edinmesini sağlar. 20. maddenin özel hayatın korunması hükmü, bireylerin özgürce düşünce üretmeleri, araştırma yapmaları ve bilgiye ulaşmaları sırasında dış müdahalelerden ve takip edilme korkusundan korunmalarını gerektirir. Bu durum, kütüphanelerin sunduğu ortamın anayasal gizlilik prensipleri çerçevesinde korunmasını zorunlu kılar.

Anayasa’nın 25. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisii

Madde 25 – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Düşünce Özgürlüğünün Gelişimi: Anayasa’nın 25. maddesi, bireylerin düşüncelerini oluşturma, bu düşünceleri değiştirme ve kanaatlerini özgürce geliştirme hakkını korur. Halk kütüphaneleri, bireylerin bilgiye erişimini sağlayarak bu düşünce özgürlüğünün gelişmesine katkıda bulunur. Kütüphaneler, herkesin özgürce farklı düşünce ve bilgi kaynaklarına ulaşabileceği tarafsız mekanlar olarak hizmet verir. Bu şekilde, bireylerin düşüncelerini özgürce oluşturma ve geliştirme hakkı kütüphaneler aracılığıyla desteklenir.

Bilgiye Erişimde Çeşitlilik ve Tarafsızlık: Halk kütüphaneleri, farklı ideolojik, kültürel ve entelektüel kaynaklara erişimi mümkün kılarak bireylerin farklı perspektiflerle düşüncelerini şekillendirebilmesine olanak tanır. Bu çeşitlilik, düşünce özgürlüğünün temel dayanaklarından biridir. Kütüphaneler, tüm bireylere herhangi bir ideolojik veya politik sınırlama olmaksızın bilgi ve kaynak sunarak, toplumdaki farklı düşünce ve kanaatlerin eşit derecede gelişmesini sağlar.

Düşünceyi Sınırlayan Müdahalelere Karşı Koruma: 25. madde, bireylerin düşüncelerini açıklamaya zorlanamayacağını ve düşüncelerinden dolayı kınanamayacağını vurgular. Halk kütüphaneleri, bireylerin hangi kaynaklara ve bilgilere eriştiği konusunda herhangi bir kayıt tutmadan ya da baskı uygulamadan özgürce bilgiye erişim sağladığı mekanlardır. Kütüphanelerin bu tarafsız işleyişi, bireylerin düşünce ve kanaat özgürlüğünü koruyarak, herhangi bir dış müdahale ya da yönlendirmeye maruz kalmadan bilgi edinmelerini sağlar.

Anayasa’nın 26. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar…

Bilgiye Erişim ve Yayma Hakkı: Anayasa’nın 26. maddesi, bireylerin düşüncelerini açıklama ve yayma özgürlüğünü korur. Halk kütüphaneleri, bu özgürlüğü destekleyen en önemli kurumlardan biridir, çünkü kütüphaneler topluma bilgi ve kaynakları ücretsiz olarak sunarak bireylerin düşünce ve fikirlerini geliştirmesine, yaymasına ve paylaşmasına olanak tanır. Kütüphaneler, farklı bilgi kaynaklarına ve fikirlerin yayılmasına erişim sağlar ve böylece bireylerin düşünce üretme ve yayma haklarını somut olarak destekler.

Sansürsüz Bilgi Akışı: Anayasa’nın 26. maddesi, devletin bireylerin bilgi ve fikir alışverişine müdahale etmemesini öngörür. Halk kütüphaneleri, bu çerçevede, bilgi ve kaynaklara sansürsüz ve özgürce erişimi mümkün kılan yerlerdir. Fikirlerin özgürce dolaşımı, kütüphanelerin sunduğu kaynak çeşitliliği ve tarafsız hizmet anlayışı ile desteklenir. Bu, bireylerin çeşitli düşünce ve ideolojilere ulaşmasını ve kendi fikirlerini oluşturarak bunları yaymasını sağlar.

İfade Özgürlüğünün Korunması: Halk kütüphaneleri, ifade özgürlüğünün somut bir şekilde desteklendiği kamusal alanlar olarak hizmet verir. Kütüphaneler, bireylerin sadece bilgiye erişimini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bilgi ve fikirlerin özgürce paylaşılmasına ve yayılmasına zemin hazırlar. Kütüphanelerde düzenlenen etkinlikler, seminerler, okuma grupları ve çeşitli programlar aracılığıyla, insanlar fikirlerini paylaşabilir ve bu paylaşım, ifade özgürlüğü bağlamında anayasal koruma altında gerçekleşir.

Düşünceyi Geliştirme ve Yaratıcılık: 26. madde, bireylerin sadece mevcut düşünce ve bilgileri yayma değil, aynı zamanda yeni düşünceler üretme özgürlüğünü de içerir. Halk kütüphaneleri, bireylerin çeşitli kaynaklara erişimini sağlayarak onların entelektüel birikimlerini ve yaratıcı düşüncelerini geliştirmelerine yardımcı olur. Bu, yeni fikirlerin üretilmesi ve yayılmasına katkı sağlar. Kütüphanelerin sunduğu özgür bilgi ortamı, düşünceyi geliştirme ve yenilikçi fikirlerin yayılması açısından anayasanın 26. maddesine uygun işlevler üstlenir.

Anayasa’nın 27. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 27 – Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.

Bilimsel Bilgiye Erişim: Anayasa’nın 27. maddesi, bireylerin bilimsel araştırma yapma hakkını güvence altına alır. Halk kütüphaneleri, bireylerin bilimsel bilgiye ücretsiz ve eşit şekilde erişimini sağlayan kurumlardır. Kütüphaneler, bilimsel kaynaklar, araştırma materyalleri ve akademik yayınlar sunarak, bilimsel araştırmaların gerçekleştirilmesi için gerekli altyapıyı sağlar. Bu anlamda kütüphaneler, bilim hürriyetinin somutlaştığı ve desteklendiği kamusal alanlar olarak anayasal bir işlev üstlenir.

Sanata Erişim ve Yayılması: 27. madde, sanatın öğrenilmesi ve yayılmasını da anayasal bir hak olarak tanımlar. Halk kütüphaneleri, sanatsal eserlerin ve kültürel kaynakların topluma sunulduğu merkezler olarak bu hakka hizmet eder. Kitaplar, görsel sanatlar, müzik ve diğer sanatsal çalışmalarla ilgili materyaller, kütüphaneler aracılığıyla toplumun her kesimine ulaştırılır. Kütüphaneler aynı zamanda sanatsal etkinliklerin düzenlendiği, atölye ve sergilerin yapıldığı mekânlar olarak, sanatsal üretim ve paylaşımı teşvik eder.

Bilimsel ve Sanatsal Bilginin Yayılması: Kütüphaneler, sadece bilgiye erişim değil, aynı zamanda bu bilgilerin yayılmasına da hizmet eder. Anayasa’nın 27. maddesi, bilimsel ve sanatsal çalışmaların toplumda yaygınlaşmasını teşvik ederken, kütüphaneler de bu bilgilerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlar. Toplumun tüm kesimleri, kütüphaneler aracılığıyla bilim ve sanata erişebilir, bu alandaki çalışmalarını sürdürebilir ve sonuçlarını paylaşabilir.

Anayasa’nın 42. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 42 – Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.

Eğitime ve Bilgiye Erişim: Anayasa’nın 42. maddesi, herkesin eğitim hakkına sahip olduğunu vurgular. Halk kütüphaneleri, bu hakkın gerçekleştirilmesinde önemli bir kaynak sağlar. Kütüphaneler, kitaplar, dergiler, makaleler ve diğer eğitim materyalleri ile bireylere bilgiye ücretsiz erişim imkanı sunarak, eğitim süreçlerini destekler. Bu, bireylerin öğrenim haklarını kullanmalarına olanak tanır ve eğitimde fırsat eşitliğini teşvik eder. Özellikle maddi durumu yetersiz olan bireyler, kütüphaneler aracılığıyla eğitim materyallerine, ders kitaplarına ve diğer kaynaklara ücretsiz erişim sağlayarak, eğitim süreçlerine katılım gösterirler.

Eğitim Desteği: Anayasa, devletin eğitim hizmetlerini sağlama yükümlülüğünü belirtirken, halk kütüphaneleri bu hizmetleri yerine getiren önemli kamu kurumlarıdır. Kütüphaneler, çeşitli yaş gruplarına yönelik eğitim programları, okuma etkinlikleri ve bilgi edinme atölyeleri düzenleyerek, eğitim ve öğrenim hakkının etkin bir şekilde uygulanmasına katkı sağlar.

Hayat Boyu Öğrenme: Anayasa’nın 42. maddesi, sadece formal eğitim değil, aynı zamanda sürekli öğrenim ve gelişim fırsatlarını da kapsar. Halk kütüphaneleri, her yaştan birey için çeşitli eğitim materyalleri ve kaynaklar sunarak hayat boyu öğrenmeyi teşvik eder. Kütüphanelerde sunulan seminerler, atölye çalışmaları ve kurslar, bireylerin bilgi ve becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur.

Anayasa’nın 58. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 58 – Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.

Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.

Gençlere Bilgiye Erişim Sağlama: Anayasa’nın 58. maddesi, gençlerin korunması ve geliştirilmesi gerektiğini ifade eder. Halk kütüphaneleri, gençlerin eğitim ve bilgiye erişimini kolaylaştırarak, bu hakkı somutlaştıran önemli bir kaynak sunar. Kütüphaneler, gençler için kitaplar, dergiler, araştırma materyalleri ve çeşitli öğrenme kaynakları sağlayarak onların akademik ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunur.

Gençlere Yönelik Kültürel ve Eğitsel Etkinlikler: Halk kütüphaneleri, gençler için çeşitli kültürel ve eğitsel etkinlikler düzenleyerek onların sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunur. Okuma programları, atölyeler, seminerler ve sergiler gibi etkinlikler, gençlerin öğrenim süreçlerine katkıda bulunurken, sosyal becerilerini de geliştirmelerine yardımcı olur. Bu etkinlikler, gençlerin toplumsal hayata katılımını artırır.

Gençlere Yönelik Destekleyici Ortamlar: Halk kütüphaneleri, gençlerin güvenli ve destekleyici bir ortamda bilgi edinmelerini sağlayarak, gelişimlerine katkıda bulunur. Gençler, kütüphanelerde sosyal bir araya gelme fırsatı bulurken, aynı zamanda bilgi alışverişinde bulunarak kendilerini ifade etme becerilerini geliştirebilirler. Kütüphaneler, gençlerin kimlik gelişimlerini destekleyen sosyal mekanlar olarak işlev görür.

Anayasa’nın 63. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 63 – Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.

Kültürel Mirasın Korunması: Anayasa’nın 63. maddesi, kültürel ve tarihi varlıkların korunmasını öngörür. Halk kütüphaneleri, bu bağlamda kültürel mirasın korunması için önemli kaynak ve bilgi merkezleri olarak işlev görür. Kütüphaneler, kültürel varlıklarla ilgili kaynaklar, belgeler, araştırmalar ve eserleri barındırarak bu varlıkların gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlar.

Kültürel Bilinç ve Eğitim: Halk kütüphaneleri, toplumda kültürel mirasın korunmasına yönelik bilinçlenmeyi artırmak için eğitim materyalleri ve etkinlikler sunar. Anayasa’nın 63. maddesi, kültürel mirasın korunmasına yönelik devletin sorumluluğunu vurgularken, kütüphaneler bu bilinç oluşturma çabalarına katkı sağlar. Kültürel miras ve tarihi değerlerle ilgili kitaplar, broşürler ve seminerler, bireylerin bu konuda bilgi sahibi olmalarına yardımcı olur.

Araştırma ve Dokümantasyon: Kütüphaneler, kültürel miras ile ilgili araştırmaların yapılmasına olanak tanır. Anayasa’nın 63. maddesi, kültürel varlıkların korunmasını teşvik ederken, halk kütüphaneleri, araştırmacılar ve öğrenciler için çeşitli kaynaklar sunarak kültürel mirasın belgelenmesine ve araştırılmasına katkı sağlar. Kütüphanelerdeki arşivler ve veri tabanları, kültürel mirasın korunması amacıyla yapılan çalışmalara önemli katkılar sunar.

Yerel Kültürlerin Desteklenmesi: Halk kütüphaneleri, yerel kültürlerin korunmasına ve geliştirilmesine yönelik kaynaklar ve materyaller sunar. Anayasa’nın 63. maddesi, kültürel varlıkların korunması konusundaki sorumlulukları belirlerken, kütüphaneler yerel tarih, kültür ve gelenekler hakkında bilgi sağlayarak bu kültürlerin yaşatılmasına katkı sunar. Yerel yazarların, sanatçıların eserleri ve belgeleri, halk kütüphanelerinde toplanarak bu kültürel mirasın korunmasına yardımcı olur.

Anayasa’nın 128. Maddesi ve Halk Kütüphaneleri ile İlişkisi

Madde 128 – Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Kamu Hizmeti Olarak Halk Kütüphaneleri: Anayasa’nın 128. maddesi, devletin asli ve sürekli görevlerinin kamu hizmetleri olduğunu ifade eder. Halk kütüphaneleri, bu kapsamda bilgiye, eğitime ve kültürel kaynaklara erişimi sağlayan kamu hizmeti kurumlarıdır. Kütüphaneler, toplumun her kesimine hizmet sunarak eğitim, kültür ve bilgi alanında kamu görevi üstlenir.

Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, halk kütüphanelerinin bilgiye erişim, eğitim, kültürel mirasın korunması ve demokratik katılımı destekleyen evrensel işlevleriyle güçlü bir bağı olduğu görülmektedir. Halk kütüphaneleri, anayasanın temel haklar ve özgürlükler konusundaki ilkelerini somutlaştırarak bireylerin topluma aktif katılımını artırır ve bilgi eşitliğini sağlar. Eğitimden kültüre, sanattan sosyal haklara kadar geniş bir yelpazede halkın ihtiyaçlarına cevap veren bu kurumlar, toplumsal gelişim ve refah için kritik bir role sahiptir. Anayasa ve halk kütüphanesi arasındaki bu uyum, bilgi toplumu olma yolunda Türkiye’nin ilerlemesine önemli katkılar sunmaya devam edecektir.

19 yüzyılda endüstri devriminin etkisiyle büyüyen işçi sınıfının bilgi ve eğitim ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkan halk kütüphaneleri, bu kez 21 yüzyılda dijital dünyanın gereksinimlerine yoğunlaşıp, nasıl “sorumlu dijital vatandaş” olunabileceğine yönelik destekler sunmalı.

Bu çerçevede öğrencilerin dijital dünyada karşılaşabilecekleri riskleri en aza indirmek ve onların sağlıklı birer dijital vatandaş olarak yetişmelerine katkı sağlamak amacıyla ODTÜ GV Ankara Okulları tarafından hazırlanan rehber dokümana (pdf) bu linkten ulaşabilirsiniz.

Gutenberg Projesi 

  • Telif hakkı olmayan kültürel eserleri dijital ortama aktarmak, arşivlemek ve dağıtmak amacıyla yürütülen gönüllü bir çalışma.
  • Dünyanın en eski dijital kütüphanesi.  
  • 1971 yılında Illinois Üniversitesi’nde Michael S. Hart tarafından Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nin dijitalleştirilmesiyle başlatıldı.
  • İlk Gutenberg Web sitesini 1994 yılında İtalya’dan bir gönüllü olan Pietro Di Micel geliştirdi.
  • Projenin gereksinimlerinin karşılanabilmesi için 2000 yılında Mississippi eyaletinde kâr amacı gütmeyen Gutenberg Projesi Edebî Arşiv Vakfı kuruldu.
  • Gutenberg Projesi, günümüzde varlığını Kuzey Karolina Üniversitesinde sürdürüyor.
  • 2024 itibariyle, Gutenberg Projesi’nde yaklaşık 70.000’den fazla e-kitap bulunuyor.
  • E-kitaplar EPUB ve Kindle gibi farklı formatlarda indirilebiliyor veya çevrimiçi okunabiliyor.

Türkiye’de de Gutenberg Projesi’nin başarılarından ilham alarak kendi dijital arşivlerimizi genişletebiliriz. Bu modele birkaç adımda entegre edilebilir:

  1. Gönüllü Dijitalleştirme ve Düzenleme Programları: Project Gutenberg gibi, Türkiye’de de gönüllülerin katkı sağlayacağı bir dijitalleştirme süreci oluşturulabilir. Telif hakkı sona ermiş eserlerin taranması, dijital ortama aktarılması ve düzenlenmesi için gönüllüler eğitilebilir. Gönüllüler, metinlerin OCR yazılımları ile dijitalleştirilmesinden sonra bu metinleri inceleyip hata düzeltmeleri yapabilir.
  2. İş birliği: Türkiye’deki üniversiteler, dernekler ya da kütüphaneler, gönüllülük programları düzenleyerek dijitalleştirme projelerinde görev alabileceklere fırsatlar sunabilir. Bu sayede gönüllülük ağı kurulabilir. Özellikle Bilgi ve Belge Yönetimi bölümü öğrencileri, bu tür projelerde aktif rol alarak, hem pratik yaparlar hem de iş tecrübesi kazanabilirler.
  3. Çeviri Projeleri: Gönüllü çevirmenlerin projeye dahil edilmesiyle çevrimiçi platformlarda gönüllü çeviri grupları oluşturulabilir.
  4. Çevrimiçi Platformlar: Gönüllülerin katkısını kolaylaştırmak için çevrimiçi araçlar ve platformlar kullanılabilir. Bu tür çevrimiçi platformlarda, Türkiye’deki dijital kütüphane projelerine katkıda bulunmak isteyen bireyler bir araya gelebilirler.

Modern kütüphaneciliğimizin tarihini bilmek bize bir yandan bugünkü kütüphaneciliğimizin nasıl sabırla, binbir zahmetle ve adım adım kurgulandığını öğretirken, diğer yandan Türkiye’deki kütüphaneciliğin aslında her dönemin kendine özgü vizyoner paydaşlarının çok değerli emek ve katkılarıyla oluştuğunu fark etmemizi sağlar. Böylelikle bugünün bilgi profesyonelleri bizler, ortak değerlerimize sahip çıkarak mesleğe ilişkin gerçek sorumluluklarımızın farkına varabilir ve ancak böylece geleceğe yön verebiliriz.

Modern Türk kütüphaneciliği kronolojisi;

1920- Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasından sonra 9 Mayıs’ta ilk Bakanlar Kurulu oluştu. 10 Mayıs’ta Maarif Vekaletine bağlı olarak, 1 müdür ve 1 katip kadrolu, “Türk Âsâr-ı Atikası Müdürlüğü” kuruldu.

1921-“Türk Âsâr-ı Atikası Müdürlüğü” Hars Dairesi’ne dönüştürüldü. Hars Dairesi’nin ilk Müdürü Hamit Zübeyr Koşay’dır.

1921-Maarif Vekâleti bünyesinde Kütüphaneler Müfettişliği kuruldu.

1924- Tevhid-i  Tedrisat  Kanunu çıkarıldı. Tüm okullarla beraber kütüphaneler de Maarif Vekaletine bağlandı.

1924- Yıldız Sarayı Kütüphanesi İstanbul Üniversitesi’ne devredildi.

1924- Celâl Esat Arseven “Notlar ve kütüp hanelere dair usul-i tasnif” adlı eseri yazdı.

1924- Prof. Dr. John Dewey’nin raporu.

1925- Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun çıkarıldı. Tekke, zaviye ve türbelerde bulunan kitaplar genel kütüphanelere devredildi, yönetimleri de Maarif Vekaleti’ne geçti.

1925- Fehmi Ethem Karatay ilk kütüphanecilik kursunu açtı (1925-26).

1925- Maarif Vekâleti Hars Müdüriyeti kütüphanelere bir genelge yolladı.

1925- Dr. Hamit Zübeyr Koşay’ın raporu.

1925- Fehmi Ethem Karatay ilk defa kütüphanecilik eğitimi için Fransa’ya (Ecolé de Bibliothèque) gönderildi.

1925- Ankara’da kurulacak Halk Müzesine büyük bir kütüphane kurulması kararlaştırıldı.

1925- Türkiye’nin ilk çocuk kütüphanesi Manisa Akhisar’da, Türk Ocakları tarafından açıldı.

1926- Bağımsız olarak Kütüphaneler Müdürlüğü kuruldu ve o güne dek Hars Müdüriyetine bağlı olan kütüphaneler bu müdürlüğe bağlandı.

1926 -Kütüphaneler Talimatnamesi 22 Mart 1926 tarihinde yayınladı.

1926- Maarif Teşkilatı Kanunu kabul edildi. Buna göre Maarif Emirlikleri kuruldu ve Teftiş Kurulu kaldırılarak, müfettişler Talim ve Terbiye Kuruluna bağlandılar. Vekalet müfettişleri Terbiye ve Tedrisat Müfettişleri, İdare Müfettişler ve Kütüphane, Sanayi Nefise ve Müze Müfettişleri olarak görevlendirildiler.

1926- Fehmi Ethem Karatay, “Kütüphanecilik-Tasnif-i aşari-Kitabiyat” adlı eseri yazdı.

1926- Derleme Kanunu hazırlanması konusunda ilk girişim. Fehmi Ethem Karatay Fransız Derleme Yasası’nı Türkçe’ye çevirmiş,  çalışmayı Matbuat Derleme Kanunu Tasarısı olarak 1926 yılında dönemin Maarif Vekaleti Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyr Koşay’a göndermiştir. Ancak bu girişim ilgili makamlarda karşılık görmemiştir.

1926- Macarcadan Pal Gulyas’ın “Halk kütübhanelerinin suret-i tesis ve usûl-i idaresi : halk kütübhaneleri ve küçük umumi kütüphaneler memurlarına amelî kitab” adlı eseri dilimize çevrildi.

1927-  Maarif Vergisi Hakkında Kanun yayınlandı. Bu Kanuna ilişkin hazırlanan Maarif Vekaleti Vergisi Suveri Tatbikiyesi Gösterir Talimatname’de iller dahilinde yerel kütüphaneler inşa etme, kurma ve açma masrafları bu verginin dağıtımına esas olan harcamalar arasında gösterilmiştir.

1928- Yeni Türk harfleri kabul edildi.

1930- 1580 sayılı Belediye Kanunu yayınlanmıştır. Kanunun 33. maddesine göre halk için kütüphane ve okuma salonu açmak belediyenin görevidir.

1930- Kütüphanelere ilişkin Teftiş Heyeti Umumi Raporu yayınlandı.

1932- Halk evleri ve halk odaları kurulmaya başlandı. Bir Halkevi açılabilmesi için üç koşuldan biri kütüphane bulunmasıdır.

1932- Malche raporu.

1934- Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu yayımlandı.

1935- Helmut Ritter’in İstanbul kütüphanelerine ilişkin raporu.

1935- Dr. Josef Stumvoll raporu.

1935- Dr. Josef Stumvoll kütüphanecilik kursu açtı.

1936- Adnan Ötüken Kütüphanecilik eğitimi almak için Almanya’ya (Berlin Prusya Devlet Kütüphanesi’ne)  gönderildi.

1936- Türkiye Cumhuriyeti’nde kurulan 2. Müstakil Çocuk Kütüphanesi Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından Divanyolu, Eminönü, İstanbul’da kuruldu.

1939- Muzaffer Gökman “Pratik Kütüphanecilik” adlı eserini yazdı.

1940- Köy Enstitüleri ile beraber bu kurumların “olmazsa-olmaz” parçası sayılan Köy Enstitüsü Kütüphaneleri kuruldu.

1940- Adnan Ötüken: Bibliyotek, Bilgi ve Bibliyografi adlı eserini yayınladı.

1941- Fehmi Ethem Karatay “Alfabetik Katalog Kaideleri” adlı eserini yazdı.

1942- Adnan Ötüken kütüphanecilik kursları başladı (1942-1952).

1944- 17 Kasım 1944 tarihli 427 sayılı talimatname ile kütüphanecilik kürsüsü kuruldu.

1946- Millî Kütüphanenin kuruluş çalışmalarına ilk kez 1946 yılında 15. Cumhuriyet Hükümeti Programında yer verildi. 

1946- Maarif Vekâleti Yayım Müdürü Adnan Ötüken 21 Aralık 1946 tarihinde Millî Kütüphane Hazırlık Bürosu Şefliğine getirildi. 

1946- Milli Kütüphanenin, Hazırlık Bürosu adı altında ilk kuruluş çalışmaları başladı.

1947- Millî Kütüphaneye Yardım Derneği kuruldu (21 Şubat 1947).

1947- Millî Kütüphane Hazırlık Bürosu yer darlığı nedeniyle 1 Nisan 1947’de Kocatepe İsmetpaşa (bugünkü Mithatpaşa) Caddesinde beş odalı bir eve taşındı. 

1947- Adnan Ötüken “Bibliyotekçinin El Kitabı I”  yazdı.

1948- Adnan Ötüken “Bibliyotekçinin El Kitabı II” yazdı.

1948- Millî Kütüphane 16 Ağustos 1948 tarihinde Kumrular Sokak’taki binasında hizmet vermeye başladı. 

1948- Ulvi Yürüten “Dokümantasyon Konusu ve Problemi” adlı eseri yayınladı.

1949- Türk Kütüphaneciler Derneği kuruldu.

1950- Milli Kütüphane Kanunu Kabul edildi.

1950- TKD IFLA’ya üye oldu.

1950-TKD UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’na üye oldu.

1950- 23 Mart 1950 tarihinde 5632 sayılı Millî Kütüphane’nin Kuruluşu Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdi. Böylece Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir müdürlük olarak tüzel kişilik kazanan Millî Kütüphane ülkemizde kanun ile kurulan ilk kütüphane olma niteliğini kazandı. 

1951- TKD, Milletlerarası Kütüphaneciler Dernekleri Federasyonuna “IFLA- International Federation of the Library Associations” 18 Ocak 1951 tarihinde üye kabul edilmiştir. 
 
1951- Unesco’nun Kütüphaneler Bölümü Şefi E. J. Carter Türk kütüphanelerinde incelemeler yapmak ve kurulacak olan Bibliyografya Enstitüsü konusunda temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye geldi.
 
1951- TBMM’de 8 Ağustos 1951 tarihinde kabul edilen ve 11 Ağustos 1951 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5830 sayılı kanun ile Türkiye genelindeki bütün halkevleri kapatılmış, bünyelerindeki kütüphaneler de diğer mallarla beraber hazineye devredilmiştir.

1952- Dr. Lawrence S. Thompson’un raporu.

1952- Dr. Yaşar Karayalçın’ın kütüphaneleri analiz eden çalışması.

1952- İlk Çocuk Kütüphaneleri Yönetmeliği 6 Nisan 1952’de yayınlandı.

1952- Kütüphaneler Genel Müdürlüğü tarafından Çocuk Kütüphaneciliği kursu düzenlendi.

1952 Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin bir bölümünde 24 Nisan 1952 tarihinde, Türkiye’de ilk defa tam donanımlı “Beyazıt Çocuk Kütüphanesi” kuruldu.

1952- Namık Kemal İlk Okulu’nun içinde Milli Kütüphane’ye bağlı olarak çocuk kütüphanesi açılmıştır.

1952- 19 Mayıs 1952 tarihinde Milli Kütüphane’ye bağlı olarak ilk modern iare servisi başlamıştır.

1952- Millî Eğitim Bakanlığı ile Unesco Merkezi arasında yapılan bir anlaşma gereğince Millî Kütüphanede kurulacak “Bibliyografya Enstitüsü ve Bibliyografik İstihbarat Servisi” için Unesco tarafından memleketimize Paris Millî Kütüphanesi Şeflerinden M. Henri Frederic Raux gönderildi.

1952- Bibliyografya Enstitüsü’nde çalışmalar yürüten M. Raux, biri Ankara’daki kütüphaneciler için diğeri de Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesindeki Kütüphanecilik dersi talebeleri için iki ayrı bibliyografya kursu düzenledi.

1952- 16 Mayıs 1952’de Ankara Üniversitesi  DTCF  Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü bünyesinde Kütüphanecilik Dersi İç Yönetmeliği kabul edildi. 

1952- UNESCO’nun desteğiyle Milli Kütüphane bünyesinde Bibliyografya Enstitüsü kuruldu.

1952- İstanbul’daki Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Millî Kütüphane Müdürlüğü’ne bağlandı.

1952- Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürü olarak Leman Şenalp atandı.

1952- Türk  Kütüphaneciler Derneği Bülteni yayınlanmaya başladı.

1953- Halk İare Servisi Yönetmeliği ilk defa yayınlandı.

1953- Çocuk Kütüphaneleri Yönetmeliği yayınlandıktan sonra Manisa vilayetine bağlı Eşme kazasında Çocuk Kütüphanesi Denizli Köy Muallim Mektebi mezunu öncü bir öğretmen olan Ahmet Baysal’ın başını çektiği ekip tarafından kuruldu.

1953- Millî Kütüphane Müdürü Adnan Ötüken Unesco’nun Milletlerarası Bibliyografya İstişari Komitesine (Comitü Consultatif International de Bibliographic) üç yıllık bir süre için aslî üye olarak seçilmiştir.

1953- İkinci İare Servisi 22 Ocak 1953’te Milli Kütüphane’ye bağlı olarak Ankara Yenidoğan’da açıldı.

1953- Farklı illerde (Millî Kütüphane) adını taşıyan kütüphanelerin adları Maarif Vekâletince değiştirilmiş ve tek Millî Kütüphane olarak Ankara’da Millî Kütüphane kalmıştır.

1953- Türkiye’nin muhtelif şehir ve kasabalarındaki umumi kütüphanelerin 41’inde birer halk iare servisi açılmıştır.

1954- Ankara Üniversitesi  DTCF  Kütüphanecilik Bölümü kuruldu.

1954- 26 Ocak 1954 tarihinde İstanbul Kütüphanecileri Cemiyeti kuruldu.

1954- Millî Kütüphane mensupları tarafından Millî Kütüphaneciler Arsa Alma ve Ev Yaptırma Kooperatifi kuruldu.

1954- Sadrazam Koca Ragıp Paşa “Darüssıbyan”ı restore edilerek 23 Nisan 1954’te bir “Çocuk kütüphanesi” açılmıştır.

1956- Millî Kütüphaneciler Arsa Alma ve Ev Yaptırma Kooperatifi’nin Ankara Kavaklıdere Güvenevleri’nde yaptırmakta olduğu 48 daireli üç blok apartmanın temel atma töreni gerçekleştirildi.

1955-Türkiye’deki ilk modern ve en büyük çocuk kütüphanesi 23 Nisan 1955’te Ankara Bahçelievler’de açıldı. Bağımsız iki katlı bir binada açılan bu kütüphane Milli Kütüphanenin bir şubesi olarak kuruldu.

1957- Kütüphaneler Müdürlüğü tasnif ve fişleme kılavuzu yayınladı.

1958- İlk gezici kütüphane (eşekli kütüphane) Ürgüp Tahsinağa ilçe Halk Kütüphanesi bünyesinde hizmet vermeye başladı.

1959- Halk İare Servisi Yönetmeliği yeniden yayınlandı.

1960- Kütüphaneler Müdürlüğü, Genel Müdürlük haline getirildi.

1960- Niğde Sungurbey İl Halk Kütüphanesi atlı arabalarla gezici kütüphane hizmeti yürütmeye başladı.

1961- MEB Şurası kapsamında Kütüphaneler Komitesi Raporu hazırlandı.

1961- TKD, yapılan Tüzük değişikliği ile şube açma kararı aldı.

1962- Dewey’in Onlu Tasnif Şeması’nın Türkçe çevirisi yayınlandı.

1963- İlk kez Kütüphaneler Genel Müdürlüğü bütçesine motorlu gezici kütüphane aracı alınması için ödenek kondu.

1963- İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü açıldı.

1964- İlk Kütüphane Haftası kutlandı.

1965- Halk İare Servisi Yönetmeliği yeniden yayınlandı.

1965- Kütüphaneler Arası Basma Kitapları Ödünç Verme Yönetmeliği yayınladı.

1965-Millî Kütüphane 13 Temmuz 1965 tarihinde genel müdürlük statüsüne kavuşturuldu ve  Müjgan Cunbur Millî Kütüphane Genel Müdürlüğüne getirildi.

1966- Türkiye Kütüphaneleri Kütüphanecileri, Kütüphaneci, Memur ve Hizmetlileri Sendikası kuruldu.

1966- TÜBİTAK kuruluş yasasına dayalı olarak, TÜBİTAK çatısı altında Türkiye’nin ilk dokümantasyon merkezlerinden biri olan Türkiye Bilimsel ve Teknik Dokümantasyon Merkezi (TÜRDOK) kuruldu.

1968- Prof. Dr. Yaşar Karayalçın tarafından Üniversite ve İhtisas Kütüphaneleri için Kanun tasarısı hazırlandı.

1970- TKD Yönetim Kurulu kararıyla (24.12.1970 tarihli) Kütüphane Haftası Mart ayının son haftasına alındı ve 1971 yılında Hafta kutlanmadı.

1970- Üniversite Kütüphanecilik Bölümü Mezunları Derneği (KÜTDER) kuruldu (1970-1980).

1970- Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından “Kütüphaneciler Marşı Güfte Yarışması” açıldı.

1971- Kütüphaneciler Marşı bestelendi.

1971- Kültür Bakanlığı kuruldu.

1971- Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, Kültür Bakanlığı’na bağlandı.

1972- Hacettepe Üniversitesi’nde Kütüphanecilik ve Dokümantasyon Enstitüsü kuruldu.

1973- Üniversite kütüphanelerinde çalışan profesyonellere “Uzmanlık” kadrosu verilmeye başlandı.

1974- Hacettepe Üniversitesi Fen ve Sosyal Bilimler Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü açıldı.

1974- Kütüphaneler Genel Müdürlüğü yeniden Kültür Bakanlığı’na Bağlandı.

1975- Kütüphane personeli ”Genel İdari Hizmetler” kapsamına alındı.

1975- TKD kamuya yararlı dernekler arasında yer aldı.

1978- TÜYATOK (Türkiye Yazmaları Toplu Kataloğu Projesi) başlatıldı.

1979- Millî Kütüphanenin genel müdürlük düzeyindeki statüsü yeniden Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı bir müdürlük konumuna dönüştürüldü. 

1982- Türk Kütüphaneciler Derneği 18. Kütüphane Haftası’nda, Kütüphane Haftalarının organizasyonunu ilk defa resmi olarak Kültür Bakanlığı ile ortak yürütmeye başladı.

1983- Milli Kütüphane, Kumrular Sokak’taki ilk binasından Bahçelievler’deki modern binasına taşındı.  (5 Ağustos 1983)

1983- Milli Kütüphane’nin Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı bir müdürlük olan statüsü başkanlık düzeyine yükseltilerek Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müstakil bir ana hizmet birimi konumuna getirildi. 

1983-Üniversitelerde kütüphane hizmetleri merkezileşti.

1984- YÖK Dokümantasyon Merkezi; Üniversitelere, bilim adamı ve araştırmacılara bilgi ve belge hizmeti sunmak amacıyla 26 Aralık 1984 tarihinde YÖK tarafından kuruldu.

1984- Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü yeniden yapılandı. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Arşiv Daire Başkanlığını idari olarak içine alan Başbakanlığa bağlı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kuruldu.

1987- Türk  Kütüphaneciler Derneği Bülteni “Türk Kütüphaneciliği” adını aldı.

1987- Türkiye ISBN Ajansı kuruldu.

1987- Marmara Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arşivcilik Bölümü kuruldu.

1987- Kütüphanecilik Dergisi yayınlanmaya başladı.

1988- Komisyonlar kurularak halk kütüphaneleri için standartlar saptandı.

1988- “Kütüphanecilik”, “Arşivcilik” ve “Dokümantasyon-Enformasyon” anabilim dalları olarak ayrıldı (1988-2002).

1991- Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği (ÜNAK) kuruldu.

1992- Archimedia dergisi yayınlanmaya başladı.

1992- Düşünceler dergisi yayınlanmaya başladı.

1994- Milli Kütüphane Internet Ortamında Taranabilir Kataloğunun Hazırlanması projelerine başlandı.

1995- 61. IFLA Genel Konferansı İstanbul’da yapıldı.

1996- Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü kuruldu.

1996- TKD’nin ilk bildirgesini olan “Meslek Ahlak İlkeleri” bildirgesi yayınlandı.

1997- YÖK Dokümantasyon Merkezi TÜBİTAK’a devredilerek ULAKBİM kuruldu.

1997- TKD Etik İlkeleri yayınlandı.

1997- ÜNAK Haber Bülteni yayınlanmaya başladı.

1998- Türk Arşivciler Derneği kuruldu.

1999- Kütüphane Haftaları her yıl bir ana tema kapsamında kutlanmaya başlandı.

2000- Bilgi Dünyası Dergisi yayınlanmaya başladı.

2000- Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu kuruldu.

2002- Üniversitelerin Kütüphanecilik, Arşivcilik, Dokümantasyon ve Enformasyon Bölümleri birleştirilerek Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü olarak yeniden yapılandırıldı.

2002- Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilgi Yönetimi Bölümü kuruldu.

2004- TKD İstanbul Şubesi tarafından Halk Kütüphanesi Bildirgesi yayınlandı.

2005- Türkiye’de Açık Erişim Ulusal Politika oluşturulması kararı ilk defa  İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen  X. Türkiye’de İnternet Konferansında alınmıştır.

2006- Denizli Pamukkale Üniversitesi’nde düzenlenen “Bilgi Teknolojileri Kongresi IV, Akademik Bilişim 2006” toplantısında “Açık Erişim Bildirgesi” oluşturulmuştur.

2006- ANKOS tarafında 2006 yılında “Açık Erişim ve Kurumsal Arşivler” çalışma grubu kurulmuştur.

2006- Bilgi politikaları strateji belgeleri hazırlandı.

2006- TO-KAT projesine başlandı.

2006- Hacettepe Üniversitesi-TKD-Goethe Institut işbirliğiyle Bölge Seminerleri başladı.

2007- Kastamonu Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi kuruldu.

2007- ÜNAK’a bağlı olarak Türk Hukuk Kütüphaneleri Platformu (THKP-TALL) kuruldu.

2008- TKD Düşünce Özgürlüğü Bildirgesi yayınlandı.

2008-TKD Lefkoşe Bildirgesi yayınlandı.

2008- Üniversite kütüphaneleri arasında kaynak paylaşımını online platforma taşıyan KITS ilk kez kullanılmaya başlandı.

2010- Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kuruldu.

2010- Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi kuruldu.

2010- Çankırı Karatekin Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi kuruldu.

2010- Okul Kütüphanecileri Derneği (OKD) kuruldu.

2010- Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ilk defa kitap, kütüphane ve okuma sevgisi konularını içeren bir afiş yarışması düzenledi.

2011- Avrasya Kütüphaneciler Birliği Derneği (AKB) kuruldu.

2011- Kütüphaneciler “Teknik Hizmetler” sınıfına geçirildi.

2011- Kütüphane Haftası ana programı ilk defa Ankara dışında, Efes Antik Kenti’de bulunan Celsus Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi.

2011- Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ilk defa Sıra Dışı Okurlar adlı bir belgesel hazırladı.

2011- Türkiye’nin ilk edebiyat müze kütüphanesi Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi Ankara’da açıldı.

2011- İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü kuruldu.

2012- Mevzuat güncellemesi yapılarak yönetmelikler Halk Kütüphaneleri Yönetmeliği altında birleştirildi.

2012- Türkiye Okuma Kültürü Haritası yayınlandı.

2012- Kütüphane Haftası kapsamında, Çarşamba günleri gerçekleştirilen ve tüm yurtta eş zamanlı kitap okuma eylemi olan “81 İlde Kitap Okuyoruz” etkinliği, ilk kez 2012 yılında başlatılmıştır.

2012- Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu yayımlandı ve 1934 tarihli Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu yürürlükten kaldırıldı.

2012- Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu Derneği (ANKOS) kuruldu.

2012- İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü kuruldu.

2012- Özyeğin Üniversitesi Creative Commons çalışmalarını başlattı. 

2013- Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın Küresel Kütüphaneler Girişimi’nden alınan hibe ile Kütüphan-e Türkiye Projesi gerçekleştirildi (2013-2015).

2013- Okul Kütüphanecileri Derneği tarafından “Kütüphane ve Okuma Kültürüne Katkı Ödülleri” verilmeye başlandı. 

2014- Halk kütüphanelerinde KOHA otomasyon sistemine geçildi ve merkezi kataloglama başladı.

2014- Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından Geçmişten Günümüze Kütüphane Haftaları Belgeseli hazırlandı.

2014- İlk e-Beyas Sempozyumu Ankara Üniversitesi Belge Yönetimi ve Arşiv Sistemi Koordinatörlüğü, Ankara Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği işbirliği ile gerçekleştirildi.

2015- Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Ischools’a üye oldu.

2015- Özyeğin Üniversitesi Türkiye’nin Creative Commons resmi temsilcisi oldu.

2015- Milli Kütüphane’de yerli kütüphane otomasyon sistemi Kaşif devreye alındı.

2016- Creative Commons Türkiye lansmanı yapıldı.

2016- Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın Küresel Kütüphaneler Girişimi’nden alınan hibe ile Herkes İçin Kütüphane Projesi gerçekleştirildi.

2017- III. Milli Kültür Şurası kapsamında Yayıncılık ve Kütüphanecilik Komisyonu Raporu hazırlandı.

2017- Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi derleme listesinden çıkarıldı, yerine Cumhurbaşkanlığı kütüphanesi alındı.

2017- Halk kütüphanelerinde ilk defa e-kitap hizmeti verilmeye başlandı.

2017- Elektronik Belge Yönetim Sistemi EBYS kullanımı kamu kurumları için zorunlu hale getirildi.

2018- Halk kütüphanesi kullanıcı hizmetleri kapsamında ilk defa Kütüphanem Cepte adlı mobil uygulama hayata geçirildi.

2018- Milli Kütüphane Kuruluş Kanunu 703 sayılı KHK ile iptal edilerek, milli kütüphane hizmetleri Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü merkez teşkilatı bünyesine alındı.

2018- Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü kuruldu.

2020- Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi 1 Mayıs 2020 tarihinde açıldı.

2022- İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tarafından yılda iki kez yayımlanmakta olan hakemli dergi Bilgi ve Belge Araştırmaları, EBSCO Central & Eastern European Academic Source veri tabanında dizinlenmek üzere kabul edildi.

2022-Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü yayın organı Education and Technology in Information Science (ETIS) yayınlanmaya başladı.

2022- Halk Kütüphaneleri Derneği 03.11.2022 tarihinde kuruldu.

2022- Okul Kütüphanecileri Derneği tarafından verilen “Kütüphane ve Okuma Kültürüne Katkı Ödülleri”, “Aydın İleri Kütüphane ve Okuma Kültürüne Katkı Ödülleri” adını aldı. 

2022- İlk defa Uluslararası Gelenekten Geleceğe Bilgi ve Belge Yönetimi Sempozyumu, 26-28 Mayıs 2022 tarihlerinde Bartın Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 

2023- Kırıkkale Üniversitesi İnsan  ve Toplum Bilimleri Fakültesi bünyesinde Bilgi ve Belge Yönetimi bölümü açıldı.

2023- İstanbul Rami Kütüphanesi açıldı.

2023- Avrupa Bölgesi’nde yer alan 51 ülkeyi temsil etmek üzere IFLA Avrupa Bölge Komitesi Başkanlığı’na  2023-2025 dönemi için Ertuğrul Çimen seçildi.

2023- ÜNAK RDA Türkçe Çeviri Grubu kuruldu. 

2024- Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’de ilk defa 23-27 Mart 2004 tarihleri arasında İstanbul Rami Kütüphanesi’nde Uluslararası Kütüphane ve Teknoloji Festivali gerçekleştirildi. 

2024- Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yapay zekâ temelli 100 akıllı kütüphanenin hizmetine sunulması için çalışmalar başlatıldı.   

2024- Yapay zekâ ile desteklenmiş bir robot Türkiye’de ilk defa Rami Kütüphanesi’nde kütüphanecilik hizmetlerinde kullanılmaya başlandı.

2024- “Millî Dijital Kütüphane” Projesi kapsamında ilk defa Millî Kütüphane’nin dijital ikizi oluşturuldu ve halk kütüphanelerinde kurulan “Milli Dijital Kütüphane Erişim İstasyonları” aracılığıyla projenin başlangıcında 23,3 milyon poz dijitalleştirilmiş kaynağa erişim sağlanmaya başladı.

2024- Belediye Kütüphaneler Derneği kuruldu.

2024- Derleme eksikliklerinin giderilmesi amacıyla Milli Kütüphane bünyesi altında ilk defa Müteferrika Programı başlatıldı. 

2024-Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu (ANKOS) çatısı altında 10 Haziran 2024 tarihinde ANKOS Yapay Zekâ Araştırma Grubu kurulmuştur.

2024- İlk defa Nadir Eserler Konferansı düzenlendi.

2024- İstanbul Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğrencilerinin mesleki gelişimine katkı sunmak adına “Kütüphane Akademi” projesi başlattı. 

2024- Yeni Okul Kütüphaneleri Yönetmeliği yayımlandı. 

2024- Bergama Belediyesi, henüz 44 yaşındayken hayatını kaybeden Kütüphanecilik Bilim Uzmanı Aydın İleri’nin adının, kendisinin de görev yaptığı Bergama Araştırmaları Kütüphanesine verilmesini kararlaştırdı.

2025- IFLA Bölgesel Konsey Başkanlığı’na Ertuğrul Çimen seçildi. 

2025- Okul Kütüphanecileri Derneği tarafından 17 Aralık gününün Ulusal Okul Kütüphaneciliği Günü olarak kutlanmasına karar verildi. 

2025- Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi tarafından TKDHub-İstanbul Bülteni yayınlanmaya başladı.

2025- Rami Kütüphanesi Dergisi yayımlanmaya başladı. 

2025- Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından KY Dergisi yayımlanmaya başladı. 

2026- Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği (ÜNAK) ve TED Üniversitesi Ayşe Ilıcak Kütüphanesi  işbirliğiyle, 23 Ocak 2026 tarihinde “Bilgi ve Belge Yönetimi Alanındaki Akademik Dergiler Çalıştayı” düzenlendi.

Atatürk, henüz Cumhuriyet ilân edilmeden 1 Mart 1923’te TBMM açış konuşmasında şöyle demiştir:

“Amelî ve şâmil bir maarif için hudud-u vatanın merakiz-i mühimmesinde asri kütüphaneler, nebatat ve hayvanat  bahçeleri, konservatuarlar, darülmesailer, müzeler ve sanayi-i nefise meşherleri tesisi lâzımn olduğu gibi, bilhassa memleketin matbaalarla teçhizi icabet etmektedir”

“Pratik ve kapsamlı bir eğitim için ülkenin önemli sınırları içerisinde modern kütüphaneler, bitki ve hayvanat bahçeleri, konservatuarlar, hastaneler, müzeler ve güzel sanatlar sergilerinin kurulması ve özellikle ülkenin matbaalarla donatılması gerekmektedir. “

Atatürk Söylev ve Demeçleri, 1961

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, kültür mirasımızı koruyarak gelecek nesillere aktarmak, bilgiye erişimi kolaylaştırmak, toplumda kütüphane kullanımı ile okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak misyonuyla, yurt çapına yayılmış yenilikçi ve çağdaş kütüphane hizmetleri sunmaktadır. Kütüphanelerimiz 25 milyona yakın eserle vatandaşlarımızın bilgi, kültür ve eğitim ihtiyacını karşılamaktadır.

Kütüphaneler varoluşlarında bu yana, gelişen her teknolojiyi çok hızlı bir biçimde hizmetlerine entegre edebilme özelliğine sahip özel kurumlar olmuşlardır. Bu nitelik sayesinde kütüphanelerin kurumsal kapasitesi her çağın kendine özgü teknolojileri sayesinde sıçrama yaşamıştır. Çağımızda ise kütüphaneler yapay zekâ ile yeni bir sıçrama fırsatına sahiptir.  Yapay zekâ başta olmak üzere teknoloji ve yazılım dünyasındaki yenilikler kütüphanecilik için heyecan verici ve ufuk açıcı fırsatlar sunmaktadır. Bu noktadan hareketle Türkiye Yüzyılı’nda Türkiye’nin ulusal halk kütüphaneleri politikası, bilgiye erişim ile bilginin kullanımında yapay zekâ, bulut bilişim, makine öğrenimi, nesnelerin İnterneti ve robotik otomasyon başta olmak üzere güncel teknolojik gelişmelerin hizmetlere entegre edilmesine odaklanmıştır. Bu vizyonun ilk aşamasında, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından 2024 yılında yapay zekâ temelli 100 akıllı kütüphane vatandaşlarımızın hizmetine sunulacaktır. Akıllı kütüphaneler, bilgi ve araştırma gereksinimi için kendisine başvuran kütüphane kullanıcısının bireysel ihtiyaçları ve ilgi alanlarına yönelik bilgi kaynaklarını otomatik olarak önerebilme, ilgili konularda başka kaynaklara da yönlendirme, farklı mekan, veri tabanı ve mecralardaki mevcut fiziksel ve dijital bilgi kaynakları arasında otomatik tarama yaparak kullanıcıya en uygun bilgi kaynağının hangi kütüphanede/hangi koleksiyonda/hangi formatta olduğunu bildirme, kullanılan bilgi kaynakları hakkında analizler yaparak o kaynağı daha önce kullanan diğer kullanıcılar arasında gerekiyorsa sosyal iletişim olanağı sağlama gibi işlevlere sahiptir. Akıllı kütüphanelerin tüm bu işlevleri bir sohbet robotu (Chatbot) yazılımı marifetiyle kullanıcı ile soru-cevap şeklinde sesli iletişim kuran bir sanal asistan/avatar ile gerçekleştirmesi planlanmaktadır.

Bu hedefin öncülü olarak Türkiye’de ilk defa 23-27 Mart 2004 tarihleri arasında İstanbul Rami Kütüphanesi’nde Uluslararası Kütüphane ve Teknoloji Festivali gerçekleştirilmiştir. https://www.kutuphaneveteknoloji.com/

Festivalde kütüphanecilik alanında teknoloji ve yapay zekâ temelli hizmet üretenler, ürün geliştiriciler, girişimciler, kütüphanecilik profesyonelleri, kütüphanecilik hizmeti veren kurum ve kuruluşlar ve tabi ki binlerce kütüphane kullanıcısı genç bir araya gelmiştir.   

Uluslararası Kütüphane ve Teknoloji Festivali her tür kütüphane, bilgi merkezi, dokümantasyon merkezi ve arşiv ile bağlantılı olarak, teknolojik gelişme ve yeniliklerin interaktif olarak tanıtıldığı, kütüphanecilik alanıyla ilgili teknoloji temelli ürün ve hizmetlerin tanıtımına imkânı oluşturacak bilgi ve tecrübe paylaşımına dayalı akademik, teknolojik ve pratik iş birliği platformudur.

Festivalde yapay zekâ atölyeleri, yazılım ve kodlama atölyeleri, robotik atölyeleri, app-in-a-day uygulamaları, kariyer ve staj simülasyonları, demolar, oyunlaştırma stüdyoları, hologram demoları, 3D yazıcı atölyeleri, dijitalleştirme demoları, akıllı kitap atölyeleri, VR-AR demoları gibi teknolojik etkinlikler gerçekleştirilmiş, aynı zamanda ilham verici konuşmalar, panel ve konferanslar ile mesleki seminerler düzenlenmiş dijital sanat sergileri açılmıştır.

Uluslararası Kütüphane ve Teknoloji Festivali’ne ilişkin sayımlama şu şekildedir.

İlham veren konuşmalar5
Panel oturumları6
Panelistler19
Mesleki seminerler8
Poster sunumları35
Firma sunumları31
Atölye çeşidi185
Ana sponsor1
Paydaş kurumlar11
Stantlarda yer alacak firmalar50

Yoğun bir planlama aşamasından sonra hayata geçirilen ve hedeflenen amaçlara ulaşılan Uluslararası Kütüphane ve Teknoloji Festivali, Türkiye’deki kütüphaneciliğin prestijli bir etkinliği olarak geleceğe taşınacaktır.

Kütüphane türü sınıflamasında iki unsurun başat rolü bulunmaktadır. İlki kütüphanenin kuruluş amacı yani işlevi, ikincisi de kütüphanenin hizmet vermesi hedeflenen topluluk yani kullanıcı grubudur. Birinci unsur yani amaç/işlev her zaman ikinci unsurun yani kullanıcı grubunun da belirleyicisi olmaktadır. Çünkü bir kütüphane, ekonomik, fiziksel vb. nedenlerle var olan tüm bilgi kaynaklarını bünyesinde barındıramayacağından, koleksiyonunu oluştururken sadece kuruluş hedeflerine ulaşmak amacıyla hizmet vereceği hedef kitleye yani kullanıcı grubuna uygun bilgi kaynaklarını organize eder.

Dolayısıyla Bilgi ve Belge Yönetimi Bilimi disiplini çerçevesinde, aşağıdaki ana ve alt kütüphane türleri ülkemiz koşullarına göre gelişim göstermiş ve genel olarak kabul görmüştür. Elbette bu kategorilere ilişkin daha farklı yorumlar ileri sürülebilir.

  1. Milli Kütüphaneler, hem yurt içinde yayımlamış hem de yurtdışında o ülke ile ilgili yayımlanmış tüm fikir ürünlerini ilgili yasada belirtilen esaslar çerçevesinde toplamak (derlemek) zorundadır. İşlevi ulusal fikir ürünlerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının sağlanmasıdır. Milli kütüphanelerin koleksiyonlarındaki materyaller milli kültür arşivi niteliğine sahip olduğundan, kaybolma ya da hasar görme ihtimallerine karşı belirli koşullar çerçevesinde ve sadece araştırmacılardan oluşan sınırlı bir kullanıcı grubuna hizmet vermeyi ilke edinir. Özellikle dijitalleştirme teknolojilerinin gelişmesi ile milli kütüphane koleksiyonlarındaki eserlerin dijital kopyalarına uzaktan erişmek mümkün hale gelmeye başlamıştır. Bu gelişme kültür mirasının hem korunmasını hem de herkes tarafından erişilebilmesini sağlamıştır.
  2. Halk Kütüphaneleri,
    • Çocuk Kütüphaneleri
    • Bebek Kütüphaneleri
    • Gar, AVM, Havaalanı, Metro Kütüphaneleri
    • Belediyeye bağlı halk kütüphaneleri,
    • Beyazıt Devlet Kütüphanesi
  3. Üniversite (Akademik) Kütüphaneleri,
    • Bir üniversiteye bağlı merkezi kütüphaneler
    • Fakülte Kütüphaneleri
    • Enstitü Kütüphaneleri
    • Akademik Kütüphaneler
  4. Okul Kütüphaneleri,
    • İlk ve orta öğretim kütüphaneleri
  5. Özel Kütüphaneler,
    • Şahıs Kütüphaneleri
    • Vakıf, Dernek, Oda Kütüphaneleri,
    • Kurum, kuruluşların kendi bünyelerinde kurdukları kütüphaneler
    • Parlamento Kütüphanesi
  6. Özel konu (ihtisas, uzmanlaşma) kütüphaneleri
    • Tıp Kütüphaneleri,
    • Sanat Kütüphanesi
    • Müzik Kütüphanesi
    • Tasarım Kütüphanesi
    • Kadın Eserleri Kütüphanesi
    • Müze Kütüphaneleri,
    • Edebiyat Müze Kütüphaneleri
    • Medya Kütüphaneleri,
    • Hukuk Kütüphaneleri,
    • Yazma ve Nadir Eserler Kütüphaneleri,
    • Kent Kütüphaneleri,
    • İslam Tarihi Kütüphaneleri
    • Tüm konusal kütüphaneler vb.

Tüm vatandaşlarına hiçbir ücret talep etmeden eşit hizmet veren halk kütüphaneleri, kütüphane dışında yararlanılabilmesi için ödünç kitap verir.

Üniversite kütüphaneleri, bağlı oldukları üniversitenin niteliğine göre, sadece akademik topluluğun eğitim ve araştırma faaliyetlerini desteklemek üzere kurgulanır.

Okul kütüphaneleri ilk ve orta öğretim müfredatının desteklenmesi ile çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmayı amaçlar.

Özel kütüphaneler genel olarak kendi kişisel ya da kurumsal amaç ve işlevlerine yönelik konularda bilgi kaynaklarına yönelik bir derme (koleksiyon) oluştururlar. Ancak özel kütüphane dermesi özel bir konuyla ilintili oluşturulması ya da ortaya çıkan uzmanlaşma nedeniyle ihtisas kütüphaneleri olarak da ifade edilebilirler.

Bu türlerin dışında gezici kütüphaneler, geçici kütüphaneler, referans kütüphaneleri, dijital kütüphaneler bir kütüphanenin sunduğu hizmetin adını ve çerçevesini belirtmektedir. Araştırma Kütüphaneleri ise yukarıda sayılan kütüphane türleri arasında, (örneğin Milli Kütüphane, Üniversite kütüphanesi, ihtisas kütüphanesi vb) araştırma fonksiyonunu daha yoğun destekleyen kütüphaneleri ifade etmek için de kullanılan bir kavramdır. Derleme Kütüphanesi yine yukarıdaki türler arasında yasal olarak derleme nüshanı almaya hakkı olan kütüphaneleri vurgulamakta olup (örneğin, Milli Kütüphane, Parlamento Kütüphanesi vb) bir türü değil bir fonksiyonu ifade etmektedir.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından TOBB Kreatif Endüstriler Meclisi, Ankara Kalkınma Ajansı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK Akademi) ve Sosyal İnovasyon Ajansı ile iş birliğinde Kütüphanecilik Fikir Maratonu (Ideathon) düzenlendi.

Türkiye’de kütüphanecilik alanında gerçekleştirilen bu ilk fikir maratonunun amacı 21. yüzyılın bilgi gereksinimlerine uygun olarak tasarlanmış, teknolojiye dayalı, yenileşimci (inovatif, yenilikçi), kapsayıcı ve sürdürülebilir kütüphanecilik fikirlerini ortaya çıkarmaktı. Organizasyonun temelde iki ana hedefi var. İlki geliştirilen fikirleri halk kütüphanesi hizmet yelpazesine dahil edebilmek ikincisi ise birer girişim örneği olan fikirlere yatırımcı desteği bulabilmek.

Kütüphanecilik Fikir Maratonu’na “Bilgi Teknolojileri”, “Dezavantajlı Grupların Bilgi Gereksinimleri ve Erişilebilirlik”, “Geleneksel Kütüphane Hizmetlerinde Yeni Yaklaşımlar” ve “Yaşam Boyu Öğrenme ve Sargın Eğitimin Desteklenmesi” kategorilerinde 100’ün üzerinde başvuru yapıldı. Gerçekleştirilen ön değerlendirme sonucu 10 takım Ankara’da yapılan final etabına davet edildi.  

TOBB İkiz Kuleler Sosyal Tesisleri’nde 11-12 Aralık 2023 tarihlerinde düzenlenen final etabında yarışmacı takımlar, 2 gün ve 1 gece boyunca fikir maratonu mentör grubu ile beraber çalıştılar. Mentörler takımlara, fikirlerini optimum seviyeye çıkarabilmeleri ve sunumlarını güçlendirmeleri için destek oldular. Bu destek fikir alışverişi biçiminde gerçekleşti.

12 Aralık 2023 Salı günü, öğleden sonra jüri oturumu başladı. Takımlar jüri ve izleyiciler önünde final sunumlarını gerçekleştirdiler. Jüri, takımların sunduğu fikirleri belirli değerlendirme kriterlerine göre puanladı. Ve nihayetinde Kütüphanecilik Fikir Maratonu’nda “Kütüphaneler için Sürdürülebilir Yeşil Ekosistem Modeli” fikriyle “Yerelden Yeşile Kütüphane” takımı birincilik; “Okutan” adlı fikirleriyle yine “Okutan” takımı ikincilik; “Atölyem Kütüphane” fikriyle “Dolmayan Kumbara” adlı takım da üçüncülük ödülüne değer bulundu. Ayrıca “Çanakkale Gezici Kütüphane” takımının “Gezici Online 1.0″ fikri ile “Kütüphaneciler 5.0” takımı da “Kamu Kaynaklı Yayınlar Veri Tabanı: Kamu Kaynaklarına Verimli Erişim ve Milli Kültür Hafızasının Güçlendirilmesi Projesi” fikri mansiyonla ödüllendirildi.   

Kadim şehir Mardin

Yayınlandı: 20 Kasım 2023 / Uncategorized

Binlerce yıllık geçmişiyle Mezopotamya’nın kadim yerleşim yerlerinden biri Mardin. Yan yana duran camileri, kiliseleri, manastırları, türbeleriyle inançlar şehri. Bir o kadar da kahve, şarap, çörek, telkâri ve badem şekeri.  

Açık bilim: Bilimsel yayınlara ve bilimsel yayınların dayandığı verilere açık erişimdir.

Açık erişim: Bilimsel literatürün internet aracılığıyla finansal, yasal ve teknik bariyerler olmaksızın, erişilebilir, okunabilir, kaydedilebilir, kopyalanabilir, yazdırılabilir, taranabilir, tam metne bağlantı verilebilir, dizinlenebilir, yazılıma veri olarak aktarılabilir ve her türlü yasal amaç için kullanılabilir olmasıdır.

Açık veri: Bilimsel yayınların dayandığı bilimsel araştırmalar yapılırken toplanan ya da üretilen verilerin herkese açık erişimi demektir.

Aktif kullanıcı: Raporlama dönemi boyunca kütüphane tesislerinden veya hizmetlerinden yararlanmış kayıtlı kullanıcı.

Aktif ödünç alan kullanıcı: Raporlama döneminde en az bir materyal ödünç almış kayıtlı kullanıcı.

Araştırma desteği: Bir araştırmacının, araştırmacı rolünde daha fazla zaman geçirmesini ve daha verimli olmasını sağlayan ve araştırma kalitesine olumlu katkıda bulunan kütüphane hizmeti.

Arşiv belgesi: Çeşitli kurum ya da kuruluşların gerçekleştirdikleri resmi hizmetler, yaptıklar haberleşme ve işlemler sonucu oluşturdukları belge topluluğu arasından seçilmiş, içerdikleri bilgiler açısından sürekli saklama ve koruma değeri taşıdığı düşünülen belgelerdir.

Arşiv yönetimi : Arşiv belgesi niteliklerini taşıyan belgelerin düzenlenmesi, korunması ve bunlardan yararlanılması amacıyla yürütülen hizmetlere ilişkin planlama, örgütleme, yönlendirme ve denetleme eylemlerini içeren bir süreçtir.

Arşiv: Arşiv belgesi niteliğini kazanmış her türlü değerli ve kalıcı belgenin saklandığı, korunduğu, düzenlendiği ve kullanımları için gerekli hizmetlerin sunulduğu, kuruluşlardır.

Başlık: Bir belgenin başında yer alan ve onu tanımlayan, normalde diğer belgelerden ayıran kelimeler veya semboller.

Belge (belge yönetimi bağlamında): Kamu ya da özel kuruluşların asli görevlerini gerçekleştirirken ürettikleri her türlü kayıtlı bilgi ortamıdır.

Belge (Genel olarak): Bilginin yer aldığı her türlü ortamdır. Bilginin somutlaştırılmış halidir.

Belge yönetimi: Kamu ya da özel kuruluşlarda belgelerin üretilmesinden başlayarak arşiv kurumuna aktarılmasına değin devam eden süreç içerisinde, belgelere yönelik gerçekleştirilen işlemleri (hizmetleri) ifade eder.

Bibliyografik bilgi: Bir bilgi kaynağının, materyalin ya da eserin yazarı, başlığı, yayın yılı, yayınevi gibi tanımlayıcı verilerini içeren bilgilerdir.

Bibliyografya: Bir konuda yazılmış eserlerin yazar, başlık, yayın yılı gibi bilgilerini içeren düzenli bir listedir.

Bilgi (BBY bağlamında): İnsanların çeşitli yollarla edindikleri ve içselleştirdikleri deneyimlerinin, düşüncelerinin, görüşlerinin ya da birikimlerinin yazılı, basılı ya da elektronik ortamda somutlaşması ile ortaya çıkan üründür.

Bilgi (felsefi bağlamda): Bilen (özne/ süje) ile bilinenin (nesne/ obje) uyumu/ilişkisidir.

Bilgi arama davranışı: Farkına varılan bir bilgi gereksiniminin karşılanmasıyla ilgili dürtünün yerine getirilmesi için yürütülen bireysel bir etkinliktir.

Bilgi gereksinimi: Bireysel yaşamdaki kişisel veya işle ilgili belirsizliklerin kabul edilmesi ve tanınmasıdır. Bireyin bulunduğu konum ile olmak istediği konum arasındaki farkın anlaşılmasıyla ortaya çıkan ve var olan problemle başa çıkmada yetersiz kalındığında bilgi ile ilgili güçlüklerin bir dürtü halini almasıdır.

Bilgi güvenliği: Bilgi ve bilgi sistemlerinin yetkisiz erişim, kullanım, ifşa edilmesi, bozulması, değiştirilmesine karşı veya bilginin gizlilik, bütünlük ve kullanılabilirliğine zarar vermek için yapılan kötü niyetli girişimlere karşı sağlanacak korumadır.

Bilgi okuryazarlığı:  Bilgi gereksinimini hissetmek, gereksinim duyulan bilgiyi bulmak, elde edilen bilgiyi değerlendirmek ve etkin olarak kullanmaktır.

Bilgi politikası: Bir ülkedeki bütün bireylerin gereksinim duydukları bilgiye erişimlerini sağlayacak plan, program ve proje gibi unsurların oluşturduğu yol, yöntemdir.

Bilgi toplumu: Sanayi toplumunun yerini alma iddiası taşıyan; bilgi ile ilişkili ürün ve hizmetlere daha çok önem verilen; bilginin üretimi, iletimi, depolanması ve tüketimi arasında daha önce olmadığı kadar yoğun ve önemli bir ilişkinin var olduğu; bilgi odaklı teknolojilerin ön planda olduğu; bilginin üretimi ile bilgi teknolojileri alanındaki iş gücünün bir toplumdaki gayri safi milli hasılanın önemli bir bölümüne katkı sağladığı yeni bir toplumsal ve ekonomik aşamadır.

Bilgi ve Belge Yönetimi Etiği, Bireylerin/toplumun bilgiye erişimini sağlama ve bilgi gereksinimlerini karşılamada insanın değerini koruma adına yapılması ve yapılmaması gerekenlere ilişkin ilke, kural ve normlara dayanak oluşturan değerlerdir.

Bilgi ve Belge Yönetimi; Yazılı, basılı ve elektronik bilgi taşıyıcılarındaki bilginin, seçilmesi, sağlanması, çözümlenmesi, değerlendirilmesi, düzenlenmesi, depolanması, erişilmesi ve kullanılmasını mümkün kılmak için sahip olunması gereken bilgi, beceri ve tekniklere ilişkin bir ‘çalışma ya da hizmet alanı’, bir ‘bilim dalı’dır.

BİT (Bilgi ve İletişim Teknolojisi): Bilgiyi aktarmak, depolamak, oluşturmak, paylaşmak veya değiştirmek için kullanılan teknolojik araçlar ve kaynaklar.

BİT becerileri: Kullanılan cihazdan bağımsız olarak, BİT’i etkili şekilde kullanmayı sağlayan beceriler.

BİT yeterliği: Öğrenme bağlamında değerlendirilebilecek BİT ile ilgili bir etkinliği gerçekleştirebilme becerisi.

Bilim: Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.

Bilimsel iletişim: Bilimle uğraşanların, karşılıklı olarak çalışmalarının sonuçlarını paylaştıkları tüm yapısal oluşumlar ve süreçlerdir.

Bilimsel yaklaşım: Bir olayın gözlemlenmesi; tahmine dayanan bir model (ya da hipotez) geliştirilmesi; tahminin, test edilmesi; sonuçların gözlemlenmesi; hipotezin gözden geçirilmesi; yeterince tekrarlanması ve başarılı bir hipotezin bilimsel bir teori haline gelmesi süreçleridir.

Bulut Bilişim: Verilerin bulut ortamlarında depolanması ve erişilmesi, üretim tesislerinin ve iş süreçlerinin daha esnek ve ölçeklenebilir olmasıdır.

Büyük veri; Toplumsal medya paylaşımları, ağ günlükleri, blog, fotoğraf, video, log dosyaları vb. gibi değişik kaynaklardan toparlanan tüm verinin, anlamlı ve işlenebilir biçime dönüştürülmüş biçimidir.

Dış kullanıcı: Hizmet verilen kütüphane kitlesine ait olmayan kütüphane kullanıcısı.

Dijital belge: Belirli bir içeriğe sahip, doğrudan dijital üretilmiş veya dijitalleştirilmiş; kütüphane tarafından üretilen ya da koleksiyona katılmış dijital bilgi birimi.

Dijital hizmet: Kütüphane hizmetinin yerel sunuculardan veya ağlar üzerinden dijital ortamda sunulması.

Dijital koleksiyon: Kütüphane koleksiyonundaki tüm dijital kaynaklar; doğrudan dijital doğan veya dijitalleştirilmiş materyaller.

Dijital kütüphane: Bilgisayarlar aracılığıyla erişilebilen dijital materyalin derlendiği bir elektronik koleksiyondur.

Dijitalleştirme: Materyallerin ya da bilgi kaynaklarının bilgisayarlarca okunabilirliğini sağlamak için gerçekleştirilen işlemler bütünüdür.

Dolaylı kullanıcı: Başka bir kayıtlı kullanıcı aracılığıyla kütüphane hizmetlerinden faydalanan kayıt dışı kullanıcı.

Düşünce özgürlüğü: Başka düşüncelere serbestçe erişme; düşünme ve kanaat sahibi olma ve bundan dolayı kınanmama ve kendisinde oluşan düşünceleri başkaları ile paylaşma, açıklama, hakkının dokunulmazlığıdır.

E-devlet: Kamu hizmetlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak sanal ortamdan sunulmasdır.

e-Kitap: Seri olmayan, metin ağırlıklı, dijital formatta kitaptır. Kütüphane tarafından dijitalleştirilen kitaplar dâhildir.

Elektronik belge teslimi: Bir belgenin ya da belgenin bir bölümünün kütüphane koleksiyonundan kullanıcıya elektronik aktarımıdır.

Elektronik yayıncılık: Mesleki makalelerin tam metinlerinin bilgisayara dayalı depolama araçları aracılığıyla dağıtımı ve arşivlenmesidir.

Enformasyon (BBY bağlamında): Ham verinin işlenmiş, anlamlandırılmış ve belirli bir bağlam içinde kullanıcıya sunulmuş hâlidir.

Erişilebilirlik (availability): İçerik, doküman veya hizmetlerin, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu anda kütüphane tarafından gerçekten sunulma derecesidir.

Fiziki erişim: Bilgiye ulaşma, kullanma veya geri getirme; bir hizmetten yararlanma veya bir binaya girme hakkı, fırsatı ya da imkânı.

Gezici kütüphane: Kütüphane hizmetlerinin belirli bir binaya bağımlı olmadan, kütüphaneye erişimi kısıtlı olan bölgelere ulaştırılmasını sağlayan mobil kütüphane sistemidir.

Halk kütüphanesi: Toplumun her kesimine açık olan, bireylerin bilgiye, eğitime ve kültürel kaynaklara ücretsiz erişimini sağlayan, bireylerin eğitimine, kültürel gelişimine ve boş zamanlarını değerlendirmesine yardımcı olan kamu hizmeti niteliğinde demokratik kurumlardır.

Hedef kitle: Belirli bir hizmetin nesnesi veya belirli materyallerin birincil kullanıcıları olarak bir kütüphaneye uygun gerçek ve potansiyel kullanıcı grupları.

Hizmet verilen nüfus: Kütüphanenin hizmetlerini ve materyallerini sağlamak üzere kurulduğu bireylerin sayısı. Halk kütüphanelerinde bu genellikle yasal hizmet alanındaki nüfustur; akademik kütüphanelerde öğretim elemanları ve öğrenciler toplamıdır.

İndirme (download): Kütüphane tarafından sağlanan çevrimiçi hizmetten veya internetten içerik birimine yapılan başarılı erişim.

İşletme giderleri : Kütüphanenin işletilmesinde yapılan harcamalar. Personel, düzenli kullanılan/yenilenen kaynaklar, kira, satın almalar, lisans, ciltleme, ağ, telekom, bina, bakım, elektrik, su vb. dâhildir.

Kapalı raflar: Kullanıcıların erişimine açık olmayan raflar

Kayıtlı kullanıcı: Kütüphanenin koleksiyonunu ya da hizmetlerini, içerden ya da uzaktan kullanmak için kayıt olmuş kişi ya da kurumlar.

Kataloglama: Bir bilgi kaynağının fiziksel özellikleri ve içerdiği konuların belirli kurallara göre bibliyografik olarak tanımlanması ve bu bilgilerin kayıt altına alınması işlemidir.

Kitap: Belirli bir düşünce, konu veya hikaye etrafında bütünlük ve yapı içinde oluşturulmuş, başlangıç ve sona sahip, sistematik olarak düzenlenmiş, okuyucuya anlamlı bir içerik sunan, fiziksel veya dijital formatta yazılmış bir eserdir.

Koruma (conservation): Bir belge veya diğer materyalin bozulmasını önlemek, durdurmak veya geciktirmek amacıyla uygulanan koruma önlemleri ve eylemler.

Kullanıcı eğitimi: Kütüphane ve diğer bilgi hizmetlerinin kullanımı için belirli öğrenme çıktılarını hedefleyen, belirli bir ders planıyla oluşturulmuş eğitim programı.

Kullanıcı hizmet alanı: Kütüphanenin kullanıcıların erişebildiği kısmı.

Kullanıcı olmayanlar: Bir kütüphanenin hizmet vermekle yükümlü olduğu kitlenin parçası olan ancak o kütüphanenin fiziksel ve/veya dijital hizmetlerini kullanmayan kişi.

Kurumsal arşiv: Bir kurumun veya kurumlar grubunun yayınlarını saklamak için kullanılan açık erişimli depo; örn. e-yayınlar, teknik raporlar, tezler, veri setleri, öğretim ve öğrenim materyalleri

Kütüphane: Bilgi, araştırma, eğitim, kültür veya eğlence amaçlı ihtiyaçları karşılamak üzere gerekli bilgi kaynakları, hizmetler ve imkânların kullanımını kolaylaştırmayı amaçlayan organizasyon ya da organizasyonun bir parçası.

Kütüphane etkinliği: Bireylerin kütüphaneleri daha aktif kullanmalarını sağlamak, okuma kültürünü yaygınlaştırmak ve bilgiye erişimi teşvik etmek amacıyla düzenlenen etkinlikler bütünüdür.

Kütüphane içi kullanım (in-house use): Kullanıcı tarafından açık raflardan alınarak kütüphane binasında kullanılan belgeler. Kütüphane içi kullanım, içeriğe kısa bir göz atmak amacıyla raflarda taramayı kapsar; yalnızca sırt veya başlığa bakarak seçim yapmak hariçtir.

Kütüphane web sitesi: Kütüphane tarafından hizmet ve kaynaklara erişim sağlamak için yayımlanan web sayfaları koleksiyonundan oluşan, internetteki benzersiz alan adı

Kütüphanelerarası ödünç (interlibrary loan): Bir belgenin özgün fiziksel kopyasının ödünç verilmesi veya belgenin tamamının/bir bölümünün kopyalanarak aynı yönetim altında olmayan başka bir kütüphaneye gönderilmesi işlemi.

Milli Kütüphane: Bir ülkenin kültürel mirasını koruma, bilgi kaynaklarını toplama, saklama ve gelecek nesillere aktarma amacıyla kurulan en üst düzeydeki ulusal bilgi merkezidir. Genellikle devlet tarafından desteklenen bu kütüphaneler, ülkedeki tüm yayınların derlenerek arşivlenmesi ve araştırmacıların kullanımına sunulması görevini üstlenir.

Monograf: Belirli bir konu, kişi, olay, ya da alan hakkında ayrıntılı ve derinlemesine bilgi sunan, genellikle tek bir yazar tarafından kaleme alınmış bilimsel veya akademik bir eserdir. Monograflar, genellikle bir konuyu sistematik bir şekilde ele alır, ayrıntılı bir analiz ve açıklama sunar ve genellikle özgün araştırma veya inceleme içerir

Nadir eseler: İncunabulalar, el yazmaları, sınırlı sayıda basılanlar, ciltleri, ithafları ve benzeri özellikleriyle değerli hale gelen kitaplar.

Nesnelerin İnterneti: Fiziksel cihazların, makinelerin, sensörlerin ve diğer sistemlerin internet üzerinden birbirine bağlanarak veri paylaşmasıdır.

Okuma alışkanlığı: Bireyin okumayı bir gereksinim ve zevk kaynağı olarak algılaması sonucu, okuma eylemini yaşam boyu sürekli ve düzenli bir biçimde eleştirici bir nitelikte gerçekleştirmesidir

Okuma kültürü: Bir bireyin, bir toplumsal grubun ya da bir toplumun okuma eylemi ile ilişkilerinin düzeyi ve niteliğidir. Bir başka deyişle, sözü edilen birey, grup ya da topluma ait yaşam biçiminin okuma
alanına yansıyan bölümüdür.

Okuma: Yazılı sembolleri, harfleri veya kelimeleri anlamlandırma süreci olup, yalnızca gözle takip edilen harfleri seslendirmek değil, aynı zamanda metindeki anlamı kavramak, yorumlamak ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmektir. Boş zamanları değerlendirmek, ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişmeleri izlemek, yeni şeyler öğrenmek için yapılan bir etkinlik ya da ilgidir.

Ödünç verme (loan): Elektronik olmayan bir öğenin (örn. kitap), fiziksel taşıyıcıda yer alan dijital belgenin (örn. CD-ROM) veya başka cihazlardaki (örn. e-kitap okuyucu) belgenin ödünç verilmesi ya da dijital belgenin sınırlı süreyle bir kullanıcıya iletilmesi işlemi.

Özel koleksiyon: Biçim, konu, tür, dönem, coğrafi alan, durum, nadirlik, kaynak veya değere göre bir kütüphane koleksiyonundan ayrılmış materyal koleksiyonu.

Personelsiz açılış saatleri: Bir kütüphanenin veya belirli bir kütüphane alanının, personel olmadan ancak self servis olanaklarıyla kontrollü erişime açık olduğu saatler.

Reddedilen erişim: Kütüphane aracılığıyla çevrimiçi bir hizmete yapılan başarısız talep. Başarısızlık, kütüphanenin hizmet için lisansa sahip olmamasından veya talebin eş zamanlı kullanıcı sınırını aşmasından kaynaklanabilir. Yanlış şifreler nedeniyle talep başarısızlığı hariçtir.

Referans hizmeti: Bir bilgi ve dokümantasyon kuruluşunun personeli tarafından, talepler üzerine sözlü veya yazılı bilgi ve yardım sağlanması.

Referans sorusu: Kütüphane standı aracılığıyla bir veya daha fazla bilgi kaynağının (basılı ve basılı olmayan materyaller, makine tarafından okunabilir veri tabanları, kütüphanenin kendi ve diğer kurumların katalogları gibi) bilinmesini veya kullanılmasını içeren bilgi teması.

Sanal erişim: Kütüphane tarafından sağlanan çevrimiçi bir hizmete yapılan başarılı istek.

Sansür: Otoritelerin, gerekli gördükleri yer­lerde bireyin özgür düşüncesini sınırlandırılmasıdır.

Stop Words: Etkisiz Kelimeler. Arama motorları üzerinde yapılacak sorgular sonucunda kullanıcıya sonucu daha hızlı gösterebilmek için yok sayılan kelimelerdir.

Süreli yayın: Belirli aralıklarla yayımlanan, güncel bilgi içeren ve devamlılık gösteren basılı veya dijital yayınlardır. Kütüphanelerde bu tür yayınlar, bilgiye hızlı erişim sağlamak, güncel araştırmaları desteklemek ve kullanıcıların bilgi ihtiyacını karşılamak amacıyla arşivlenir ve erişime sunulur.

Teknoloji göçü: Eski teknoloji ile üretilmiş elektronik medya üzerine kayıtlı bilgilerin daha yeni teknoloji ile üretilmiş yeni medya üzerine kopyalanmasıdır.

Üstveri (metadata): Veri hakkında yapılandırılmış veri.

Veritabanı (database): Elektronik ortamda depolanmış tanımlayıcı kayıtlar veya içerik birimleri (olaylar, metinler, resimler, sesler dâhil) topluluğudur. Ortak bir kullanıcı arayüzü ve verilerin geri getirilmesi ile işlenmesi için yazılım içerir.

Veri madenciliği: Veri yoğun araştırma alanlarında bilgi keşfidir.

Yapay zeka (YZ): İnsan zekasını taklit eden bilgisayar sistemleri ve yazılımlar geliştirmeye yönelik bir bilim dalı olup, öğrenme, problem çözme, karar verme, doğal dil anlama ve algılama gibi bilişsel yetenekleri bilgisayar sistemlerine kazandırmayı amaçlar.

Yazma eser: Elle yazılarak ortaya konan ve basılmamış olan her çeşit kitap, risâle, murakka‘, mektup, levha ve belgelerin ortak adıdır.

Yenileme: Genellikle kullanıcı tarafından başlatılan bir belgenin ödünç alma süresinin uzatılması

Ziyaret (fiziksel): Kişi (birey) kütüphane binasına girmesi.

Ziyaret (Sanal): Bir kullanıcının dijital bir hizmette sayfa gösterimi yapmasıyla başlayan sürekli kullanıcı etkinliği döngüsü.

Bilgi ve Belge Yönetimi alanında araştırma yapmak isteyenlerin ya da alana ilişkin gelişmeleri güncel olarak izlemek isteyenlerin başvurabilecekleri temel bilgi kaynaklarını şöyle özetleyebiliriz.

Türkçe Dergiler

Yabancı dildeki dergiler:

‘Library & Information Science’ başlığındaki yayınlara yapılan atıflara göre hazırlanan Google Scholar Metrics’ten yararlanabilirsiniz: https://scholar.google.com.tr/citations?view_op=top_venues&hl=tr&vq=soc_libraryinformationscience

ASLIB JOURNAL OF INFORMATION MANAGEMENT

COLLEGE & RESEARCH LIBRARIES

INFORMATION AND LEARNING SCIENCES

INFORMATION DEVELOPMENT

JOURNAL OF DOCUMENTATION

JOURNAL OF INFORMATION SCIENCE

JOURNAL OF INFORMETRICS

JOURNAL OF LIBRARIANSHIP AND INFORMATION SCIENCE

JOURNAL OF THE ASSOCIATION FOR INFORMATION SCIENCE AND TECHNOLOGY

JOURNAL OF THE MEDICAL LIBRARY ASSOCIATION

LEARNED PUBLISHING

LIBRARY & INFORMATION SCIENCE RESEARCH

LIBRARY HI TECH

LIBRARY MANAGEMENT

LIBRARY PHILOSOPHY AND PRACTICE

ONLINE INFORMATION REVIEW

QUANTITATIVE SCIENCE STUDIES

SCIENTOMETRICS

THE ELECTRONIC LIBRARY

THE JOURNAL OF ACADEMIC LIBRARIANSHIP

Journal of Citation Report (JCR) 2023’te alanımızla ilgili listelenen dergilerden diğerleri şunlardır:

ASLIB PROCEEDINGS

CANADIAN JOURNAL OF INFORMATION AND LIBRARY SCIENCE-REVUE CANADIENNE DES SCIENCES DE L INFORMATION ET DE BIBLIOTHECONOMIE

DATA BASE FOR ADVANCES IN INFORMATION SYSTEMS

DATA TECHNOLOGIES AND APPLICATIONS

ELECTRONIC LIBRARY

ETHICS AND INFORMATION TECHNOLOGY

EUROPEAN JOURNAL OF INFORMATION SYSTEMS

GOVERNMENT INFORMATION QUARTERLY

HEALTH INFORMATION AND LIBRARIES JOURNAL

INFORMATION & CULTURE

INFORMATION & MANAGEMENT

INFORMATION DEVELOPMENT

INFORMATION PROCESSING & MANAGEMENT

INFORMATION RESEARCH-AN INTERNATIONAL ELECTRONIC JOURNAL

INFORMATION SOCIETY

INFORMATION SYSTEMS JOURNAL

INFORMATION SYSTEMS RESEARCH

INFORMATION TECHNOLOGY & PEOPLE

INFORMATION TECHNOLOGY AND LIBRARIES

INFORMATION TECHNOLOGY FOR DEVELOPMENT

INTERNATIONAL JOURNAL OF INFORMATION MANAGEMENT

JOURNAL OF ACADEMIC LIBRARIANSHIP

JOURNAL OF CLASSIFICATION

JOURNAL OF ENTERPRISE INFORMATION MANAGEMENT

JOURNAL OF GLOBAL INFORMATION MANAGEMENT

JOURNAL OF INFORMATION TECHNOLOGY

JOURNAL OF MANAGEMENT INFORMATION SYSTEMS

JOURNAL OF SCHOLARLY PUBLISHING

JOURNAL OF STRATEGIC INFORMATION SYSTEMS

JOURNAL OF THE AMERICAN MEDICAL INFORMATICS ASSOCIATION

JOURNAL OF THE ASSOCIATION FOR INFORMATION SCIENCE AND TECHNOLOGY

JOURNAL OF THE ASSOCIATION FOR INFORMATION SYSTEMS

KNOWLEDGE ORGANIZATION

LAW LIBRARY JOURNAL

LIBRARY AND INFORMATION SCIENCE

LIBRARY HITECH

LIBRARY JOURNAL

LIBRARY QUARTERLY

LIBRARY RESOURCES & TECHICAL SERVICES

LIBRARY TRENDS

LIBRI-INTERNATIONAL JOURNAL OF LIBRARIES AND INFORMATION STUDIES

ONLINE INFORMATION REVIEW

PORTAL-LIBRARIES AND THE ACADEMY

REFERENCE & USER SERVICES QUARTERLY

REFERENCE SERVICES REVIEW

RESEARCH EVALUATION

RESTAURATOR-INTERNATIONAL JOURNAL FOR THE PRESERVATION OF LIBRARY AND ARCHIVAL MATERIAL

SCIENTIST

SERIALS REVIEW

SOCIAL SCIENCE COMPUTER REVIEW

TELECOMMUNICATIONS POLICY

TELEMATICS AND INFORMATICS

ZEITSCHRIFT FUR BIBLIOTHEKSWESEN UND BIBLIOGRAPHIE

Türkçe Bibliyografyalar

Tezler

Özler, Index ve Yıllıklar

  • Library and Information Science Abstracts (LISA)
  • Library, Information Science & Technology Abstracts (LISTA)
  • Library Literature and Information Science Index
  • Annual Review of Information Science and Technology (ARIST)

Ansiklopedi

  • Encyclopedia of Library and Information Science (ELIS)

İstatistikler

Açık arşivler

Ankara Üniversitesi Açık Erişim Sistemi: http://acikarsiv.ankara.edu.tr

Atatürk Üniversitesi Dijital Açık erişim Sistemi: http://earsiv.atauni.edu.tr/xmlui/

Marmara Üniversitesi Açık Erişim Sistemi: http://dspace.marmara.edu.tr/

Hacettepe Üniversitesi BBY Yayınlar Veri Tabanı: http://www.bby.hacettepe.edu.tr/yayinlar3.asp

Kütüphane Katalogları

Milli Kütüphane Kataloğu: https://kasif.mkutup.gov.tr/Default.aspx

TO-KAT Ulusal Toplu Katalog: http://www.toplukatalog.gov.tr

Halk Kütüphaneleri Toplu Kataloğu: http://koha.ekutuphane.gov.tr/cgi-bin/koha/opac-tags.pl

Kütüphanelere ilişkin yasa, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge vb. mevzuat

Resmi Gazete: http://www.resmigazete.gov.tr

Mevzuat Bilgi Sistmi: http://www.mevzuat.gov.tr/Default.aspx

Stratejik planlar, şura kararları, kalkınma planları, hükümet programları vb. politika belgeleri

Türkiye’deki Bakanlık adlarının İngilizce karşılıkları şu şekildedir – The English equivalents of  the names of the ministries in Türkiye are as follows:

Cumhurbaşkanlığı: Presidency of the Republic of Türkiye

Adalet Bakanlığı: The Ministry of Justice

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: The Ministry of Family and Social Service

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: The Ministry of Labor and Social Security

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: The Ministry of Environment, Urbanization and Climate Change

Dışişleri Bakanlığı: The Ministry of Foreign Affairs

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: The Ministry of Energy and Natural Resources

Gençlik ve Spor Bakanlığı: The Ministry of Youth and Sports

Hazine ve Maliye Bakanlığı: The Ministry of Treasury and Finance

İçişleri Bakanlığı: The Ministry of Interior Affairs

Kültür ve Turizm Bakanlığı: The Ministry of Culture and Tourism

Milli Eğitim Bakanlığı: The Ministry of National Education

Milli Savunma Bakanlığı: The Ministry of National Defense

Sağlık Bakanlığı: The Ministry of Healty

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: The Ministry of Industry and Technology

Tarım ve Orman Bakanlığı: The Ministry of Agriculture and Forestry

Ticaret Bakanlığı: The Ministry of Trade

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı: The Ministry of Transport and Infrastructure

Türkiye’de kütüphanelerle ile ilgili bazı kurumların ve STK’ların İngilizce karşılıkları şu şekildedir- The English equivalents of some institutions and NGO’s related to libraries in Türkiye are as follows:

Milli Kütüphane: National Library

Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü: General Directorate of Libraries and Publications

Türkiye Yazma Eserler Kurumu: Manuscript Institution of Türkiye

Devlet Arşivleri Başkanlığı: Head Office of the State Archives.

Türk Kütüphaneciler Derneği: Turkish Librarians Association

Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği: University and Research Librarians’ Association

Okul Kütüphanecileri Derneği: Association of School Librarians

Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu: Anatolian University Libraries Consortium

Avrasya Kütüphaneciler Derneği : Association of Eurasian Librarians

Türk Arşivciler Derneği: Association of Turkish Archivists

Halk Kütüphaneleri Derneği: Public Libraries Association

Türk Dünyası Kütüphaneciler Vakfı: Turkish World Librarians Foundation

Zaman zaman Türkiye halkının okuma alışkanlığına ilişkin nicel verilere gereksinim duyulmaktadır. Bunlara ilişkin erişilen hiçbir verinin birbiriyle benzer olmadığı hatta okuma alışkanlığına ilişkin verilen oranlar arasında uçurumlar olduğu görülmektedir. Buna rağmen kimi televizyon ve gazeteler bu birbirinden çok çok farklı verileri kullanmakta, hatta zaman zaman meslektaşlarımız dahi ürettikleri çeşitli afiş veya broşürlerde bu yanlış bilgilere yer vermektedirler. Bu konuda değerli akademisyenlerimiz tarafından farklı zamanlarda, farklı gruplara uygulanmış birçok çalışmadan da bahsedilebilir. Ancak bugüne dek Türkiye’de okuma oranlarına ilişkin ülke çapında yapılmış en geniş kapsamlı çalışma, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan ve sonuçları 2011 yılında yayımlanan Türkiye Okuma Kültürü Haritası adlı rapordur. Türkiye Okuma Kültürü Haritası kapsamın genişliği açısından ele alındığında, okuma alışkanlığı konusunda Cumhuriyet tarihinde ülke çapında gerçekleştirilen ilk okuma alışkanlığı saha araştırmasıdır.

Araştırma sonuçları “Türkiye Okuma Kültürü Haritası” adında basılı bir rapor olarak yayımlanmıştır. Araştırma sonuçlarının özet bilgilerinden oluşan İngilizce ve Türkçe Yönetici Özetleri ise hem kitapçık olarak yayımlanmış hem de Bakanlığın web sayfasında kamuoyuna duyurulmuştur. Ayrıca araştırma sonuçları, 19 Nisan 2011 tarihinde dönemin Kültür ve Turizm Bakanı tarafından kamuoyuyla da paylaşılmıştır.

okuma kültürü dTürkiye Okuma Kültürü Haritası çalışması için alan araştırması yapılmıştır. Araştırma için Türkiye İstatistik Kurumu’nun NUTS2 düzeyindeki illeri seçilmiştir. Bunlar; Adana, Ağrı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Van ve Zonguldak illeridir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun Adrese Dayalı Kayıt Sistemi (ADNKS) esas alınarak belirlenen örneklem için her coğrafi bölgeden il seçimi yapılmıştır. İllerin belirlenmesinde, benzer nitelikli illerin seçimi yerine, farklı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel gelişmişlik düzeyindeki iller tercih edilmiştir. Seçilen örneklem kır ve kent dağılımı bakımından Türkiye’yi temsil etmektedir. Araştırma kapsamında Türkiye’yi temsil niteliği olan 26 ilde 6212 kişi ile görüşülmüştür. Elde edilen veriler ileri analiz teknikleri kullanılarak yorumlanmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği NUTS2 düzeyinden seçilen illerle yapılan bu araştırma 0.95 güvenilirlik sınırları içinde olup, hata payı oranı +/ – % 1.23’tür.

Araştırma bulgularını özetleyecek olursak;

Hiç kitap okumama ve yılda 10 kitaptan az okuma oranları dikkate alındığında, katılımcıların ortalama %75’inin okumadığı , % 25’in ise ayda 1 kitaptan fazla okuduğu diğer bir deyişle okuma alışkanlığına sahip olduğu söylenebilir.

35 yaş üzeri bireyler çoğunlukla TV izlemekte ve aileyle zaman geçirmektedir. Özellikle 15-34 yaş grubunda kitap okuma ve internet kullanma, diğer yaş gruplarına göre daha yaygındır. 7-14 yaş arasındaki bireyler ise diğer gruplara göre en çok kitap okuyan grubu oluşturmaktadır.

Genellikle eşi hayatta olmayan, düşük gelirli hanelerde ve akraba evinde yaşayan katılımcıların boş zamanlarını TV izleyerek, evli ve orta gelire sahip bireylerin boş zamanlarını aileleriyle, bekarların ve çok yüksek gelirli hanelerde yaşayan katılımcıların ise boş zamanlarını kitap, gazete ve dergi okuyarak geçirdikleri bulgusuna ulaşılmıştır.

Emekli olup herhangi bir işte çalışmayan katılımcılar genellikle boş zamanlarını TV izleyerek, ev hanımları aileleriyle, özel sektör yöneticileri ve öğrenciler ise kitap, dergi ve gazete okuyarak değerlendirmektedirler.

Yaş grubuna göre bakıldığında 7-14 yaş grubunun, cinsiyet açısından bakıldığında kadınların, yaşamın büyük kısmının geçirildiği yer açısından bakıldığında kentlerde yaşayanların “seçici ve düzenli okuyucu” olduğu görülmektedir.

Serbest meslek sahipleri başta olmak üzere, kamuda yönetici olarak çalışanlar, özel sektörde çalışanlar “rastgele kitap seçen ve düzensiz okuyan” grubu oluşturmaktadır. “Seçici ve düzenli okuyan” grup ise, kamu çalışanları ve öğrencilerdir.

Kitap okuma oranı, 7-14 yaş grubu bireylerde ve kadınlarda diğer gruplara göre yüksektir. Gazete okuma oranının ise erkeklerde ve 65 üzeri yaş grubu katılımcılarda yüksek olduğu görülmektedir. Gazete okuma oranı yine büyükşehirlerde daha yüksektir. Gelir düzeyi yükseldikçe çeviri kitap okuma oranı da yükselmektedir.

Evinde internet bulunan katılımcıların kitap, gazete, dergi okuma oranlarının, internet bağlantısı olmayanlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu noktada internet kullanımının okumayı her zaman olumsuz etkilediğini söylemek güçtür.

Öğrencilerin çok yüksek oranda kitap okuyan grup öğrencilerdir. 10 kişiden fazla işçi çalıştıran serbest meslek sahipleri, diğer gruplara oranla gazete okumayı tercih etmektedir.

Kişilerin kitap okuma alışkanlığı kazanmalarında, aile ve yakın çevrelerinin etkisinin düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Kitap okumayanların %19’u okuma eylemini sevmediklerini belirtmişlerdir. Katılımcılar tarafından kitap okumama nedeni olarak zaman bulunamaması gösterilmiştir

7-14 yaşlarındaki katılımcıların daha çok eğitim, 15-24 yaşlarındaki katılımcıların çoğunlukla edebiyat, 25 ve üzeri yaşlardaki katılımcıların ise genellikle din konulu kitaplar okumayı tercih ettikleri görülmektedir. Verilere göre, yaşamının büyük kısmını büyükşehir ve kasabada geçirenler yoğunlukla edebiyat, kentte geçirenler en çok eğitim, kasaba ve köyde geçirenler ise din konulu kitaplar okumaktadırlar.

Edebiyat ve eğitim konulu kitapları okuyanların daha çok öğrenciler olduğu görülürken, din konulu kitapları okuyanların ise ev kadınları olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

7-14 yaş grubu katılımcıların genellikle öykü okumayı tercih ettikleri görülürken, diğer yaş gruplarının daha çok roman okumayı yeğledikleri saptanmıştır. Kadınların erkeklerden daha çok roman, öykü ve şiir okumalarına karşın, erkeklerin ise kadınlardan daha çok deneme, eleştiri ve mizah türü kitaplar okudukları görülmektedir.

7-14 yaş grubu katılımcıların macera, 15-24 yaş grubu katılımcıların aşk ve 65 ve üzeri yaş grubu katılımcıların ise tarih temalı kitaplar okudukları görülmektedir. Kadınlar daha çok aşk temalı kitapları okurken, erkekler ise macera temalı kitapları tercih etmektedirler. Kadınların daha çok aşk, erkeklerin ise daha çok tarih temalı kitapları okudukları saptanmıştır. Macera ve tarih temalı kitaplar daha çok kentte okunurken, aşk temalı kitaplar, daha çok büyükşehirde yaşayanlar tarafından okunmaktadır. Bekarların daha çok macera kitapları, eşinden ayrılmış katılımcıların daha çok aşk ve eşi hayatta olmayan katılımcıların ise daha çok tarihi romanlar okudukları görülmektedir. Macera kitaplarının akraba evinde oturanlar, aşk kitaplarının kiracılar, tarih kitaplarının ise kendi evlerinde oturanlar tarafından daha çok tercih edildiği saptanmıştır. Anlamlı bir bulgu olarak, Psikoloji temalı kitapların ise hane halkı geliri 3000 TL – 5.000 TL olan katılımcılar tarafından okunduğu saptanmıştır.

Tavsiyelere göre kitap seçen katılımcıların genellikle “seçici ve düzensiz okuyan” bireylerden oluştuğu görülmektedir. Kitap adına göre seçim yapan bireylerin “seçici ve düzenli” okuyucular, dergi ve gazetelerin kitap eklerine göre seçim yapan katılımcıların ise genellikle “rastgele seçen ve düzensiz okuyan” ile “rastgele seçen ve düzenli okuyan”lardan oluştuğu saptanmıştır.

Yılda 5 ve 5’den az kitap alanlar ve hiç kitap almadığını söyleyenler birlikte değerlendirildiğinde, genel toplamda katılımcıların %64.8’inin kitap satın almadığı söylenebilir. Yıllık ortalama alınan kitap sayılarına bakıldığında en çok 7-24 yaş grubundaki katılımcıların kitap aldıkları sonucuna ulaşılmaktadır. En az kitap alımı, yaşamının büyük kısmını köylerde ve kasabalarda geçirenlerde görülmektedir.

Seçici ve düzenli okuyanların, evlerinde Türkiye ortalamasının çok üzerinde kitap bulundurdukları görülmektedir. Yıllık ortalama okunan kitap sayısı arttıkça, evde bulundurulan kitap sayısında da artış gözlemlenmektedir. Bu durumda kitap okuma ve evde kitap bulundurma durumlarının ilişkili olduğu söylenebilir.

Okuma Kültürü Haritası ile ilgili araştırmadan şu temel sonuçlar elde edilmiştir:

  • Kadın-erkek okuma oranları eşittir.
  • Ülkemizde yılda ortalama 7.2 kitap okunmaktadır.
  • Türkiye nüfusunun % 31’i hiç kitap okumamaktadır.
  • Türkiye’de her 4 kişiden 1’inin kitap okuma alışkanlığı vardır.
  • Boş zamanlarda en çok TV izlenmektedir (% 23.7).
  • Kitap hala en çok okunan basılı materyal türüdür (% 54).
  • Kitaplar rastgele seçilip, düzensiz okunmaktadır (% 45.3).
  • Genellikle tavsiye edilen kitaplar okunmaktadır (% 61.5).
  • Bir okuyucu bir seferde aralıksız olarak en fazla 30 dakika okumaktadır.
  • Türkiye’de kitap okuma alışkanlığını birey kendi kendine öğrenmektedir ( %75).
  • Herhangi bir yazar düzenli olarak izlenmemekte (% 84.2), kitap seçiminde yayınevi tercihi yapılmamaktadır (% 90.16).
  • Halk kütüphanelerinin varlığı ağırlıklı olarak bilinmektedir (% 77); ancak yararlanma oranı düşüktür.
  • Kitaplar en çok satın alma şeklinde sağlanmakta (% 82.9) ancak kitap fiyatları kısmen pahalı bulunmaktadır.
  • Ders kitabı dışında kitap satın alma oranı düşüktür.
  • En fazla edebiyat okunmaktadır (% 20), onu dinsel kitaplar (% 18.5); eğitime ilişkin kitaplar (% 16) ve tarih (% 14) izlemektedir.
  • En fazla okunan yazınsal tür, romandır (% 34), onu öykü izlemektedir (% 27).
  • En çok macera temalı kitaplar okunmaktadır (% 22).
  • Çoğunlukla Türkçe kitaplar okunmaktadır (% 85).
  • Trakya ağırlıklı olarak tarihsel kitaplar; İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu dinsel kitaplar; Karadeniz, Ege ve Doğu Anadolu edebiyat okumaktadır.
  • Çeviri kitap da okuduğunu söyleyenlerin oranı % 34’tür.
  • En çok tavsiyelere göre kitap seçimi yapılmaktadır (% 61.5).
  • Evlerde genellikle 25’ten az kitap bulunmaktadır (% 44).

Okuma kültürü, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile doğrudan ilintili önemli göstergelerden biridir. Bu çalışma, hem mevcut durumu saptama hem okuma kültürünü geliştirme yönünde hedefler belirleme açısından önem taşımaktadır. Kuşkusuz söz konusu araştırma sadece bir başlangıç olmalı ve sürekli hale getirilmelidir.

Kütüphane kurmak ve işletmek oldukça maliyetli bir iştir. Kütüphanecilik çok pahalı bir yatırım alanıdır. Yeni binaların inşa edilmesi, mevcut binaların iyileştirilmesi, kütüphane iç mekanlarının donatılması, elektrik, su, doğalgaz, internet vb altyapı ihtiyaçlarının kesintisiz sağlanması, bilgi teknolojileri ile ilgili donanımların sağlanması, bilgi kaynaklarının satın alınması, işleri yürütecek personelin istihdam edilmesi gibi yurt çapındaki hizmetlerin sürekliliğini sağlamak için tahsis edilen ödenekler sıradan insanlar için baş döndürücü miktarlardadır. Bu yüzden halka ücretsiz hizmet veren kütüphaneler kamu tarafından finanse edilirler. Dolayısıyla tüm bu maliyetin karşısında hem toplumda hem de toplum adına karar veren makamlarda bir beklenti oluşur.

Mesleki çabaları kütüphane finansmanı bağlamında değerlendirmek biz kütüphaneciler için bir mesleki sorumluluktur aynı zamanda. Sorumluluğumuzun bilincinde olmalıyız. İşimizi bu gerçeğin farkında olarak yapmalıyız. Beklentileri karşılamak adına nitelikli bilgi hizmetler tasarlayabilmeli ve halka sunabilmeliyiz. Halkın da aynı zamanda kütüphane kurumunun ardındaki bu devasa finansal aktivitelerin bilincinde olmasını sağlamalıyız. Aksi durumda kütüphanelere yapılan yatırım arzu edilen seviyeye asla ulaşamayacağı gibi zamanla azalacaktır. Diğer yandan bu beklentileri karşılamayı hedeflemiş başka mesleklerin, yapıların ya da sektörlerinin gölgesinde kalmak kaçınılmaz olacaktır.

Kütüphanelerde istihdamın gerekçesi kütüphanecileri sosyo-ekonomik olarak desteklemek (!) değil yapılan bu devasa yatırımlar karşısında yukarıda değinilen toplumsal beklentinin karşılanmasıdır. Hobi kütüphaneciliği belki aile arasında yapılabilir ama kamuda kütüphanecilik profesyonel zemine dayalı olarak sürdürülmelidir.  

Cumhuriyet’in 100. Yılında Türk Kütüphaneciliği Sempozyumu Türk Kütüphaneciler Derneği sahipliğinde 4-7 Ekim 2023 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde gerçekleştirildi. Sempozyumda Cumhuriyet dönemi kütüphanecilik gelişmeleri ayrıntılı bir biçimde değerlendirildi. 2 açılış konferansı, 11 oturumda toplam 43 bilimsel bildiri ve 7 poster sunumu yapıldı. Yaklaşık 900 katılımcı ile gerçekleştirilen etkinlikte bilimsel toplantıların yanı sıra meslektaşlar arası yoğun bir informal iletişim gerçekleşti.

Bu kapsamda Cumhuriyet’in 100. yılında Türk kütüphaneciliğinin göstermiş olduğu gelişim çizgisine ilişkin kişisel görüşlerimi değerlendirmelerinize sunmak istiyorum.  

Türkiye’de kütüphanecilik, Cumhuriyet’in birinci 100 yılı içinde büyük bir gelişim gösterdi ve toplumun eğitim, kültür ve bilim gereksinimlerinin karşılanması yolunda çok önemli bir misyon üstlendi. Bunu da kısmen başardı. 100 yıllı süreçte kütüphaneler, eğitim kurumları, kültür merkezleri ve kültürel miras arşivi olarak topluma hizmet etmeye devam ettiler. Günümüzde de bilgiye erişimi kolaylaştırmak ve okuma kültürünü teşvik etmek için önemli bir araç olmaya devam ediyor.  

Sempozyum boyunca yetkin isimler tarafından birçok önemli gelişme dile getirildi. Türk kütüphaneciliğinin gelişimi ve evrimi açısından en önemlisi olduklarına düşündüğüm konular şunlar:

  1. Milli Kütüphane’nin kurulması ve geliştirilmesi, Türk kütüphaneciliği için hem merkezi bir otorite kurum oluşturulması hem de Türkiye basılı kültürel mirasın derlenmesi ve korunmasının sağlanması açısından önemli bir adımdır. Milli Kütüphane, kuruluşundan itibaren Türkiye’nin milli belleğini korumak ve erişilebilir kılmak amacıyla önemli bir misyon üstlendi. Bu misyonu destekleyecek diğer gelişmelerin ortaya çıkmasına da neden oldu. Örneğin gerekli insan kaynağının sağlanabilmesi için kütüphanecilik bölümlerinin kurulmasını tetikledi ya da teknik hizmetler alanında otorite kurum olabilme yolundaki adımlar niteleme hizmetlerini geliştirdi.  
  2. Türkiye’de kütüphanecilik eğitimi veren bölümlerin kurulması ve kütüphanecilik alanında uzman yetiştirmek için çaba harcanması, kütüphanecilik mesleğinin kalitesini artırdı. 20 yüzyılda Türkiye’de yetişen duayen kütüphanecilerimizin mesleğe katkıları muazzamdır.  Modern kütüphaneciliğimiz kahramanlar bugünkü kütüphaneciliğimizin temellerini sabırla, bin bir zahmetle ve adım adım kurguladılar.  
  3. Türk Kütüphaneciler Derneği’nin 1949 yılında kurulması, kütüphanecilerin kendilerini bir cemiyet olarak görmelerini sağladı. Onları ortak bir mesleki ülkü etrafında bütünleştirdi.   Derneğin kurulmasıyla kütüphanecilerin mesleki bilgi ve becerileri ile mesleki savunuculuk bilinci yükseldi.  
  4. 1952 yılından itibaren yayın hayatına başlayan Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni ilk mesleki dergimiz olup kesintisiz yayınlanmaya devam ediyor. 1987 yılında Türk Kütüphaneciliği adını alan dergi üzerinden Türk Kütüphaneciliği’nin 70 yıllık macerasını gözlemleme şansına hâlâ sahibiz.
  5. Kütüphaneciler tarafından kurgulanan ve 1949 yılından itibaren kutlanan gelen Kütüphane Haftaları, kütüphanelerin toplum içindeki rolünü vurgulaması, kitap okuma alışkanlığını teşvik etmesi ve okuma kültürünü yaygınlaştırması açılarından çok uzun süre önemini kaybetmeden hayatta kalmayı başarmış önemli bir girişimdir.   

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türk Kütüphaneciliği’nin başarısı, kütüphanelerin toplumun değişen ihtiyaçlarına uyum sağlaması ve kapsayıcı bir şekilde bilgiye erişimi teşvik etmeleriyle yakından ilişkili olacak. Bunun için Türk kütüphaneciliğinde karar alıcılar şu hususlara önem vermek zorunda.

  1. Dijitalleşme ve Teknoloji: Kütüphaneler, dijital koleksiyonlarını ve çevrimiçi hizmetlerini genişletmeye devam ederek teknolojik gelişmelere ayak uydurmalı. Elektronik kaynakların sağlanması ve kullanıcıların bu kaynaklara erişimini kolaylaştırmak, kütüphanelerin önemli bir rol oynamasını sağlar.
  2. Eğitim ve Kütüphane Hizmetleri: Kütüphaneler, eğitim kurumları ve toplumun bilgi ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla hizmet sunmalı. Öğrencilerin bilgi becerilerini geliştirmek, bilgiye erişimde yardımcı olmak ve okuma alışkanlığını teşvik etmek için kütüphaneler eğitim programlarına odaklanabilir.
  3. Kütüphane Standartları ve Kalite: Kütüphane hizmetlerinin kalitesini artırmak için ulusal standartlar geliştirilmeli mevzuat sürekli güncellenmeli.
  4. Toplumsal Katılım: Kütüphaneler, toplumsal katılımı artırmak için çeşitli etkinlikler ve programlar düzenlemeye devam etmeli. Kitap okuma etkinlikleri, seminerler, sergiler ve diğer etkinliklerle toplumun kütüphanelere olan ilgisini artırabilirler.
  5. Kütüphane Kampanyaları ve Tanıtım: Kütüphaneler, hizmetlerini ve kaynaklarını tanıtmak için etkili kampanyalar düzenlemeli. Toplumun kütüphanelerin sağladığı faydaları daha iyi anlamalarını teşvik etmeli.
  6. Kültürel Mirasın Korunması: Kütüphaneler, Türkiye’nin kültürel mirasını koruma görevini asla göz ardı etmemeli. Özellikle nadir ve önemli eserlerin korunması, kataloglanması ve erişilebilir hale getirilmesi büyük bir öneme sahip.
  7. İş birlikleri: Kütüphaneler, diğer kurumlar, kütüphane dernekleri, eğitim kurumları ve yerel yönetimlerle iş birlikleri kurmaya ve kaynaklarını paylaşmaya devam etmeli bu hizmetlerini genişletmeli.
  8. Kütüphane Yönetimi ve Personel Yetkinliği: Kütüphane yönetimi ve personel yetkinliği, kütüphanelerin etkin bir şekilde çalışabilmesi için büyük öneme sahip. Kütüphane profesyonelleri, değişen gereksinimlere ve teknolojilere uyum sağlayacak şekilde sürekli eğitim almalı.
  9. Kütüphane Finansmanı: Kütüphanecilik ucuz bir sektör değildir. Kütüphanelerin sürdürülebilirliği için yeterli finansman sağlamak kritik bir meseledir. Kamu ve özel sektörden kaynakların ayrılması ve kütüphanelerin bütçelerinin desteklenmesi gerekiyor.
  10. Erişilebilirlik ve Engellilere Duyarlılık: Kütüphaneler, engelli bireyler için erişilebilir olmalı. Dijital ve fiziksel kaynaklara erişimi kolaylaştırmak için önlemler alınmalı.
  11. Kütüphane Bina ve Altyapıları: Fiziksel kütüphane binaları, rahat ve modern bir ortam sunmalıdır. Altyapılar güncel teknolojiye uygun olmalı ve kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap verebilmeli.
  12. Yerel Kültür ve İhtiyaçlara Uyum: Kütüphaneler, bulundukları toplumun kültürel ihtiyaçlarını yansıtan koleksiyonlara sahip olmalı ve yerel toplumun gereksinimlerini karşılamak için esneklik göstermeli.
  13. Bilgi Gizliliği ve Güvenliği: Kütüphaneler, kullanıcıların bilgi gizliliğini ve güvenliğini korumalı. Kişisel bilgilerin korunması ve güvenli erişim sağlanmalı.
  14. Veri Yönetimi ve Analitiği: Kütüphaneler, veri yönetimi ve analitik araçları kullanarak kullanıcı ihtiyaçlarını daha iyi anlamalı ve hizmetlerini bu bilgilere dayalı olarak geliştirmeli.
  15. Değişen Okuma Alışkanlıkları: Dijital medyanın artan kullanımıyla birlikte okuma alışkanlıkları da değişiyor. Kütüphaneler, bu değişen alışkanlıklara uygun olarak e-kitaplar, sesli kitaplar ve dijital içeriklere daha fazla odaklanmalı.

Dünyadaki kütüphane gelişmelerine bakıldığında dijitalleşme, iş birlikleri, ağ kurma, yaratıcı alanlar oluşturma, verileri analiz etme ve yönetme, topluluk odaklı hizmetler sunma konularına ağırlık verilmeye başlandı. Diğer bir deyişle dünya genelinde kütüphaneler, fiziksel koleksiyonlarının yanı sıra dijital koleksiyonlarını da genişletiyor. E-kitaplar, sesli kitaplar ve dijital arşivler popüler hale geliyor. Ülke sınırlarını aşan iş birlikleri ve ağlar kuruyor. Bu sayede kaynaklar ve deneyimler paylaşılıyor, küresel ölçekte daha geniş erişim sağlanıyor. Kütüphaneler sadece kitapların saklandığı mekanlar olmaktan çıkıyor. Yaratıcı alanlar, koçluk hizmetleri, sanat atölyeleri ve etkinlikler sunuyor. Kütüphanelerin kullanıcı ihtiyaçlarını daha iyi anlamaları için verileri analiz edip bu sayede hizmetleri özelleştirilebiliyor. Kütüphaneler, yerel toplumların ihtiyaçlarına daha fazla odaklanıyor. Eğitim, istihdam destekleri ve toplumsal hizmetler sunma konusunda aktif rol oynuyorlar.

Dünyadaki kütüphanelerle Türkiye’deki kütüphaneler arasında bazı benzer eğilimler görülse de her iki taraf da kendine özgün gereksinimlere yanıt veriyor. Türkiye’deki kütüphaneler, yerel kültür ve toplum ihtiyaçlarına daha fazla odaklanma eğilimindeyken, dünya genelinde kütüphaneler, küresel ölçekte erişim ve iş birlikleri konularına ağırlık veriyor. İş birlikleri ve bilgi paylaşımı, kütüphanelerin daha etkili hale gelmesine katkı sağlayan önemli bir faktör.

Her kütüphane için koşullar farklı olabilir. Dolayısıyla evrensel gelişmeleri göz ardı etmeden belirli bir bölgenin veya toplumun ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çözümlere odaklanmak gerekiyor. Bu değerlendirmeler zaman içinde değişebilir, çünkü teknoloji ve toplumun ihtiyaçları sürekli olarak gelişiyor.

Makroekonomik hedeflerin halk kütüphaneleri ile ilişkisi şu şekilde açıklanabilir:

A. BÜYÜME STRATEJİSİNİN DESTEKLENMESİNDE halk kütüphanelerinin rolü

  1. İnovasyon (yenileşim): Halk kütüphaneleri, bilgi ve bilimsel kaynakların erişilebilirliğini sağlayarak, araştırmacılar, girişimciler ve işletmeler için bilgiye ulaşımı kolaylaştırabilir. Kütüphaneler, teknolojiye erişim ve eğitim sağlayarak bu alanda çalışanları destekleyebilir.
  2. Eğitim ve İşgücü Verimliliği: Halk kütüphaneleri, mesleki eğitim materyalleri ve kaynakları sağlayarak işgücü becerilerinin geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Nitelikli işgücü, verimlilik artışına ve ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağlar.
  3. Girişimcilik ve İş Desteği: Halk kütüphaneleri, girişimcilerin iş planları oluşturmalarına, pazar araştırmaları yapmalarına ve finansal kaynaklara erişim sağlamalarına yardımcı olabilir.
  4. Ekonomik Analiz ve Araştırma: Halk kütüphaneleri, ekonomik analiz ve araştırmalar için kaynaklar sağlayarak, ekonomi politikalarının etkin bir şekilde planlanması ve uygulanmasına katkıda bulunabilir.
  5. Toplumda Farkındalık ve Bilinçlendirme: Halk kütüphaneleri, ekonomi politikalarının hedeflerini anlatan bilinçlendirici etkinlikler düzenleyerek ekonomik büyümeyi destekleyebilir.

B. YEŞİL DÖNÜŞÜM HEDEFLERİ doğrultusunda halk kütüphanelerinin rolü

  1. Bilgi ve Farkındalık Sağlama: Halk kütüphaneleri, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm konularında bilgi ve kaynaklar sunarak toplumun bu konulardaki farkındalığını artırabilir. İklim değişikliği ile ilgili kitaplar, makaleler, raporlar ve çevre dostu uygulamalarla ilgili bilgilendirici etkinlikler düzenleyerek bilinçlenmeyi teşvik edebilirler.
  2. Sürdürülebilirlik Eğitimi: Halk kütüphaneleri, sürdürülebilirlik ve yeşil yaşam tarzı hakkında eğitici programlar düzenleyebilir.
  3. Yeşil Teknoloji: Halk kütüphaneleri, yeşil teknoloji ve yenilikçi çevre dostu uygulamalarla ilgili bilgi ve kaynakları sunarak, bu alanlardaki araştırmaları ve gelişmeleri destekleyebilir.
  4. Yeşil Kitap ve Dergi Koleksiyonları: Halk kütüphaneleri, iklim değişikliği, çevre koruma, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik konularında güncel kitap ve dergi koleksiyonları oluşturabilirler. Bu şekilde, toplumun bu konulardaki bilgiye erişimini kolaylaştırarak yeşil dönüşüm konusundaki araştırmaları ve öğrenmeyi teşvik edebilirler.

C. İSTİHDAM HEDEFLERİNE ULAŞILMASINDA VE İŞGÜCÜ PİYASASINA YÖNELİK yapısal reformların desteklenmesinde halk kütüphanelerinin rolü

  1. Meslek Edindirme ve Eğitim Kaynakları: Halk kütüphaneleri, meslek edindirme ve işgücü becerilerinin geliştirilmesi için kaynaklar sunabilir. İş arayanlara, işe uygun niteliklere sahip olmalarını sağlayacak kitaplar, eğitim materyalleri ve çevrim içi eğitim platformlarına erişim imkanı sağlayarak, istihdam edilebilirliklerini artırmaya yardımcı olabilirler.
  2. İş Başvurusu ve Kariyer Danışmanlığı: Halk kütüphaneleri, iş arayanlara iş başvurusu süreci ve kariyer planlaması konusunda danışmanlık yapabilirler. Özgeçmiş hazırlama, iş mülakatlarına hazırlık ve kariyer rehberliği konularında destekleyici materyaller ve programlar sunabilirler.
  3. İş İlanları ve İş Fırsatları: Halk kütüphaneleri, yerel ve ulusal iş ilanlarının duyurulduğu kaynaklar ve iş fırsatları hakkında bilgilendirici materyaller sunabilirler.
  4. Girişimcilik ve İşletme Kaynakları: Halk kütüphaneleri, girişimciler ve küçük işletmeler için bilgi kaynakları sunarak, yeni işletmelerin kurulmasına ve mevcut işletmelerin büyütülmesine destek olabilirler. Girişimciler için iş planı hazırlama, finansman kaynakları ve işletme yönetimi konularında rehberlik sağlayabilirler.
  5. İş Dünyası ve Ekonomi Hakkında Bilgi Kaynakları: Halk kütüphaneleri, iş dünyası ve ekonomi hakkında güncel bilgi kaynakları sunarak, iş arayanların ve işverenlerin ekonomik durumu ve iş piyasası hakkında bilgi sahibi olmalarına yardımcı olabilirler.
  6. Eğitim ve Kariyer Etkinlikleri: Halk kütüphaneleri, iş arayanlar için eğitim ve kariyer etkinlikleri düzenleyerek, işgücüne katılımı artırmayı teşvik edebilirler.

D. FİYAT İSTİKRARI hedeflerine ulaşmada ve enflasyonun düşürülmesinde halk kütüphanelerinin rolü

  1. Ekonomi ve Finans Konularında Bilgi Kaynakları: Halk kütüphaneleri, ekonomi ve finans konularında güncel ve güvenilir bilgi kaynakları sunarak, toplumun ekonomik konulardaki bilgi düzeyini artırabilirler.
  2. Tüketici Bilincini Artırıcı Eğitimler: Halk kütüphaneleri, tüketici bilincini artırmaya yönelik eğitici etkinlikler düzenleyerek, vatandaşların alışveriş davranışları ve bütçe yönetimi konusunda bilinçlenmelerine yardımcı olabilir. Tüketici hakları, alışverişte fiyat karşılaştırması, tasarruflu harcama gibi konularda eğitimler ve atölyeler düzenleyebilirler.
  3. Ekonomi Politikaları ve Enflasyonla Mücadele Konferansları: Halk kütüphaneleri, ekonomi politikaları ve enflasyonla mücadele konusunda konferanslar düzenleyerek, ekonomi uzmanlarını toplumla bir araya getirebilir ve bilinçlenmeyi artırabilirler.
  4. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Enflasyon Raporları: Halk kütüphaneleri, TÜFE ve enflasyon raporları gibi ekonomi haberlerini ve istatistiklerini sunabilir, ekonomik göstergelerin ve fiyat artışlarının toplum tarafından takip edilmesine yardımcı olabilirler.
  5. Kişisel Finans ve Tasarruf Kaynakları: Halk kütüphaneleri, kişisel finans yönetimi ve tasarruf konusunda kaynaklar sunarak, bireylerin bütçelerini daha iyi yönetmelerine ve ekonomik istikrara katkıda bulunabilirler.
  6. Sürdürülebilir Üretim ve Verimlilik Materyalleri: Halk kütüphaneleri, sürdürülebilir üretim ve verimlilikle ilgili materyaller sunarak, üretimde ve tüketimde verimliliği artırma yollarını ve sürdürülebilir ekonomik modelleri anlatarak fiyat istikrarını destekleyebilirler.

E. ÖDEMELER DENGESİ hedefleri doğrultusunda halk kütüphanelerinin rolü

  1. Ticaret ve Ekonomi Kaynakları: Halk kütüphaneleri, küresel ekonomik görünüm, döviz kurları, ticaret politikaları ve diğer ekonomik konular hakkında güncel ve güvenilir kaynaklar sunarak, toplumun bu konulardaki bilgi düzeyini artırabilirler.
  2. İhracat ve İthalat Rehberliği: Halk kütüphaneleri, ihracat ve ithalat yapmak isteyen işletmeler ve girişimciler için rehberlik sağlayabilirler. Ticaret hukuku, gümrük işlemleri ve pazar araştırması gibi konularda bilgilendirici materyaller sunarak, ihracat ve ithalat işlemlerini kolaylaştırabilirler.
  3. Ülke ve Ürün Çeşitliliği Konusunda Kaynaklar: Halk kütüphaneleri, ihracatta ülke ve ürün çeşitliliği konusunda kaynaklar sunarak, işletmelerin ihracat portföylerini genişletmelerine ve dış pazarlara ulaşmalarına katkıda bulunabilirler.
  4. Yatırım ve Finans Konularında Eğitim: Halk kütüphaneleri, doğrudan yabancı yatırımlar, finansman ve yatırım politikaları gibi konularda eğitici etkinlikler düzenleyerek, işletmelerin ve yatırımcıların cari işlemler açığının finansmanında kaliteli kaynaklara erişmelerini sağlayabilirler.
  5. Ekonomi ve Finans Seminerleri: Halk kütüphaneleri, ekonomi ve finans konusunda uzmanların katılımıyla seminerler düzenleyerek, toplumu ekonomik gelişmeler hakkında bilgilendirebilir ve cari işlemler açığının azaltılması konusunda bilinçlendirebilirler.
  6. Dış Ticaret ve Ekonomi İstatistikleri: Halk kütüphaneleri, dış ticaret ve ekonomi ile ilgili istatistiklerin sunulduğu kaynaklara erişim sağlayarak, toplumun ekonomik göstergeleri takip etmesine ve cari işlemler dengesi konusunda bilinçlenmesine yardımcı olabilirler.

F. FİNANSAL İSTİKRAR hedefleri doğrultusunda halk kütüphaneleri

  1. Finansal Okuryazarlık Eğitimleri: Halk kütüphaneleri, finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik eğitimler düzenleyebilir. Tasarruf, yatırım, bütçe yönetimi, borçlanma gibi konularda bilgi sunarak toplumun finansal bilgi düzeyini artırabilirler.
  2. Kişisel Finans Kaynakları: Halk kütüphaneleri, kişisel finans yönetimi konusunda kitaplar, dergiler ve diğer kaynaklar sunabilir. Bireylerin tasarruf alışkanlıklarını artırmak ve finansal istikrarı sağlamak adına rehberlik edebilirler.
  3. Finansal Planlama Rehberliği: Halk kütüphaneleri, finansal planlama ve yatırım yapma konularında rehberlik sağlayarak, bireylerin gelecekteki mali hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olabilirler.
  4. Sermaye Piyasaları ve Yatırım Araçları: Halk kütüphaneleri, sermaye piyasaları, yatırım araçları ve finansal enstrümanlar hakkında bilgi sunabilirler. Bu şekilde toplumun yatırım yapma fırsatları hakkında bilinçlenmesini destekleyebilirler.
  5. Ekonomi ve Finans Konferansları: Halk kütüphaneleri, ekonomi ve finans konusunda uzmanların katılımıyla konferanslar düzenleyerek, toplumu finansal istikrarın önemi hakkında bilgilendirebilir ve farkındalık oluşturabilirler.
  6. Finansal Kaynakların Erişimi: Halk kütüphaneleri, finansal istikrarın sağlanması amacıyla tasarruf, yatırım ve kredi kaynaklarına erişimi kolaylaştırıcı materyaller sunabilirler. Örneğin, banka, sigorta ve yatırım aracı kurumları hakkında bilgi içeren broşürler ve el kitapları sağlayarak, toplumun finansal hizmetlere erişimini kolaylaştırabilirler.
  7. Düzenleyici Tedbirler Hakkında Bilgi: Halk kütüphaneleri, finansal istikrarın sağlanması için alınan düzenleyici tedbirler hakkında güncel bilgiler sunabilirler. Bu şekilde toplumun finansal sistemdeki değişiklikleri takip etmelerine ve bilinçlenmelerine yardımcı olabilirler.

G. HALK MALİYESİ hedefleri doğrultusunda halk kütüphaneleri

  1. Halk Maliyesi ve Borç Yönetimi Konusunda Kaynaklar: Halk kütüphaneleri, halk maliyesi ve borç yönetimi konusunda kitaplar, raporlar ve diğer kaynaklar sunarak, toplumun bu konulardaki bilgi düzeyini artırabilirler.
  2. Bütçe Politikaları ve Gelir Politikaları Konferansları: Halk kütüphaneleri, halk maliyesi ve bütçe politikaları konusunda uzmanların katılımıyla konferanslar düzenleyerek, toplumu bu konularda bilgilendirebilir ve anlayış oluşturabilirler.
  3. Halk Gelirlerinin Kullanımı ve Etkinliği: Halk kütüphaneleri, halk gelirlerinin kullanımı ve etkinliği hakkında materyaller sunarak, toplumun vergi politikaları ve harcama politikaları hakkında bilinçlenmesine yardımcı olabilirler.
  4. Ekonomi ve Finans Konularında Eğitim: Halk kütüphaneleri, ekonomi ve finans konusunda eğitimler düzenleyerek, halk maliyesi politikalarının ekonomik etkileri hakkında toplumu bilgilendirebilirler.
  5. Halk Maliyesi ve Borçlanma İstatistikleri: Halk kütüphaneleri, halk maliyesi ve borçlanma istatistiklerinin sunulduğu kaynaklara erişim sağlayarak, toplumun bu konulardaki gelişmeleri takip etmesine yardımcı olabilirler.
  6. Borç Yönetimi ve Finansal Literatür: Halk kütüphaneleri, borç yönetimi ve finansal literatür konusunda kitaplar ve makaleler sunarak, toplumun finansal kararlarını bilinçli bir şekilde almasına yardımcı olabilirler.
  7. Halka Açık Bilgi ve Raporlar: Halk kütüphaneleri, halk maliyesi hakkında halka açık bilgi ve raporları sunabilir ve böylece toplumun halk maliyesi politikaları ve uygulamaları hakkında bilgi sahibi olmasına katkıda bulunabilirler.

Makroekonomik hedeflere ulaşmak için halk kütüphanelerinde yapılabilecek alt faaliyetler şunlar olabilir:

  • Halk kütüphanelerinde finans, yeşil dönüşüm, istihdam, ihracat-ithalat vb konularda özel koleksiyonlar oluşturulabilir. .  
  • Halk kütüphanelerinde finans, yeşil dönüşüm, istihdam, ihracat-ithalat vb konulardaki konu uzmanlarını kullanıcılar ile buluşturan eğitim, atölye ya da kültürel etkinlikler düzenlenebilir.
  • Girişimcilere temel bilişim teknolojilerine erişmeleri, bilişim okuryazarlığı eğitimleri almaları ve çeşitli çevrimiçi eğitim platformlarına erişmeleri sağlanabilir.
  • Kariyer ya da iş fırsatları konusunda bilgilendirme faaliyetleri yapılabilir.

SEVGİLİ BABAMIN ANISINA

Yayınlandı: 10 Temmuz 2023 / Uncategorized

HÜSNÜ OĞLU MEHMET REŞAT (YAŞAR)

Karabina Mehmet’in torunu, Karabina Hüsnü ile Naziye’nin oğlu, Karabina Osman ile Hidayet’in kardeşi Yaşar (asıl adı Mehmet Reşat), 25 Nisan 1944 tarihinde, Salı günü, Çoruh ilinin (daha sonra Artvin) Hopa kazasının Viçe (Lazcası Vitse) nahiyesindeki Sümle köyünün Tsati mahallesinde dünyaya geldi.

Doğduğunda babası Hüsnü 39, annesi Naziye 35 yaşındaydı. 72 yaşındaki dedesi Mehmet ise Yaşar iki yaşındayken vefat edecekti.  1944’te Viçe henüz nahiyeydi ve ancak Yaşar 3 yaşındayken ilçe yapılarak Fındıklı adını alacak ve Rize’ye bağlanacaktı. Hopa’dan Viçe’ye ve batıya uzanan geniş bir panaromaya sahip dağların yüksek kesiminde yer aldığı için Lazca adı “Gökyurt” anlamına gelen Tsati ise Yaşar 11 yaşındayken 1955 yılında 1037 nüfuslu ayrı bir köy olacak ve Saatköy adını alacaktı.

Yaşar, günümüzde etrafını ot ve yosun bürümüş bir iki temel taşının, yeşillikler içinde ayakta kalmayı başardığı yerde, şimdilerde eski ev diye adlandırılan evde doğdu. Eski ev ilk zamanlar tek katlıydı. Osman, Mehmet, Hidayet, Nezahat ve Yaşar bu evde doğmuştu. Hüsnü, eşi Naziye ve çocukları, yeğeni Rahmi ve Rahmi’nin annesi Ayşe hep beraber bu evde yaşıyorlardı. Daha sonra Rahmi, 1983 yılındaki heyelan sonucu yıkılan ve şimdi yerinde sadece yarıcıların ikamet ettiği briket duvarlı küçük bir evin olduğu yerde kendilerine yeni bir ev yapınca evleri ayıracaklardı.   

Hüsnü, eski evin üst katına üç oda daha ilave edince iki katlı bir ev olmuştu. Naziye, gelini Nurhan’a, üst kata, kurulan iskeleyle inip çıktıklarını anlatırdı. Ailecek üst kata taşındılar. Evin alt katındaki odalar depo olarak kullanılmaya başlandı. Çeşitli inşaat malzemeleri ve hurda malzemeler buraya konmuştu.  Eski eve dış kapıdan girilince salon niyetine kullanılan geniş bir alana girilirdi. Salondan geçilince hayat denilen ortak kullanımlı bir alana çıkılıyordu. Tam karşısında bir sedir duruyordu. Sedirin yaslandığı cumbanın sürgülü pencereleri yukarı kaldırılınca ön bahçede lazcada ahipici denilen ahırın önündeki bahçe anlamındaki ahırağzı görülüyor, daha aşağılarda lazcada keğençhana denilen kireçhane bölgesindeki fındıklıklar seyredilebiliyordu. Hayata üç oda açılıyordu. Birinde Hüsnü ile Naziye kalıyordu. Osman da bu evde evlendi, eşi Ayşe’yi bu eve gelin getirdi. Daha sonra onlar Karadeniz Ereğli’ye göç ettiler. Hüsnü, evin ön cephesine bir oda bir salon şeklinde ilave yapmıştı. Yaşar ile Nurhan ilk burada yaşadılar, Osman Ereğli’ye gidince onların odasına geçtiler. Bu odaya bir de ebeveyn banyosu yapıldı. Yatakları ve elbiseleri koymak boydan boya dolap vardı. Üçüncü oda ise misafirlere ayrılmıştı. Tuvalet ve banyo yan yana evin içindeydi. Sokak kapısı küçük bir çengel ile kilitlenirdi.

Evin sağ tarafındaki küçük düzlükte nayla denilen bir serender kuruluydu. Naylanın hemen altında şimdilerde çoktan kurumuş olan ğali denilen küçük bir dere akıyordu.

Yaşar’ın doğduğu yıl İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarıydı. Müttefikler Avrupa’ya çıkarma planları, Almanlar da muhtemel işgale karşı direnme planları yapıyorlardı. Gazetelerde ve radyoda hep savaş haberleri vardı. Türkiye’de Milli Şef İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı’ydı. Savaşın etkileri Türkiye’de de hissediliyordu. Ekmek karne ile dağıtılıyordu. Rize’de ise çay tarımı için adımlar daha yeni atılmıştı. Ancak ahali geçmiş yıllarda yaşanan kıtlık felaketinden çok etkilendiği için, tarım arazilerini bozup çay bitkisi ekmeğe pek yanaşmıyordu. Ayrıca çay ekiminin yapılacağı alanların kızılağaçlık olması sebebiyle bu alanların söküm işinin yapılması için erkek gücüne ihtiyaç vardı. Ancak yöredeki erkekler genelde gurbette olduklarından çay işleri kadınlara kalıyor, kadınların gücü yetmeyince, bu da çaycılığı olumsuz etkiliyordu. Ancak 1950’lerden sonra çaydan para kazanılmaya başlayınca Rize’de dış göç nispeten azalacaktı. 

Yaşar’ın doğduğu yıl Rize’de sadece üç tane çay atölyesi faaliyetteydi, henüz çay fabrikaları kurulmamıştı. Atölyeler çayın kilosunu 180 kuruştan alıyorlardı. Ama fındık üretimi diğer ilçelere göre oldukça boldu. 1944 yılında Viçe’de 750 ton fındık üretilmişti. Hatta bu nedenle Viçe nahiyesi, ilçeye dönüştürülünce adı Fındıklı konacaktı. Nahiyeye ailece yerleşmiş İspirli hamallar sağa sola mal taşırdı. Yeni Viçe köprüsü henüz yapılmamıştı. Yaşar doğmadan iki gün önce, 23 Nisan’da tüm yurtta Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı kutlanmıştı. Her gün 12.30 da yayına başlayan Ankara Radyo’sunda ajans haberlerinden sonra peşrev, semai ve şarkılar çalınırdı.

Yaşar bebekken çeşitli hastalıklar geçirdi. Naziye, cinlerin oğlunun kundağını söküp beşikten kaçırmaya kalktıklarını söyledi. Daha önce yine abisi Mehmet de bebekken hayatını kaybettiği için ailesi Mehmet Reşat koydukları çocuğun isminin ona yaramadığına inanıp, adını Yaşar olarak değiştirdiler. Hayatı boyunca Yaşar ismi ile bilindi.

İlkokulu 1951 yılında öğretime başlayan Tsati’deki ilkokulda okudu. Okulun da ilk öğrencilerindendi. Öğretmeni Sümer Köyü’nde oturan Münir Akkaya’ydı. Yukarı mahalledeki okula sabah akşam kâh çay bahçelerinden geçip kâh dereleri aşarak yürüyerek çıkar ve inerdi. Eğitimine ilkokul 5 sınıftan sonra devam etmedi. Kendisinin sağken aktardığına göre, ilk kez 13 yaşında babası ile beraber gurbete çıktı. İnşası 1956 yıllında tamamlanan, ilk iki ünitesinin 1956’da 3. ve 4. ünitelerin ise 1966’da işletmeye alınan Sarıyar Barajı’nda çalışmak üzere ailesi beraber Ankara Nallıhan’a geldi.

Babası Hüsnü’nün Sarıyar barajından kazandığı para ile satın aldığı ve Rize’ye getirdiği kamyonu abisi Osman ile beraber işletmeye başladı. Ancak hem kendisinin hem de abisinin yaşlarının çok genç olması nedeniyle ticari başarı sağlayamadılar. İsmet Karabina’nın aktardığına göre; babası Hüsnü şöyle demiştir: “Kamyonu ben aldım, benzini ben dolduruyorum, bu araba hâlâ zarar ediyor”.

Askere gitmeden hemen önceki yıllarda abisi Osman, inşaatı 1961-1965 yılları arasında tamamlanan Erdemir Demir Çelik Fabrikası’nda çalışmak için Karadeniz Ereğli’ye gidince, Yaşar da bir müddet abisinin yanına gidip kaldı. Yeğeni Mehmet Karadeniz’in aktardığına göre “Gençken o kadar güçlüydü ki Reno’nun önünü tek başına kaldırırdı”. Gençken boş vakitlerinde o zamanların modasına uygun olarak takım elbise giyerdi. Yine takım elbise giydiği bir gün, arıza yapan aracın altına girince, beyaz takım elbisesi yağ içinde kaldı.

Askerliğini 1964-1966 yılları arasında İstanbul Rami’de, 391. topçu taburu, 1. bataryada, topçu olarak yaptı. Uzun boylu olduğu için askeri törenlere gönderilen kıtada yer aldı.

5 Temmuz 1965 tarihinde kendisi askerdeyken Kurtuma (şimdiki Ilıca mahallesi) Köyü’nden Kavazoğlu Hamdi’nin en büyük kızı 1949 doğumlu Nurhan ile nişanlandı. Nişanlısından mektup gelince, askeri kamyonun altına girip gizlice okudu. Askerden dönünce 27 Ağustos 1966 tarihinde evlendi. Evlendiğinde kendisi 22, Nurhan ise 17 yaşındaydı. Bir yıl sonra 1967 yılında 23 yaşında ilk kez baba oldu; ilk kızı Nezihe dünyaya geldi. İkinci kızı köydeki eski evde, 3 oğlu ise Trabzon’da dünyaya geldi.

1974 yılında bir kamu kurumu olan YSE’de (Yol Su Elektrik Kurumu) işçi kadrosunda şoför olarak işe başlayınca, Trabzon’a göç etti. Nurhan’ın aktardığına göre “Hüsnü dede ilk oğlu Osman’dan sonra diğer oğlu Yaşar’ın da evden ayrılıp, Trabzon’a gitmesini hiç kabullenmedi”. Hatta Hüsnü dede ikinci evliliğini yapınca kendisini bırakıp giden oğullarına nazire edercesine “Melen (öteki) avladan (avludan) buraya çubri (kestane) gibi çocukları dizeceğim” dedi.

Yaşar da babasına çok saygı duyardı. Ondan çok korktuğunu, çekindiğini kendisi sohbetlerinde ifade etmiştir. Bir keresinde “şimdi babam mezardan çıksa gelse bu yaşta gene korkardım” demişti. Bu nedenle memleketten Trabzon’a gelmek, babasının yanında çalışırken maaşlı bir işe girmek fikrini hayata geçirmek, Yaşar için oldukça radikal bir karardı.

Sümer Köyü’nden Saat Köyü’ne giderken çay alım yerini geçer geçmez karşınıza çıkan derede eskiden ahşap bir köprü vardı. Köprüden YSE’nin resmi plakalı çimento yüklü kamyonuyla geçince, köprünün tahtalarını çatlattı. Başka bir zaman eşi Nurhan’ın köyüne kamyonla gittiği bir gün, dönüşte Kurtume virajlarında kamyonun frenleri patladı. Zor durabildi.

Sarı renkli Dodge marka pikap ile yolda giderken, Fındık fabrikası kamyonunun kasasındaki kavrulmuş fındık çuvallarından biri yola düştü. Yırtılan çuvalda kalanları eve getirdi. Çocukları bayram ettiler.

O dönem en iyi arkadaşları Hatay ile Tayfun’du. “Tayfun’a şoförlüğü ben öğrettim” derdi. Hatay YSE’nin futbol takımıyla ilgilenen spor adamlarından biriydi. Yaşar kullandığı otobüsle sık sık futbol takımını maçlara götürürdü.  Hatay, bir gün Gümüşhane taraflarındaki köylerden birine giderken yol kenarındaki tarlada çalışan kadınlara “Asiye, Asiye” diye seslendi. İçlerinden biri de gerçekten Asiye çıkmaz mı? “Ey” diye cevap verince, “Birkaç kök karalahana koparın da geçerken alalım” dedi. Dönüşte kadınların yol kenarını tıka basa karalahana ile doldurduklarını gördüler. 

6 yıl sonra 1980’de aynı kurumun Pazar’daki şefliğine tayinini istedi. Evini de Trabzon’dan Saat Köyü’nde Hüsnü’nün yeni inşa ettiği eve taşıdı. Yeni evi ikiye bölerek kullandılar. Koridorun solundaki odalar Yaşar’ın evi, koridorun sağındaki odalar üvey annesi Orcili Ayşe’nin evi oldu. Köye yerleşmek üzere tavuklar ve inek satın aldı, ineğe lazca Pukkia adını koydular. Akşamları eve gelirken elinde Günaydın Gazetesi olurdu. Evin bacasına oğul yapan yaban arılarının yuvasını ateş yakarak temizledi. Evin hemen yanı başındaki devasa ağaca tırmanıp, ağaca dolanmış Ceneviz üzümünü toplar, arada bir evin terasında kendisini bekleyen çocuklara verirdi. Köydeki yeni ev ile yıkılan eski evin arasındaki avluda, çoluk çocukla beraber heyecanlı voleybol maçları oynardı. Bir yıl boyunca Pazar ilçesinde çalışan Yaşar, evin iş yerine uzaklığı, gidip gelme zorlukları, çocukların eğitimi ve köy yaşamının sıkıntıları karşısında yeniden Trabzon’a tayinini istedi. Hatta bir akşam çocuklarına kimler Trabzon’a dönmek ister diye sordu, onların da fikirlerini aldı.

1981 sonbaharında yeniden Trabzon’a taşındı. Fatih Mahallesi Onur Sokak’taki Özlemi Apartmanı’nın dördüncü katında ikamet etti. Eşya kamyonu Trabzon’a vardığında gece olmuştu. Eşyaları elektrikleri kesik, karanlık eve yığıp o gece aynı mahalledeki Nurhan’ın kardeşi Fatmalarda kaldılar. Hatta kızları Nezihe ile Emine bir gün yürüyerek teyzelerine giderken onları gizliden takip eden 4 yaşındaki Hüsnü yolu şaşırmış, kaybolmuştu. Gün boyu tüm aramalara rağmen bulunamamıştı. Karakollara haber verilmişti. Civarda dolanan bir polis minibüsünü gören Yaşar, bir haber var mıdır acaba, diye polislerin yanına gidince arabada oturan ve kendisine elindeki bisküviyi uzatan Hüsnü’yü görmüş ve sevinçle eve getirmişti.

İş yeri YSE, Trabzon’da, şimdiki Karadeniz Teknik Üniversite’sini geçince denize nazır bir yerdeydi. Personel servisi ile gidip gelirdi. Personel servisini kaçırınca Ayasofya’dan Meydan’a gitmek ve Meydan’dan ikinci bir dolmuşa binmek gerekirdi.

1983 yazında, aşırı yağış nedeniyle Saat Köyü’nde meydana gelen heyelanda, ablası Hidayet’in evinin toprak altında kaldığına canlı canlı şahit oldu. Oluşan çamur nedeniyle ancak bir hafta sonra üzerinde yürünebilen o balçıklı zemini nasıl aştığını hatırlamadı hiç. Kendisini toprak altında kalan evde buldu. Ablasını ve yeğenlerini kurtarmak için kahramanca mücadele etti. Ailenin büyükleri “melaikeler götürmüştür” dedi. Afet sonrası köyde yaşam olanağı kalmadığı için, bir vefa örneği göstererek üvey annesi Orcili Ayşe’yi ve iki oğlu Muzaffer ve Cafer’i de yanlarına alıp Trabzon’a getirdi. Köydeki şartlar düzelinceye dek bir yıl aynı evde 9 nüfusa baktı.

1983 yılında, YSE amblemli, sarı renkli Dodge marka pikabın direksiyonunda seçim sandıklarının taşınmasına görev aldı.

1986 yılında işçilere tanınan erken emeklilik hakkını kullanarak 42 yaşında emekli oldu. Emekli ikramiyesi ile satın aldığı dolmuş-taksi ile Ayasofya-Meydan güzergahında dolmuşçuluk yaptı. Günün moda rengi koyu kahve renginde 1977 model Murat 131 arabası vardı. Arabanın arka camında frene basınca iki yana doğru uzayan noktalı ışıkları yüzünden mahalledeki çocuklar tarafından Kara Şimşek diye anılırdı. Arabanın teybinde Küçük Emrah, Kayserili Neriman, Küçük Ceylan gibi kasetler olurdu. Boş zamanlarında ailesini de alarak araba turları yapmayı severdi. Akçaabat taraflarında köfte yemeğe giderlerdi. Bayramlarda ailesini Trabzon’dan Rize’deki köye götürür, tüm akrabaları tek tek ziyaret ederdi. Yazları köye gidince, Fındıklı-Sümer arasında korsan taksicilik de yapardı. Bir yıl sonra çalışmaktan sıkılıp, dolmuşu sattı. Geçim sıkıntısı başlayınca ve daha rahat bir yaşam umuduyla 3 Haziran 1987 tarihinde Trabzon’dan Muğla’nın Yatağan ilçesine göç etti.

Yatağan’da önce hafriyat kamyonlarında şoförlük yaptı. Daha sonra termik santral personelinin taşındığı otobüslerde servis şoförlüğüne başladı. Uzun zaman servisçilik yapınca Yatağan garaj eşrafı arasında Laz Yaşar diye tanındı. Hatta öyle ki oğlu Şenol üniversiteden bir arkadaşına evi tarif ederken “Yatağan’da inince garajda Laz Yaşar’ı sor, sana evi tarif ederler” dedi. Çocuklarının 302 marka Mercedes otobüsü yıkayıp temizlemelerinden sonra mahalle arasında koca otobüsle turlamalarına ses çıkarmazdı. Beyaz eşya dükkanında çalışırken sağa sola mal götüren Şenol ile yolda karşılaştıklarına gülümseyerek selektör yapardı. Şenol Ankara’dan Yatağan’a dönüşlerde babasını arayıp geliş tarihini haber verince, hemen Yatağan’daki yazıhaneden bileti satın alırdı. Yaşı ilerleyince 2000’li yılların ortasında şoförlüğü ve çalışma hayatını sonlandırdı. Bu dönemdeki en iyi arkadaşı Hopalı Hasan’dı.  

1 Şubat 2015 tarihinde ömrünün son yıllarını geçireceği İzmir’e taşındı. 7 yıl Çiğli’de Evka 5’te ikamet etti. Yatağan’daki kadar hareketli bir yaşamı olmasa da ekonomik olarak rahata kavuşmuştu. Canı sıkıldıkça Karşıyaka’ya iner, mahalle pazarlarını gezerdi. Ortanca oğlu Hüsnü’nün arabası ile Cuma namazına gitmeyi severdi.

Hayatı boyunca sigara içti. Sigara alışkanlığı, tüm kendi yaşıtları gibi çok küçük yaşlarda başladı. Kendisinin söylediğine göre; gençlik zamanlarında, köyde sigara bulamayınca mısır püsküllerini kurutup, sigara kağıdına sararak içerlermiş. Alkole karşı değildi, kimsenin yediğine içtiğine karışmazdı ama kendisi kullanmazdı. Bir keresinde YSE’de çalışırken, araziye çıktıkları Gümüşhane ya da Erzurum taraflarında aşırı soğuğa maruz kaldıkları bir gün, donmamak için kanyak içtiklerini anlatırdı.

Gençliğinde esmer, ince yapılı, uzun boyluydu. Yaşı ilerleyince saçlarına aklar düşüp, göbeklenmişti. Hayatı boyunca Kadir İnanır’a benzetildi. Dar ve uzun siyah bıyıkları vardı. Hiç sakal bırakmadı. Oldukça duygusal bir mizaca sahipti. TV’de duygusal bir film izlerken ya da kazanılan milli maçlarda gözleri dolardı. Yüzü sürekli güler, insanları memnun etmenin yollarını arardı. Çocukları yola çıkınca varacakları yere kadar sürekli arar, gittiniz mi, yollar nasıl, yolculuk nasıl gidiyor diye sorardı. Misafirlerini karşılamak için sabırsızlıkla apartmanın dışında bekler, uğurlarken gene arabaya kadar eşlik ederdi. Eşinin aksine, gezmeyi çok severdi, seyahat fırsatı olunca kaçırmazdı. Ama gittiği yerde çok çabuk sıkılırdı. Hemen eve dönmek isterdi. Eşini dostunu sık sık telefonla arar, hal hatır sormayı severdi. Çocuklarının başarılarından büyük keyif alır, bunu herkesle paylaşırdı. Yemek seçmezdi. Nurhan “Önüne ne koysan beğenmemezlik yapmaz, yer” derdi. Memleketten sık sık yerel ürünler sipariş ederdi. Bol iç yağıyla pişirilmiş karalahana yemeklerini çok severdi. İzmir’de karalahana satılan muhtelif pazarlar yerini bilirdi. Hatta Nurhan “sen ölünce mezarına karalahana ekeceğim” diye şakalaşırdı. Vefatından sonra Yaşar’ın mezarına karalahana ekildi. Ama temizlik ve düzen konusundaki umursamazlığı meşhurdu.

Televizyonda her tür spor müsabakasını izlemekten keyif alırdı. Özellikle güreş müsabakalarını kaçırmazdı. Koyu bir Trabzonspor taraftarıydı. Trabzon’da yağmurlu bir havada futbol maçı izleyince zatürreye yakalandı, 20 gün hastanede tedavi gördü. En son 1984 yılında şampiyon olan Trabzonspor’un 2022 yılında 38 sene sonra gelen 7. şampiyonluğunu göremedi. Şeker hastasıydı, 20 Ocak 2022 tarihinde 78 yaşına iki ay kala ani kalp yetmezliği nedeniyle İzmir’de hayata gözlerini yumdu. Kabri İzmir’de Doğançay Kabristanlığı’ndadır. 

Bülent Yılmaz (Prof. Dr. – Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü) hocamızın denemeler türündeki dördüncü kitabı “En Güzel Korkuluk: Denemeler” başlığıyla Hiperyayın tarafından yayınlandı.

Bülent hoca, tıpkı sonar cihazından yayılan ses dalgasıyla su altı etüdü yapan bir gemi kaptanı gibi, gündelik yaşamda pek de dikkat etmediğimiz ayrıntıları, duyguları ve durumları derinlemesine analiz ediyor. Aynı zamanda okurun da kendi kendine ve kendi zihninde bu farkındalıkları keşfetmesine aracılık ediyor. Ve “umuttan yana olmalı insan” diyerek, bu farkında olma halini illâ yeşermiş bir ümit tohumuna dönüştürüyor.  Böylece yaşam ne kadar zor ve acımasız olursa olsun, tıpkı bir yaşam koçu gibi her daim hayatın güzelliğini vurguluyor.

Okunması içtenlikle tavsiye edilir.

Yılmaz, B. (2022).  En güzel korkuluk: denemeler. İstanbul: Hiperyayın.

Arka Kapak

Denemeler En “güzel” korkuluk, kuşlar için en “korkutucu” korkuluk anlamına geliyor. Yarışmada kuşları tarlada en fazla korkutacak, en korkunç korkuluk “en güzel” korkuluk olarak “birinci” seçiliyor. Korku ile güzel bir araya geliyor; hatta “en korkunç” ile “en güzel.”

En korkunç olanı en güzel seçmek tuhaf değil mi?

Peki, “en güzel”, yani en korkutucu korkuluk nasıl olmalı? Yarışmaya katılan bir köylü amca tanımlıyor: “İnsana benzeyecek ki, kuşlar korksun!” En güzel korkuluğun tarifi bu: İnsana en çok benzeyen korkuluk, en güzel korkuluktur. Ya da şöyle: En korkutucu korkuluk, insana en çok benzeyen korkuluktur.

Sahi, insan sadece kuşlar için mi korkuluktur, yoksa o, insanlar için de mi bir korkuluğa dönüşmüştür?

Evet, insanı da artık en çok insan korkutuyor. İnsan kendisine benzeyen korkuluklar yapıyor; insan insanın korkuluğu oluyor. Ve sanki insanlık tarlasının korkulukları için de yarışmalar düzenleniyor!

Bir Kütüphaneciler Marşı yapılması konusunda Türk Kütüphaneciler Derneği (TKD) şeref üyesi rahmetli Halil Nuri Yurdakul tarafından yapılan teklif, TKD Genel Merkezince olumlu karşılanmış ve ilk olarak marşın güftesini elde etmek üzere 1970 yılı Nisan ayında bir “Kütüphaneciler Marşı Güfte Yarışması” açılmıştı.

Yarışmanın şartnamesi Türk Kütüphaneciliği dergisinde şu şekilde duyurulmuştu (TKD, 1970a, s.76):

KÜTÜPHANECİLER MARŞI GÜFTE YARIŞMASI

1.Türk Kütüphaneciler Demeği Genel Merkezi, hazırlanmasına karar verilen bir “Kütüphaneciler Marşı” için daha önce açılan güfte yarışmasına gönderilen şiirler seçiciler kurulunca yeterli bulunmadığı için, Türk şairleri arasında yeni bir güfte yarışması açmıştır.

2. Yarışmaya gönderilecek şiirler, kitap ve kütüphanenizi değerini, kütüphanecilerin milletimizin kültürel kalkınmasındaki hizmetlerini yansıtan bir temaya sahip bulunacaktır.

3. Yarışmaya katılan şiirlerde şu nitelikler aranacaktır.

a) Şiirler, 7+7 ’lik veya 3+3+2+3’lük hece vezni ile yazılacaktır.

b) Her şiir 4 mısralı iki veya üç kıtadan ibaret olacak; kıtaların sonunda, konunun özünü belirten ve yine aynı vezinle yazılmış iki mısralık bir kavuştak (nakarat) yer alacaktır.

c) Mısraların son heceleri (a), (o) veya (u) seslileri ile bitecek ve bunlarla kaynaşan sessizler tınlayıcı olacaktır.

Örnek:

Altın yeleli arslan

Lâcivert gözlü arslan

Kükreyerek geliyor 

Fenerbahçeli arslan

4. Yarışmanın birinciliğini kazanan ve “Kütüphaneciler Marşı” için  güfte olarak seçilen şiirin yazarına 1.000 (Bin) Türk lirası ödül verilecektir.

5. Yarışmaya giren şiirler, şu seçiciler kurulu tarafından değerlendirilecektir:

Cahit Külebi (Millî Eğitim Bakanlığı Kültür Müsteşar Yardımcısı, Şair)

Dr. Müjgân Cunbur (Millî Kütüphane Genel Müdürü)

Adnan Ötüken (Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat öğretmeni, Kütüphaneci)

Sabahattin Kalender (Besteci, Devlet Operası Müzisyenlerinden)

Ahmet Borcaklı (Millî Kütüphane Güzel Sanatlar Şube Müdürü)

6. Yarışmaya katılacak şiirlerin, en geç 19 Mayıs 1970 gününe kadar, Türk Kütüphaneciler Derneği – Posta Kutusu:  175 – Yenişehir, Ankara adresine gönderilmiş olması gerekir.

Bu yarışmaya katılan 52 şiir arasından, seçiciler kurulu, Arif Nihad Asya tarafından yazılan güfteyi lâyık görmüştü. Ayrıca şair İlhan Geçer, kütüphaneci Muide Gürsan ve şair Cevher İhsan Miskioğlu’na ait eserler de yayınlanmaya değer bulunmuştu (TKD, 1970b, s.156).  

Sıra bu güftenin Kütüphaneciler Marşı olarak besteletilmesine gelmişti. Önce marşı bestelemek için de bir yarışma açılması düşünülmüş ancak yapılan temaslar sonunda bunun yararlı olamayacağı, marşın bestelenmesinin tanınmış bestecilerden birine ısmarlanmasının daha olumlu sonuç vereceği kanısına varılmıştı. Sonunda marşın bestelenmesi işi, tanınmış bestecilerimizden Faik Canselen’e rica edilmiş ve böylece Kütüphaneciler Marşı bestelenmiştir (TKD, 1971a, s.56).

Kütüphaneciler Marşı

Sayfa sayfa dizilmiş satırlar, kısa uzun
Tellerdir; dile gelir “kirpik” denen mızraptan.
Fakat okutulmaktan ve okumaktan yoksun
Kalan için kitabın farkı yoktur seraptan…

Bizde ayrı sayılmaz bir kitap, bir mihraptan
Ki uğuldar kubbemiz “Oku” diyen hitaptan.

Sevinsin açıp soran alacağı cevaptan.
Kitaplar var herkese, her çeşitte, her çaptan.
İçlerinde sevgine karşı sevgi bulursun;
Çarpan bir yürek çıkar cansız sandığın kaptan…

Bizde ayrı sayılmaz bir kitap, bir mihraptan
Ki uğuldar kubbemiz “Oku” diyen hitaptan.

Kütüphane bir bina… Duvarları kitaptan,
Kitaplar davet davet her rafta, her dolaptan…
Uzattığı eserden sen memnunsun, ben memnun;
Kütüphaneci memnun işlediği sevaptan.

Bizde ayrı sayılmaz bir kitap, bir mihraptan
Ki uğuldar kubbemiz “Oku” diyen hitaptan.

Kaynakça

TKD. (1970a). Kütüphaneciler marşı güfte yarışması. Türk Kütüphaneciliği, 19(1). Http://tk.org.tr/index.php/TK/article/view/1802/1782 adresinden erişilmiştir.

TKD. (1970b). TKD Genel Merkezi’nin açtığı Kütüphaneciler Marşı Güfte Yarışması sonuçlandı. Türk Kütüphaneciliği, 19 (2). http://tk.org.tr/index.php/TK/article/view/1813/1793

TKD. (1971a, s.56). Kütüphaneciler marşı bestelendi. Türk Kütüphaneciliği, 20(1).  http://tk.org.tr/index.php/TK/article/view/1701/1685 adresinden erişildi.

TKD. (1971b). Nota- Kütüphaneciler Marşı. Şiir: Arif Nihat Asya, Müzik: Faik Canselen. Türk Kütüphaneciler Derneği, 2 yaprak. Ankara, Güven Matbaası 1971. Ebat: 25×35 cm.

Kitap, en temel düzeyde ele alındığında, insanlık belleğinin kaydedildiği bir materyaldir. Bu açıdan kitabı oluşturan yazının evrimi de insanlığın evrimiyle paralel ilerlemektedir.  Yazı öncesi, bilgi sadece insan belleğinde taşınır ve sadece sözlü olarak iletilebilirdi. Bu nedenle ilk insanlar aynı zamanda birer canlı, yani yaşayan kitaptılar. Çeşitli dinlerde kitaba atfedilen kutsiyetin temelinde belki de bilgi aktarımının önemi yatmaktadır.

Yazı ve onu kapsayan kitap, günümüze değin birçok kez biçim değiştirmiştir. Çağımızın dijitalleşen dünyası, kitabın biçimini bir kez daha dönüştürmüştür. Her tür kayıtlı bilgi anlamına gelen enformasyon artık dijitalleşmiştir. Dolayısıyla ister basılı ister dijital olsun, enformasyon, kültürü geleceğe aktaran ve medeniyetimizi geliştiren en önemli unsur özelliğini sürdürmektedir.

Türk Kütüphaneciler Derneği’nin Youtube üzerinden canlı olarak gerçekleştirdiği webinar serisine 20 Mayıs 2021 tarihinde konuk olduk. Üyesi olmaktan onur duyduğum Türk Kütüphaneciler Derneği’nin artık gelenekselleşen bu webinar serisinde yer almak beni çok mutlu etti. Bu webinarların arşiv niteliğinde olduğunu ve en az yazılı ürünler kadar geleceğe miras kalacağını düşünüyorum. Türk Kütüphaneciler Derneği’ne ve moderatör Emre Hasan Akbayrak’a teşekkürlerimi sunarım.

Webinar kaydını youtube üzerinden izleyebilirsiniz.

Medeniyetler bilimsel ve toplumsal değerler üretilerek kurulur ve gelişir. Bu gelişme sürecinde kültür birikimli bir biçimde ilerler. Bu noktada halk kütüphaneleri, işlevleri gereği hem bilimsel iletişimde hem de toplumsal gelişimde etkin bir rol üstlenir. Dolayısıyla medeniyet oluşturma ve geliştirme sürecinde halk kütüphaneleri son derece önemli ve etkin bir toplumsal kurumdur. Halk kütüphaneleri, bünyesinde yer alan insanlığın yazılı kültür mirasını, insanlığın hizmetine sunarak toplumun bilgi gereksinimlerini karşılamayı amaçlar. Bu hedef doğrultusunda, halk kütüphanelerinin bilgi toplumunun gereklerini karşılayarak çok daha verimli bilgi hizmetleri sunabilmesi ancak meselenin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasına ve halk kütüphanelerinin geleceğinin stratejik yöntemlerle planlanmasına bağlıdır. Böylelikle halk kütüphaneleri bilgi toplumuna dönüşüm süreçlerinde kendilerinden beklenen katkıları sağlayabilecek niteliğe kavuşmuş olur. Bu inanç ve yaklaşımla Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilgi ve Belge Yönetimi Anabilim Dalı’nda, çok değerli hocam Sayın Prof. Dr. Bülent Yılmaz’ın danışmanlığında yürüttüğümüz “Türkiye’deki Halk Kütüphanesi Sisteminin Değerlendirilmesi ve Bir Ulusal Halk Kütüphanesi Stratejisi Önerisi” başlıklı doktora tezi 2019 yılında tamamlanmıştır. Hiperyayın tarafından yayınlanan bu kitap sözü edilen bu doktora tezine dayanmaktadır.

Öncelikle, yönlendirme, teşvik ve destekleri ile bu kitabın oluşmasında büyük rolü olan, sadece doktora eğitimim sürecinde değil diğer alanlarda da ilgi ve yardımlarını benden esirgemeyen çok kıymetli hocam ve tez danışmanım Sayın Prof. Dr. Bülent YILMAZ’a şükranlarımı sunarım. Onun öğrencisi olmak sadece onun akademik derslerine katılım sağlamak değildir. Aynı zamanda onun yazarak, söyleyerek ya da bizzat yaparak kültüre yaptığı katkıları takip ederek yaşamı bir başka biçimde sorgulayabilecek noktaya geldiğimizi fark etmektir. İkinci olarak ise bu kitabın çıkış noktası olan doktora tezime gösterdikleri ilgi ve verdikleri katkılardan dolayı Tez İzleme Kurulu’ndaki değerli hocalarım Prof. Dr. Fahrettin ÖZDEMİRCİ ile Doç. Dr. İrem SOYDAL ÖZTÜRK’e bir kez daha teşekkür ederim. Son olarak Hiperyayın ailesine çalışmaya verdikleri katkı ve harcadıkları emek için çok teşekkür ediyorum.

Türkiye’de halk kütüphaneleri konusunda ulusal kapsamda bir stratejinin geliştirilme süreçlerine odaklanan bu kitabın mesleğimize ve halk kütüphanelerinin geleceğine katkı sağlamasını diliyorum.

Karadeniz, Ş. (2021). Türkiye’de ulusal halk kütüphanesi stratejisi. İstanbul: Hiperyayın.

Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü kütüphanecilik ve yayımcılık hizmetlerine ve diğer içeriklere erişmek için aşağıdaki linkler kullanılabilir.

Erişim Adresiİçerik
https://kygm.ktb.gov.tr/  Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün resmi web sitesi  
https://ekygm.gov.tr/  Yayın Standartları ve Derleme Bilgi Sistemi (ISBN-ISSN Başvurusu) Materyal Sağlama ve Satın Alma Bilgi Sistemi  
http://www.earsiv.gov.tr/  Kütüphane Yönetim Otomasyonu Etkinlikler İstatistikler TEDA Publisher Registration  
http://earsiv.gov.tr/kutuphane-listesi.aspx  Kütüphane listesi  
http://koha.ekutuphane.gov.tr/  KOHA katalog tarama  
https://ekitap.ktb.gov.tr/  e-kitaplar  
https://konusankitaplik.mkutup.gov.tr/  Konuşan Kitaplık  
https://kutuphanedeyim.org/  Etkin kütüphane  
http://www.kutuphanemcepte.org/  Sesli kitaplar  
http://www.toplukatalog.gov.tr/  Ulusal Toplu Katalog TO-KAT  
http://www.millikutuphane.gov.tr/  Milli Kütüphane  
https://kasif.mkutup.gov.tr/  Milli Kütüphane katalog tarama  

Bu çalışma, Türkiye’de halk kütüphaneleri için oluşturulacak ulusal bir stratejinin hazırlık
sürecine odaklanmıştır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bilgi toplumuna geçiş sürecinde halk kütüphaneleri hizmetlerini ve yapısal bileşenlerini gözden geçirmek zorunda kalmaktadır. Bu yeni durum halk kütüphaneleri konusunun stratejik bir yaklaşımla ele alınmasını ve Türkiye için bir ulusal halk kütüphanesi stratejisi oluşturulmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu araştırmanın amacı; Türkiye’nin koşullarını dikkate alan, bilgi toplumunun parametrelerine uygun amaç ve hedefler doğrultusunda geliştirilen, uluslararası strateji ve ilkelerden yararlanılarak oluşturulan ve eylem planları ile desteklenen bir ulusal halk kütüphanesi stratejisi geliştirme sürecine ilişkin bir model oluşturabilmektir. Çalışmanın araştırma sorusu da şu şekilde belirlenmiştir: Türkiye’de ulusal halk kütüphanesi stratejisi nasıl bir yaklaşımla hazırlanmalıdır? Bu araştırma sorusuna bağlı olarak, araştırmanın hipotezi, ‘Türkiye’de ulusal bir halk kütüphanesi stratejisi bilgi toplumu parametrelerini, uluslararası yaklaşım ve uygulamaları ve Türkiye’nin koşullarını dikkate alarak hazırlanmalıdır.” biçiminde oluşturulmuştur. Araştırmada betimleme yöntemi kullanılmış olup, veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında Eylül-Aralık 2018 tarihleri arasında, halk kütüphaneleri ile ilişkili, paydaş olarak
tanımlanan 35 uzman, uygulamacı, yönetici ve akademisyen ile görüşülmüştür. Görüşmeciler bir ulusal halk kütüphanesi stratejisinin hazırlık süreciyle ilişkili 13 soruyu yanıtlamışlardır. Yanıtlar sesli olarak kaydedilmiştir. Kayıtlar daha sonrasında deşifre edilerek Microsoft Word ortamına aktarılmıştır. Verileri analiz etmek için kodlama yapılmıştır. Görüşlerde yoğunlaşılan noktalar kodlanarak tablolaştırılmış ve kategoriler temelinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Türkiye’de halk kütüphaneleri konusunda ulusal çapta bir stratejiye gereksinim olduğu anlaşılmıştır. Halk kütüphanelerini planlı bir biçimde yönetebilmek, kaynakları verimli kullanmak, kütüphanelerin birbirleriyle eş zamanlı olarak gelişmesini sağlayabilmek, ayrıca hem halkın hem de üst düzey karar alıcılar üzerinde farkındalık yaratmak ve üst yöneticilere süreçler ve hedefler konusunda ipuçları sunmak üzere ulusal halk kütüphanesi stratejisi hazırlanmalıdır. Çalışmanın öneriler bölümünde genel öneriler dışında, Türkiye Ulusal Halk Kütüphanesi Stratejisi Geliştirme ve Uygulama Modeli Önerisi adlı bir öneri sunulmuştur.

Bilgi Dünyası Dergisinde yayınlanan tam metine erişmek için tıklayınız.

Karadeniz, Ş. ve Yılmaz, B. (2020). Türkiye’deki halk kütüphaneleri için ulusal strateji ve eylem planı geliştirme süreci: durum değerlendirmesi ve bir model önerisi. Bilgi Dünyası, 20(2), 299-349.

Bülent Yılmaz (Prof. Dr. Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü) hocamızın akademik yayınlarının dışındaki üçüncü fikir-edebiyat eseri Hiperyayın tarafından yayınlandı.

Yılmaz meseleleri tam da bilim adamı kimliği ile örtüşecek biçimde ele alıyor. Başlangıçlar ayrıntılardan filizleniyor, kavramlar en genel açıdan irdeleniyor, sonra nakış nakış işlenip öze doğu bir yolculuk başlıyor. Ve bu irdelemenin sonucunda müthiş toplumsal tespit ve teşhislerle baş başa kalıyor okur. Ve tüm bunları çok güçlü bir edebiyat altyapısı ile inşa eden Yılmaz, sadece yazmıyor, okurun kendi kendini sorgulamasını da teşvik ediyor. Böylece yazar ile okur, arasında güçlü bir etkileşim dalgalanıyor.

Örneğin “Koronavirüste 23 ders” başlıklı yazı bugüne değin korona ile ilgili okuduğum en tatminkâr yazıydı. “Ezberlemek bilgiyi kullanamamaktır”, “Kolay, insanı gizlerken, zor olan ortaya çıkarır”, “Sorgulanmayan hayat yaşamaya değer değildir” gibi, kitapta altını çizeceğiniz, anlamsal değerini evrensel ölçüde sürdürecek aforizma niteliğinde çokça düşünce var.

Zor Zamanlarda’nın zihnimize düşen izdüşümüne bakınca anlıyoruz ki kütüphanecilik kuramının cevheri olmak dışında, bilgi insan olabilmenin ve insan kalabilmenin de bir koşulu. Ve bir arada yaşayan o insanlar ancak bilgiyi kullanabildikleri ölçüde bir bütün olarak gelişebilirler.

Son olarak denilebilir ki Bülent Yılmaz’ın öğrencisi olmak sadece onun akademik derslerine katılım sağlamak değil, aynı zamanda onun yazarak, söyleyerek ya da bizzat yaparak kültüre yaptığı katkıları takip ederek yaşamı bir başka biçimde sorgulayabilecek noktaya geldiğimizi fark etmektir.

Ve tabi bir sonraki kitabı merakla beklemektir.

Yılmaz, B. (2020).  Zor zamanlarda: denemeler. İstanbul: Hiperyayın.

Covid 19 yeni bir koronavirüs türü. Belirli yüzeylerde ne kadar dayandığına dair kesin kanıtlar olmasa da bazı bilgilere ulaşılabiliyor. Örneğin virüsün plastik, paslanmaz çelik, tezgah üstü, cam gibi sert, parlak yüzeylerde 72 saate kadar dayandığı, karton, kağıt, kumaş ve kendir gibi lifli ve emici yüzeylerde daha hareketsiz kaldığı ifade ediliyor.

Türkiye’deki kütüphanelerin büyük çoğunluğu bazı üniversite kütüphaneleri hariç kullanıcıya tamamen kapatıldı. Kütüphaneler, otomasyon programı üzerinden materyal iade tarihlerini uzattılar. Bazı üniversitelerin hâlâ kitap ödünç verseler de iade almadıklarını biliyoruz.

Halk kütüphaneleri ile üniversite kütüphanelerine tahmini olarak toplamda 2 milyon civarı materyalin okuyucu üzerinde olduğunu varsayabiliriz.  Kütüphanelerden ödünç alınmış kitaplar evlerde, iş yerlerinde, yurtlarda, okul çantalarında, araba koltuklarında, çalışma masalarında iade edilmeyi bekliyor şu an.

Peki salgın kontrol altına alınıp yaşam normalleşince bunca kütüphaneler iade edilen materyale nasıl bir işlem uygulamalılar?

En makul yöntem iade edilen materyalin güvenli bir alanda biriktirilerek kütüphaneler tarafından dezenfektasyon işlemine tabii tutulmaları olarak görülüyor. Diğer yöntem ise iade edilecek materyalin kullanıcılar tarafından belirli bir dezenfektasyon işlemine tabii tutulmasıdır. Ancak bunun denetlenmesi mümkün gözükmüyor.

Öncelikle konuya ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı’ndan bir görüş alınması, sonrasında ise dezenfektasyon işlemleri için kurumlarla (ki yerel yönetimler olabilir) irtibata geçilerek planlama yapılması iyi bir başlangıç olabilir.

2020-2023 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’na ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayınlandı.

Ulusal Akıllı Şehirler Strateji Belgesi’nin birkaç noktadan mesleğimizle de ilişkili olduğunu düşünüyorum.

Akıllı şehir kavramı temelde “bilginin” yönetimini gerektiriyor. Strateji belgesinde coğrafi bilgi sistemleri, bilgi teknolojileri ve bilgi güvenliği akıllı şehir yapısının ana unsurlarından olarak gösterilmiş. Kütüphaneler, arşivler ve yerel kent bellekleri akıllı şehir kapsamında yönetişimine ihtiyaç duyulan ögelerden biri olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle pratikte bu kurumların akıllı şehir uygulamalarına, yerel akıllı şehir proje envanterine ve akıllı şehir mevzuatına dahil edilmesi için çaba harcamalıyız.

2020-2023 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı

Cumhurbaşkanlığı Genelgesi

 

Dijitalleşme çağında kütüphanelerin kent yaşamındaki önemi artıyor. Özellikle sıra dışı kütüphane mimarileri bilgi edinmenin yanı sıra sosyalleşme amacıyla da insanları kendine çekmeyi başarıyor. Kütüphaneler bulundukları yerlerde hem  kültürel yaşamı hem de ekonomik yaşamı canlandırıyor.  Yeni açılan kütüphane binalarının etrafında yeni kafeler, restoranlar hizmet vermeye başlıyor.

Dünyadaki gelişmelerin benzerinin ülkemizde de yaşandığını görüyoruz. Son yıllarda yeni kurulan ya da yeniden rehabilite edilen kütüphaneler toplumda gündem oluşturmayı başarıyor. İnsanlar ülkemizde kütüphaneleri artık daha sık ve daha kolay ziyaret eder hale geliyor.

Dolayısıyla 56. Kütüphane Haftası’nın ana temasının “Kent Kültürü ve Kütüphane” olarak belirlenmesinin ve bu bağlamda konunun kütüphanecilik camiası ile beraber şehir plancıları, mimarlar, sosyologlar gibi çevrelerce de ele alınmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

54.Kütüphane Haftası kapsamında gerçekleştirilen bir etkinlikte medya okuryazarlığı tartışıldı. Doç. Dr. Ayşe Elif Emre Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Başkanı Ali Fuat Kartal, Koç Üniversitesi Suna Kıraç Kütüphanesi’nden Sina Mater ve gazeteci Ünsal Ünlü medya okuryazarlığına ilişkin çeşitli yaklaşımları aktardılar.

Oldukça keyifli ve bilgilendirici etkinlik sonunda bilgi profesyoneli olan biz kütüphanecilerin medya okuryazarlığı kavramına hangi açıdan yaklaşmamız gerektiği konusunda çeşitli çağrışımlar oluştu bende. Kütüphanecilerin medya okuryazarlığı ile ilişkisi nereden kaynaklanıyordu? Kütüphaneciler toplumda medya okuryazarlığı bilinci ve becerisinin geliştirilmesine hangi açılardan katkı sunmalıydı ve en önemlisi bunun felsefi dayanağı neydi?

Türk Dil Kurumu’na göre; medya teriminin tanımı “iletişim ortamı” ya da “iletişim araçları” olduğuna göre; kütüphanecilik açısından medya terimini; içinde bilgi barındıran her tür iletişim ortamı ya da iletişim aracı olarak tanımlayabiliriz. O halde bilgi ve belge yönetimi bağlamında medya okuryazarlığı, içinde bilgi bulunan iletişim ortam ve araçlarını keşfetme, kullanabilme, içeriklerini analiz edebilme, düzenleme ve gereksinimlere uygun biçimde kullanıcılara sunma süreçlerini yönetebilme becerisi olarak ifade edilebilir. Elbette medyaya bir bilgi kaynağı olarak yaklaşan bu görüşe ve buna  ilişkin farklı tanımlara literatürde rastlanabilir.

Ancak diğer yandan, adı geçen etkinlik paylaşılan görüşlerin derlenmesinden medya okuryazarlığını; temelde kitle iletişim araçları aracılığı ile paylaşılan/yayılan haberlerin niteliğini bireyin algılama ve analiz edebilme becerisi olarak özetleyebiliriz. Bu tanımdan yola çıkacak olursak ilk başta kütüphaneci ile herhangi bir bireyin medya okuryazarlığına yaklaşımında bir fark olmaması gerekiyormuş gibi algılanabilir. Diğer bir deyişle aynı zamanda bir birey olan kütüphaneci, toplumdaki diğer bireyler gibi belirli kaynaklardan iletilen mesajları alabilir ve gerekiyorsa geri bildirim verebilir. Kişisel özellikleri, eğitim seviyesi, sosyo-kültürel özellikleri gibi unsurlar iletilen mesaja vereceği tepkiyi etkileyebilir.

Oysa gerçekte kütüphanecinin medya okuryazarlığı ile ilişkisi biraz daha derinde yatmaktadır.

Çünkü aslında bilginin doğruluğu, geçerliliği, kalitesi gibi unsurlarının söz konusu olduğu her çevrede kütüphaneciye önemli bir sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluğun kaynağı ise kütüphanecilik felsefesine dayanır. Hatırlayalım kütüphanecilik kuramının dayandığı nokta bireyin bilgi ile ilişkisinin var olmaya başladığı o ilk noktadır.

Bilgi ve Belge Yönetimi alanının ilgilendiği bilgi kayıtlı bilgidir. Medya da içerisinde kayıtlı bir bilgi bulundurur ve bu bilgiyi topluma aktarır. Dolayısıyla kütüphaneci bilginin toplumsal niteliği ile ilgilenmektedir. Birey hangi medya aracılığı ile olursa olsun bilgi ile ilişkisini sürdürdüğü sürece, kütüphaneci, bireyin bilgi ile sağlıklı bir ilişki kurması konusunda sorumluluk almak zorundadır.

Bu yaklaşımın kabul görmesi halinde kütüphanecilerin medya okuryazarlığı konusunda yapabileceği pek çok etkinlik tasarlanabilir. Elbette bunlardan ilki tıpkı bilgi okuryazarlığı konusunda alınan sorumluluk gibi, kullanıcılarının medya okuryazarlığı konusunda bilinçlenmelerini sağlayacak ve haberlerin kaynak, sunum, nitelik gibi açılardan analiz edebilecek becerileri kazandıracak çeşitli eğitimlere olanak sağlamaktır.

Bu noktanın bir adım daha ilerisi ise İngilizce’de “fact-checking” olarak kavramsallaştırılan, Türkçe’ye “doğruluk kontrolü” olarak çevrilen girişimlerde kütüphanecilerin de yer almasının sağlanmasıdır.

Doğruluk kontrolü, başta siyasetçilerin iddia ve demeçlerinin doğruluklarını ölçen bir çalışma olarak nitelendirilmiştir. Bu disiplin altında, iddia kontrolü, vaat kontrolü ve sosyal ve geleneksel medyada yer alan görsel ve içeriklerin doğruluğunu araştırmak gibi faaliyetler bulunmaktadır. Doğruluk kontrolü çalışmalarının geçmişi 2000’li yılların başına kadar uzanmaktadır. 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde eski Associated Press ve CNN muhabirlerinin ‘factcheck.org’u kurması ve 2007 yılında Florida merkezli Tampa Bay gazetesinin bir projesi olarak yayına başlayan ve 2009 yılında dünyanın en prestijli gazetecilik ödüllerinden biri olan Pulitzer’i kazanan Politifact’in kurulmasının, bu disiplinin dünyada hızlıca yayılmasına ve medya çalışmalarına tamamlayıcı bir kavram olarak kabul edilmesine aracılık ettiği belirtilmektedir (bkz.: https://e-bursum.com/Blog/Detail/dogruluk-kontrolu-ve-turkiyedeki-uygulanisi). Dünyada 50’ye yakın ülkede 100’ün üzerinde kurumun yapmakta olduğu bir çalışmanın Türkiye’deki örnekleri ‘doğruluk payı’, ‘teyit.org’ gibi girişimlerdir. Ayrıca Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı tarafından tarafsızlık, adil olma, kaynak, finansal yapı ve organizasyonda şeffaflık, metodolojisinin herkese açık şekilde paylaşılması ve düzeltme politikasını yayınlamak gibi ilkeler belirlenmiştir (bkz.: https://www.poynter.org/international-fact-checking-network-fact-checkers-code-principles).

Türkiye’de kütüphaneciler tarafından kurulacak buna benzer sivil bir doğruluk kontrolü girişimi şu aşamada hayal olarak nitelendirilebilir. Ancak en azından var olan girişimlerin bünyelerine gazeteciler dışında bilgi profesyonellerinin de dahil edilmeleri için çalışmalar yürütülebilir. Kütüphanecilerin bu tür organizasyonların farkında olmaları, bu organizasyonların iş ve işleyişleri hakkında bilgi sahibi olmaları ve kütüphaneciler ile doğruluk kontrolü girişimleri arasında çeşitli işbirliği platformlarının kurulması için çalışmalar yürütülebilir. Ayrıca disiplinler arası bir bilim dalı olan bilgi ve belge yönetimi alanının bu şekilde genişlemesine katkı da sağlanmış olur.

“Türkiye’de Belediye Kütüphaneleri ve Kent Arşivleri için Yönetmelik Taslakları ve Stratejik İlkeler Önerisi”  adlı kitabımız basılı ve elektronik formda yayımlanmıştır. Çalışmada genel stratejik ilkeler dışında hem kütüphaneler hem de kent arşivleri için ayrı ayrı yönetmelik taslakları hazırlanmıştır. Kütüphane ve arşiv hizmetlerinde belediyelerin Türkiye’de bu alana istisnaları dışında yeni yeni girdiği göz önüne alındığında, bu stratejik ilkeler ile yönetmelik önerileri çalışmasının önemli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülmektedir.

Çalışmanın yayımlanması konusunda büyük destek veren Bursa Nilüfer Belediye Başkanlığı ile Kütüphane Müdürlüğüne teşekkür ederiz.

Yılmaz, B., Karadeniz, Ş., Ekici, S. ve Kutlu, O. (2018). Türkiye’de belediye kütüphaneleri ve kent arşivleri için yönetmelik taslakları ve stratejik ilkeler önerisi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü.

    

Kültür ve Turizm Uzmanları Derneği Üyelerinin Bilgi Davranışları Üzerine Bir İnceleme

A Review on the Information Behavior of the Members of the Culture and Tourism Experts Association

Giriş

Kasım-Aralık 2014 tarihlerinde, Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bünyesindeki ‘BBY 711-Bilgi Arama Davranışları’ doktora dersi kapsamında sadece Kültür ve Turizm Uzmanları Derneği (KTUD) üyelerinin bilgi davranışlarının analiz edilmesi amacıyla bir ön çalışma gerçekleştirilmişti. İlgililere çeşitli ipuçları sunması amacıyla araştırmanın genel sonuçlarının ve önerilerin paylaşılmasında yarar görülmektedir. Tablo ve bulgulara ise yer verilmemiştir. Konunun önemi nedeniyle KTUD üyelerinin görev yaptıkları kurum olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çok daha ayrıntılı ve bilimsel olarak kurum içi bilgi gereksinimlerinin analiz edileceği ve sonucunda bir kurumsal bilgi politikası oluşturulacağı bir çalışma yürütmesi hizmet verimliliğine büyük katkı sağlayabilir.

Kamudaki kariyer meslek uzmanlarının temel görevleri, kurumlardaki karar vericilerin gereksinim duydukları bilgi ve belgeleri en nitelikli biçimde hazırlamaktır. Dolayısıyla kariyer meslek uzmanlarının bilgi davranışlarını analiz etmek ve ne tür bilgi destek sistemlerine gereksinim duyduklarını ortaya koymak bağlı oldukları kurumların hizmet verimliliğini yükseltecektir.

Araştırmanın odağında yer alan Kültür ve Turizm Uzmanları Derneği (KTUD) üyeleri kariyer meslek uzmanlarından (Kültür ve Turizm Uzmanları, Kültür ve Turizm Uzman Yardımcıları, Yazma Eserler Uzmanları, Yazma Eserler Uzman Yardımcıları) oluşmakta olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı ana hizmet birimleri ile taşra birimlerinde görev yapmaktadırlar. Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nda görev yapan Yazma Eserler Uzmanları da daha önce Kültür ve Turizm Uzmanı kadrosunda oldukları için araştırma kapsamına alınmışlardır. Araştırmada betimleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplamak amacıyla ‘Googledocs’ üzerinde hazırlanan çevrimiçi anket, deneklerin e-posta adresine gönderilmiştir. Anketleri 11’i uzman yardımcısı, 69’u uzman olmak üzere toplam 80 kariyer meslek uzmanı yanıtlamıştır. Anketlerin değerlendirilmesinde “Statistical Package for the Social Sciences 15” (SPSS 15) programı kullanılmıştır.

KTUD üyelerinin görev yaptıkları alanının sosyal bilimler ve beşeri bilimler konularıyla ilişkili olması nedeniyle, bu tür bir çalışmada sosyal bilimciler ile beşeri bilimcilerin bilgiyle ilişkili tutumlarına odaklanılmalıdır. Uçak’a göre (1999):

  • En çok basılı (formal resmi) bilgi kaynakları tercih edilmektedir.
  • Sosyal bilimciler, resmi iletişimi önemli bulmakla birlikte; konferans, toplantı, seminer gibi resmi olmayan iletişim kanallarını da yoğun kullanmaktadırlar.
  • Sosyal bilim alanında çalışan araştırmacılar, bilgi gereksinimlerini genelde kitap, dergi gibi basılı kaynaklardan sağlamaktadır. Kitap ve dergi kullanım oranlan birbirine yakın düzeydedir.
  • Sosyal ve insan bilimler alanında monograf, diğerlerine oranla daha yoğun kullanılmaktadır.
  • İnsan bilimlerinde dergi kullanımı daha az.
  • Orijinal kayıtlar, sanat çalışmaları, notlar, el yazmaları, ses ve görüntü kayıtları, edebi yazılar, yörelere ait kayıtlar, haritalar, notalar ve benzeri materyaller önemlidir.
  • Edebiyat alanında çalışan bir araştırmacı, bir eserin sadece son basımına değil, tüm basımlarına, hatta müsveddelerine, eserle ilgili her aşamaya ait bilgi ve belgeye gereksinim duyabilmektedir.
  • Sosyal ve insan bilimleri alanında güncellik kaygısı, fen ve mühendislikte olduğu kadar fazla değil. Genelde gereksinim duyulan kaynaklar, orijinal ve eski kaynaklardır.
  • Sosyal bilimcilerde olduğu gibi, insan bilimciler arasında da bilgiye erişmede ikincil kaynaklar tek ve en önemli yol değildir. İlgili yayınların dipnotlarının izlenmesi, kitap rafların gözden geçirilmesi ve meslektaşların önerileri bilgiye erişimde önemli olmaktadır.
  • Gözden geçirme (browsing) alışkanlığı, insan bilimcilerin bilgiye erişiminde önemli bir bilgi arama davranışıdır. Bu grubun üyeleri bir bilgiye erişim için, eserin bibliyografik künyesine bakarak karar vermek yerine, kütüphane ve kitapçı raflarını gözden geçirerek karar vermeyi tercih etmektedirler.
  • Her iki gruba mensup araştırmacıların kitaplara olan yoğun ilgileri kütüphane kullanım oranlarını artırmaktadır. Buna rağmen, kütüphaneciden yardım isteme ve bilgi erişim için geliştirilen araçları kullanmada isteksiz oldukları gözlenmiştir.
  • Sosyal bilimler alanında çalışan araştırmacılar, insan bilimcilere göre elektronik ortam kullanarak bilgiye erişimde daha istekli ve gayretlidirler.
  • Sosyal bilimciler Internet’in bilgiye erişimde çok önemli bir araç olduğuna inanmakta birlikte, Internet’i fen ve teknik alanda çalışan kullanıcılar kadar yaygın ve geleneksel erişim yöntemlerinin yerini alacak kadar yoğun kullanmamaktadırlar.

Bu alanda kullanılacak bilgi arama modeli görevlerle ilgili ‘Profesyonelerin Bilgi Arama Modeli’ olan Leckie’nin modeli olmalıdır. Leckie’ye göre (1996) bilgi aramada temel güdüyü oluşturan, çalışma rolleri ve görevlerdir. Bilgi gereksiniminin ve bilgi kaynağının özellikleri bilgiye erişimde belirleyici özelliklerdir. Bilgi kaynağının güvenilirliği, paketlenmesi, zamanlanması, fiyatı, kalitesi ve erişilebilirliği önemli değişkenler olarak belirtilir. Bu modele göre bilgi ihtiyacını şekillendiren unsurlar yaş, meslek, kariyer gibi demografik özellikler; şartlar ve çevre; ihtiyacın tekrarlanması ya da yeni ihtiyacın ortaya çıkışı; tahmin edilebilirlik ve aciliyet derecesidir. Profesyonellerin bilgi arama kaynakları çok çeşitlidir. İş arkadaşları, kütüphaneciler, el kitapları, süreli yayınlar, makaleler önemlidir. Profesyoneller genellikle kendi tecrübelerinden, iş arkadaşlarından ve daha önce benzer konuda faydalandıkları kaynaklara başvururlar.

Sonuçlar

Bu ön çalışmanın ortaya koyduğu temel sonuç şudur: Kurumsal şartlar, kariyer meslek uzmanlarının bilgi davranışlarını etkilemekte ve aynı kurumda farklı bilgi davranışlarına neden olmaktadır. Ayrıca kariyer meslek uzmanları bilgi gereksinimlerini kişisel yöntemlerle karşılamaya çalışmaktadırlar.   

Diğer sonuçlar bakacak olursak;

KTUD üyeleri genelde 30-39 yaş aralığında olup, kariyerlerinde deneyimlidirler. Üniversitelerin genelde sosyal bilim dallarındaki lisans programlarından mezun olup, çoğunluğu, Ankara’da bulunan ODTÜ, Gazi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi oluşturmaktadır.

En çok proje, rapor gibi nitelikli doküman hazırlamak için bilgiye gereksinim duyulmakta, KTUD üyelerinin kendi ihtisas alanlarındaki gelişmeler ise düşük düzeyde takip edilmektedir.

Bilgi gereksinimi oluştuğunda ilk önce internete başvurulmaktadır. Tezler, makale vb. akademik kaynaklar ise diğer önemli kaynaklardır. Bilgi kaynağının en çok doğruluğuna, güncelliğine,  kolay erişilebilir olmasına ve ihtiyacı tam olarak karşılamasına önem verilmektedirler. Bilgi kaynağının otoritesi, ücretinin uygunluğu, düzeyi, formatı gibi kriterler fazla önemsenmemektedir. İçinde bilgi barındıran hem basılı hem de elektronik ortam bir arada kullanılmaktadır. En sık kullanılan bilgi kaynağı türleri kanun, yönetmelik, genelge vb. mevzuat belgeleridir. Bunu tezler, makaleler, bildiriler vb. akademik kaynaklar ile resmi raporlar, görüşler, gerekçeler vb kaynaklar takip etmektedir. Konuya ilişkin web siteleri oldukça yoğun kullanılmaktadır. Basılı kitap ve basılı dergileri e-kitap ve e-dergilere nazaran daha çok tercih edilmektedir. Danışma kaynaklarının elektronik versiyonları tercih edilmektedir. Bilgiye elektronik ortamda erişim konusunda kurumsal sıkıntılar yaşanmaktadırlar. Erişilen bilgilerin doğruluğu ve güvenirliliğinden emin olamama sorunu ile karşı karşıya kalınmaktadır. Benzer biçimde elektronik ortamda erişilen çok fazla miktardaki veri içerisinden en uygun olanı seçmekte zorlanılmaktadırlar.

Bilgi gereksinimlerini karşılamada ortak bilgi arama davranışına veya işbirliğine eğilim gösterilmektedir. İş arkadaşlarına ve amirlere danışmak, genelde proje ve doküman gibi nitelikli dokümanlar oluşturma safhasında ortaya çıkmaktadır.

Çalışılan konuda araştırma yapmak için yeterince zaman bulunmamakta, araştırmaya başlama konusunda motivasyon eksikliği yaşanmakta, elde edilen kaynaklar derinlemesine incelenememektedir.

Kütüphaneler bilgi gereksinimlerini karşılayabilecek kurumlar olarak görülmemekte olup, KTUD üyelerinin önemli bir bölümü herhangi bir kütüphaneye üye değildir. Bilgi gereksinimlerini bir kütüphane aracılığıyla karşılama durumunda üniversite kütüphaneleri tercih edilmektedir.

KTUD üyeleri bilgisayar ve internet becerilerinde yeterlidirler. İnternet mesai saatleri içerisinde çok yoğun kullanılmaktadırlar. İnternet haber edinmek, iş süreçlerine ilişkin bilgi edinmek ve araştırma yapmak ve e-posta, tartışma grupları vb. kanallar aracılığıyla iletişim kurmak için kullanılmaktadırlar. Internetin en önemli olanağı çalışılan alanla ilgili kurum ve kuruluşların web sayfalarında sundukları bilgilere erişimdir. Mesleki ve kurumsal gelişmeleri anında takip edebilme ve bazı bilgi kaynaklarına ücretsiz erişebilme de diğer önemli olanaklardır. Kütüphane kataloglarına erişme, tarama yapma, kitap siparişi gibi internet olanakları da önemli bulunmaktadır.

Genelde ana hizmet birimlerinde proje, rapor gibi nitelikli doküman hazırlamak önceliklidir.  Bakanlıkta 10 yıldan fazla çalışanlar daha çok proje, rapor vb. çalışmalara yönelmişlerdir. Rutin çalışmaların genelde diğer personel tarafından takip edilmektedir.  Yaş aralığı arttıkça, proje, rapor gibi nitelikli doküman hazırlamak için bilgiye duydukları gereksinimde azalma meydana gelmektedir. KTUD üyelerinden uzman yardımcısı olanlar proje, rapor gibi nitelikli dokümanlar hazırlamak için uzmanlara göre daha az; rutin iş süreçleri ile ilgili uzmanlarla eşit seviyede ve akademik- serbest yayın yapmak için uzmanlara göre daha fazla bilgiye gereksinim duymaktadırlar. Uzman yardımcıları elektronik ortamı tercih ederlerken, uzmanlar her iki ortamı tercih etmektedirler.

Büyük oranda yabancı dili bariyer olarak görülmemektedir. KTUD üyelerinin akademik olarak aldıkları eğitimin bilgi davranışları üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur. Kültür ve Turizm Bakanlığı ana hizmet birimlerindeki bilgi erişim, kullanma ve paylaşım olanakları yetersiz bulunmaktadır.

Öneriler

En çok proje, rapor gibi nitelikli doküman hazırlamak için bilgiye gereksinim duyulduğundan, proje yönetimi vb. konularda eğitim programları hazırlanabilir ya da mevcutlar sürdürülebilir. KTUD üyelerinin görev yaptıkları Bakanlıkça, çalışanların uzmanlık alanlarındaki gelişmeleri takip edebilmelerine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Uzmanlara araştırma yapabilmeleri için yeterli zaman tanınmalıdır.

Bakanlık ile üniversite kütüphaneleri arasında bilgi gereksinimlerinin karşılanabilmesi amacıyla kaynak paylaşımı protokolleri gerçekleştirilebilir. Yurtiçi ve yurtdışı seminer, kongre vs. yabancı dil, proje eğitimi gibi etkinlilere katılım teşvik edilmelidir. Bilgi okuryazarlığı, medya okur yazarlığı vb. konularda eğitimler gerçekleştirilmelidir.

Bakanlığın, çalışanların gereksinim duydukları bilgi kaynaklarını karşılamak veya mesleki bilgi ve eğitim programlarına (bilgi bankası, içtihat bankası vb.) ücretsiz erişim sağlamak için bir bilgi kaynağı sağlama politikası olmalıdır. Ayrıca Bakanlıkça yayımlanan eserlerin elektronik veya basılı kopyalarının kariyer meslek uzmanlarına da dağıtımı önemlidir.

Bakanlık bünyesinde, kurum içinden ve kurum dışından erişim olanağı sağlanmış elektronik belge arşivleri kurulmalıdır. Kurumun kendisine ait bilgi hafızası işlevsel biçimde buradan sunulmalıdır. Bilgi gereksinimlerini karşılamada KTUD üyelerinin işbirliğine eğilimli oldukları anlaşıldığından bu sistemler ortak bilgi arama davranışına uygun tasarlanmalıdır.

Bakanlık bünyesinde ihtisasa yönelik bilgi merkezi kurulmalıdır. Bu bilgi merkezinde hem elektronik kaynaklar hem de basılı kaynaklar olmalıdır. İyi bir mevzuat bankası hazır olmalı, İlişkili tüm mevzuat güncel biçimde koleksiyonda yer almalıdır. Danışma kaynaklarının elektronik versiyonları tercih edilmelidir. Yine ilişkili tüm tezler, makaleler, bildiriler vb. akademik kaynaklar, resmi raporlar, görüşler, gerekçeler kaynaklar koleksiyonda yer almalıdır. Kültür ve turizm alanındaki uluslararası yayınlara, erişim sağlanmalıdır.

Bilgi aramada web siteleri oldukça yoğun kullanıldığından internet kısıtlamasına yönelik kurum politikalarının gözden geçirilmesi uygun olacaktır.

İşlevsel bir güncel duyuru sistemi kurulması halinde hem Bakanlık içerisinde koordinasyon eksikliği giderilmiş olacaktır.

Bakanlık birimlerin web sitelerinin içeriğinin güncellenmesi ve yabancı dilde hazırlanması uygun olacaktır.

Bu çalışma bir ön çalışma olup, Bakanlığın yakın zamanda ayrıntılı olarak kurum içi bilgi gereksinimlerinin analiz edildiği ve sonucunda bir kurumsal bilgi politikası oluşturulacağı bir çalışma yürütmesi hizmet verimliliğine büyük katkı sağlayabilir.

Kaynakça

Leckie, G. J., Pettigrew, K. E., ve Sylvain, C. (1996). Modeling the information seeking of professionals: a general model derived from research on engineers, health care professionals, and lawyers. The Library Quarterly, 66, (2), 161-193.

Uçak, N (1999). Sosyal ve insani bilimler alanında bilgi gereksinimi ve kullanımı. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 16, (1), 115-128. Erişim adresi: http://www.bby.hacettepe.edu.tr/yayinlar/dosyalar/1999161NazanUcak.pdf

Bilgi ve Belge Yönetimi Alanındaki Dergilerin Hakemlik Süreçleri Üzerine Editör Odaklı Bir Değerlendirme

An Editor-Focused Evaluation on Peer Review Processes in Journals in the Field of Information Management

Giriş

Bilimsel bir derginin temel hedefi, yayın yaptığı alana makaleler aracılığıyla katkı yapmaktır. Bir derginin ve içindeki makalelerin bilimsel katkı düzeyi, hakemlik sürecinin ne kadar sağlıklı, doğru, bilimsel, objektif ve düzenli işlediğine bağlıdır (Gözen, 2010, para.1). Yayıncılıkta bilimsel çalışmaların en önemli ayağını yazı değerlendirme aşaması oluşturmaktadır. Bir çalışmanın bilimsel özellik kazanabilmesi için çalışmada yer almayan, yazarlarla çıkar çatışması ya da çıkar ilişkisi içinde olmayan; konusunda uzman bağımsız ve tarafsız bilim insanları tarafından değerlendirilmesi oldukça önem taşımaktadır (Yıldırım, 2010, s.105). Türkiye’de Bilgi ve Belge Yönetimi (BBY) alanında yayın yapan dergi sayısı son derece azdır. Bu nedenle zaten az olan bu mevcut dergilerde, editörlerin hakemlik sürecine ilişkin deneyimleri, hakemlere karşı tutum ve yargıları hem makalelerin hem de genel olarak dergilerin niteliğini etkileyebilmektedir.

Literatürde konuya ilişkin çokça yayın olmasına karşın (De Robbio, 2001; Kloda, 2009; Nobarany ve Booth, 2015; Bjork ve Hedlund, 2015; Bornmann ve Haunschild, 2015; Lee, Sugimoto, Zhang ve Cronin, 2013), Türkiye’de BBY literatüründe, Bilgi Dünyası (BD) ve Türk Kütüphaneciliği (TK) özelinde daha önce gerçekleştirilmiş böyle bir çalışmaya rastlanmamıştır. Mevcut çalışmalar daha çok bu dergilerde yayımlanan makalelerin bibliyometrik özellikleri açısından analiz edildiği veya dergilerin yayın kurullarının çalışmalarını anlatan yazılardır (Taşkın ve Çakmak, 2010; Al ve Soydal, 2010; Aslan, 2002; Tonta, 2002). BBY alanındaki bilimsel iletişim süreci güncel bir konu olup, örneğin bu alanda karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik olarak 1.Uluslararası Kütüphane ve Bilgibilim Felsefesi Sempozyumu kapsamında “Türk Kütüphaneciliğinde Bilimsel İletişim Sürecini İyileştirme Çalıştayı” düzenlenmiştir (Keseroğlu, Demir, Bitri ve Güneş, 2014). Ayrıca Türk Kütüphaneciliği dergisinin 2015/Haziran sayısı “Bilimsel İletişim Özel Sayısı” olarak yayınlanmıştır.

Bu çalışmanın amacı Türkiye’de BBY alanında yayın yapan bilimsel dergilerin hakemlik süreçlerine ilişkin bir değerlendirme yapabilmek ve bu süreçleri iyileştirecek çeşitli öneriler sunabilmektir. Türkiye’de BBY alanında hakemliğe ilişkin temel problemleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Hakem sayısı azdır.
  • Hakemlik yapma konusunda isteksizlik olduğu bilinmektedir.
  • Hakemliğin özendirilmesi yönünde girişimler yoktur.
  • Bazı hakemlerin alana ilişkin uzmanlık eksiklikleri, değerlendirme sürecini etkilemektedir.
  • Bazı hakemlerden alan dışındaki yazıları da değerlendirmeleri beklenmektedir.
  • Editörler sınırlı bir hakem grubu ile çalışılmak zorundadırlar.
  • İstatistik ağırlıklı çalışmalar kısmen değerlendirilmektedir.
  • Hakemlerin gerekli değerlendirmeleri yapmada acele davranmaları veya gereğinden uzun zaman harcamaları sorunlara neden olabilmektedir.
  • Araştırmacılar, hakem raporlarına ulaşamamaktadırlar.

Çalışmada genel olarak şu sorulara cevap aranmıştır.

  • Hakemler nasıl belirleniyor?
  • Hakemlerle nasıl iletişim kuruluyor?
  • Hakem raporlarına hangi işlemler uygulanıyor?
  • Hakem değerlendirmeleri nasıl inceleniyor?
  • Hakem raporları arşivleniyor mu?
  • Hakemlerin, makale değerlendirme performansları yeterli bulunuyor mu?

Araştırmanın evreni Türkiye’de BBY disiplinine ilişkin yayın yapan akademik/hakemli süreli yayınlardır. Bu dergilerdeki editör ve hakem grupları arasında gerçekleşen bilimsel iletişim sürecinin amacı, dergilere yayınlanmak üzere gönderilen bir yazının “yayınlanabilir” olduğunun güvencesinin sağlanmasıdır. Dergilerin okur, yazar, hakem ve editörleri birbirinden kesin sınırlarla ayrılmış kümeler değildir. Bir makalenin yazarı, bir başka makalenin hakemi ve bütün makalelerin okuru olabilir. Kalitenin yükseltilmesi bu süreçteki herkesin katkısı ile gerçekleşebilir (Açan, Özden-Pişkin ve Laleli, 2012, s.4).  Ancak bu çalışmada araştırmanın çerçevesi daraltılarak sadece editör-hakem ilişkilerine ve hakemlik sürecine odaklanılmış, bahsi geçen gruplardan editör – yazar arasındaki bilimsel iletişim sürecinin bir başka araştırmanın konusu olarak ayrılması uygun görülmüştür. Çalışmamız çerçevesinde gerçekleştirilmiş olan “yapılandırılmış görüşme” tekniği, her iki derginin içerik ve yayın konusunda karar vericileri olan sorumlu yazı işleri müdürü ve baş editörüne (2 kişi) uygulanmıştır. Ayrıca geçmişte yine bu iki derginin editörlüğünü yürütmüş üç kişi ile de görüşülmüştür. Yardımcı editörler araştırma kapsamına alınmamıştır[1].

Çalışmada betimleme yöntemi kullanılmış, veri toplama tekniği olarak “açık uçlu yoğunlaşmış görüşme” gerçekleştirilmiştir. Görüşme öncesinde alana ilişkin bir dizi konu, soru formu biçiminde önceden saptanmış, ancak veri toplama sürecinde soru formunda yer alan sorular dışında da sorular sorulmuştur. Böylece görüşmenin akışı içinde önceden saptanan bu konulara odaklanılmıştır. Sorulara verilen yanıtlar ve görüşme esnasında elde edilen diğer bilgiler araştırmacı tarafından not edilmiş ve aynı zamanda görüşmeci tarafından da doğrulanması sağlanmıştır. Analiz aşamasında ise her soru grubundaki tüm veriler karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Ancak bilimsel etik gereği sonuçlar değerlendirilirken herhangi bir kimliksel ifade kullanılmamış, yorumlar anonim olarak yapılmıştır.

Bulgular  

Araştırma sonucu elde edilen bulguların hakemlik sürecine ilişkin belirli başlıklar altında değerlendirilmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.

Hakem seçim süreci

Hakem seçim sürecinin işleyişinde her iki dergide bazı farklılıklara rastlanmıştır. Bilgi Dünyası dergisine bir yazı geldiğinde, öncelikle yazı için bir yayın kurulu üyesi atanmaktadır. Yayın kurulu üyesi, dergi yönetim sistemi (Open Journal System-OJS) üzerinden yayın kurulu değerlendirme formunu doldurarak editöre çalışma ile ilgili görüşlerini ve hakem önerilerini iletmektedir. Editör, gelen hakem önerilerini değerlendirerek, hakemlerin yoğunluk ve değerlendirme sıklıklarını göz önünde bulundurarak hakem seçim ve teklif işlemini gerçekleştirmektedir.

Türk Kütüphaneciliği dergisine yayınlanmak üzere gönderilen yazılar, yayın kurulu tarafından bilimsel bölüm için uygun olup olmadıklarına karar verildikten sonra, editörler tarafından konularına göre incelenip, genelde ilgi alanları doğrultusunda paylaşılmaktadır. Ardından yazara, yazısının hangi editör tarafından takip edileceği bildirilmektedir. En fazla 15 gün içinde editoryal süreç sonuçlandırılmakta, varsa düzeltmeler için yazı yazara geri gönderilmektedir. Ancak tüm editoryal işlemler sona erdikten sonra yazıya hakem seçimi işlemine başlanmaktadır. İlkin hakemler arasından reddedilme olasılığı nedeniyle yedekleri ile birlikte aday hakemler belirlenmektedir. Hakemlere e-posta kanalıyla önce hakemlik teklif edilmekte, eğer hakem kabul ederse yazı ve değerlendirme formu yine e-posta ile hakeme gönderilmektedir. Türk Kütüphaneciliği dergisi makalelerini OJS’de açık erişimde sunmasına rağmen teknik sıkıntılar nedeniyle makale takibini sistem üzerinden yapmamaktadır.

Her iki dergi de çifte körleme sistemi kullanmaktadır.

Hakem Seçimini Etkileyen Faktörler

Yazarın akademik unvanı, alandaki uzmanlığı veya sosyal konumu o yazarın yazısına atanacak hakemlerin tercih edilmesinde genel olarak güçlü etkenler değildirler. Yazarın unvanından, alandaki uzmanlığından veya sosyal konumdan ziyade, değerlendirilmek üzere dergiye gönderilen yazının içeriği, hakem tercihinde daha çok etkilidir. BBY alanında aktif olarak hakemlik yapanların sayısının az olması bunun önemli bir nedenidir. Hakem adayı sayısının az olması nedeniyle editörler, o yazıya atayacakları hakem seçiminde pek fazla seçeneğe sahip olmadıklarını, bu kısıtlılık üzerine bir de akademik unvan veya sosyal konum gibi unsurlarla hakem seçeneklerini daha da azaltmayı istemediklerini ifade etmişlerdir. Ama geçmişte görev yapmış editörler, örneğin akademisyen bir yazarın yazısının, eşdeğer bir niteliğe sahip olduğu düşünülen hakemlere gönderildiğini ifade etmişlerdir.

Benzer olarak bir yazıya atanacak hakemin sahip olduğu akademik unvan da hakemin seçiminde genelde dikkate alınmamakta ancak daha önceki yayınları ışığında hakemin uzmanı olduğu düşünüldüğü alandaki deneyimi hakem seçiminde oldukça etkili olmaktadır. Diğer bir deyişle hakemler ilgi alanlarına göre yani konularına göre seçilmektedirler. Hakemin değerlendirilmek üzere gönderilmiş olan yazının içeriği konusunda uzman olması ilk dikkat edilen unsurdur.

Bilgi Dünyası dergisi, OJS’yi yerelleştirmiştir. Hakemler OJS’de kendi uzmanlık alanlarına ilişkin konuları önceden belirlemişlerdir. Bu nedenle Bilgi Dünyası hakem seçiminde, hakemlerin önceden belirtikleri bu konulara göre seçim tercihinde bulunmaktadır. Bunun dışında bir görevlendirme yapılmamaktadır. OJS kullanılmadan önceki dönemlerde de yazının konusunun hakemlerin uzmanlık alanının dışında olması durumunda yine alan dışında hakem görevlendirilmesine gidilmediği, mümkünse o konudaki başka uzmanların araştırılarak hakemlik teklifi götürüldüğü ifade edilmiştir.

Türk Kütüphaneciliği dergisi de yine kendi konusal uzmanlığı dışındaki bir alanda hazırlanmış bir yazı için hakemlere teklif götürülmemesini ilke edinmiştir. Ancak aktif hakem sayısının azlığı ve uzmanlık alanı yazı ile örtüşen hakemlerin çeşitli nedenlerden dolayı bazen hakemliği kabul etmemeleri nedeniyle, yazıya hakem atanamaması riski doğmakta bu durumda az da olsa benzer/yakın alanlardaki uzmanlara hakemlik teklif edilebilmektedir. Türk Kütüphaneciliği dergisi tarafından da bilgi ve belge yönetimi alanı dışından hakem olabilecek uzmanlara zaman zaman hakemlik teklifi götürülerek hakem sayısını yükseltmeye odaklı girişimlerde bulunulduğu ifade edilmiştir.

Geçmiş dönemlerde görev yapan editörler, geçmişte daha az istatistik-yoğun çalışmalar gerçekleştirildiğini, BBY alanında uzman olan hakemlerin genel istatistik yöntemlerinin analizi konusunda da yeterli olduklarını belirtilmişlerdir. Ayrıca geçmişte istatistiki verilerin analizi için çeşitli ücretler talep edildiği ve bunun karşılanmasının o dönem koşullarında güç olduğu ifade edilmiştir. Bunun yerine kişisel girişimler sonucu istatistik konusunda uzman akademisyenlerden danışmanlık yapmaları sağlanmış ve yazılar hakemlere gönderilmeden önce bu danışmanlarca kontrol edilmiştir. Bu nedenle hakemlerden birinin ayrıca istatistik alanında uzman olması uygulamasına gidilmemiştir. Günümüzde ise BBY alanındaki çalışmalarda istatistik araçlarından çok daha fazla yararlanıldığı söylenmektedir. Yine de editörler, hakemlerin birini istatistik konusunda uzman olan birinden seçmemektedirler. Bunun yerine yazılar hakemlere gönderilmeden önce istatistik konusunda uzman editörler veya danışmanlar tarafından analiz edilmekte ve yazı istatistiki kontroller yapıldıktan sonra hakemlere gönderilmektedir. BBY alanının disiplinler arası niteliği nedeniyle istatistik hakemliğine gereksinim duyulduğu, böyle bir uygulamanın araştırmaların genel geçerliliği ve güvenilirliğine yönelik görüş sağlama açısından etkili olacağı belirtilmiştir.

Bir yazının hakemlik süreci kapsamında değerlendirmesinin zamanında tamamlanması veya gecikmesi sonraki seferde o hakemlere yazı gönderilip gönderilmeyeceği kararında son derece etkilidir. Öyle ki geçmişte hakemlik önerisini üç kez kabul etmeyen hakemlerin listeden çıkarıldığı ifade edilmiştir.  Özellikle zaman sınırının olduğu durumlarda, editörler genelde çalışkan hakemleri tercih etmektedirler. Ancak bazı editörlerin acil durumlarda çok çabuk ama bir o kadar da nitelikli değerlendirme yapabilecek kapasitedeki hakem adaylarına özel bir önem atfederek, onları ayrı bir kategoride tuttukları, onlardan sadece acil durumlarda yararlandıkları diğer zamanlarda ise pek yazı göndermedikleri de anlaşılmıştır. Bu hakem adayları bir nevi koruma altına alınmışlardır. Buradan zaman zaman aynı dergide normal ve acil olmak üzere iki farklı hakemlik süreci yürütülebildiği sonucu da çıkartılabilir. Ayrıca bu tespitten yol çıkarak editörlerin, uzmanların hakemlik niteliklerine ilişkin çeşitli yargılara sahip oldukları da söylenebilir.

Kolayca ve basitçe değerlendirme yapan hakemlerle ayrıntılı biçimde değerlendirme yapan hakemlere karşı editörlerin tutumu genelde farklıdır. Editörlere göre nitelikli değerlendirmenin ölçütleri çalışmanın analiz edilmesi, sadece çalışma kapsamında önerilerde bulunulması, varsa reddedilme gerekçelerinin bilimsel ve anlaşılır biçimde ortaya konulmasıdır. Kolayca ve basitçe değerlendirmenin ilk başta editöre zaman kazandırdığı düşünülebilir. Hele ki editörde o yazının kolaylıkla değerlendirilebileceği yargısına sahipse. Ancak eğer hakem farklı çalışmalarda da sürekli aynı kolaycılığa eğilim gösteriyorsa, bu durum editörler için aynı zamanda o hakemin görevlerini belki de gönülsüzce yaptığına dair ipuçları vermektedir. Böyle durumlarda editörlerde o hakemlere karşı olumsuz bir tutum gelişebilmektedir. Çünkü editörler yazının yazardan teslim alınıp hakeme gönderilmesine kadar geçen sürede oldukça yoğun çalıştıklarını, bilimsel iletişim sürecinde aynı emeğin yazarlardan ve hakemlerden de beklendiğini dile getirmişlerdir. Bunun yanı sıra bir sonraki makale oldukça karışık ve analizi güç bir makale ise kolayca ve basitçe değerlendirme yapma alışkanlığında olan o hakeme genelde gönderilmemektedir. Ama yine de eğer kolayca ve basitçe değerlendirme yapan hakem ile ayrıntılı biçimde değerlendirme yapan hakem yazı üzerinde aynı fikre sahip olmasalar bile yazı üçüncü hakeme gönderilmektedir. Buradan anlaşılması gereken hakemlerin kolayca/basitçe veya ayrıntılı biçimde değerlendirme yapmaları editörlerin hakemlere karşı tutumlarını etkilese de genelde makaleleşme süreci başlamış bir yazıya ilişkin prosedürü etkilememektedir.

Araştırma kapsamında hakemlerle geçmişte kurulan olumlu veya olumsuz iletişim deneyiminin yeni bir çalışmada o hakemin yeniden atanıp atanmamasında etkili olup olmadığı analiz edilmek istenmiştir. Görüşme yapılan editörlerden, geçmişte editörlük görevi yapanlar kişisel iletişimde yaşanan aksaklıkların veya olumsuz deneyimlerin kişisel sınırlar içerisinde kaldığını, hakemlik sürecinde ise bilimsellik, etik, doğruluk ve titizlik gibi ilkeler nedeniyle nesnel davrandıklarını açıklamışlardır. Halen görevde olan editörler ise her ne kadar nesnel davranmaya çalışılsa da hakemlerle geçmişte kurulan olumlu veya olumsuz iletişim deneyiminin yeni bir çalışmada o hakemin yeniden atanıp atanmamasında zaman zaman etkili olabildiğini ifade etmişlerdir. Diğer bir açıdan editörün kişisel iletişimi açısından olumlu iletişim kurulanların yeniden hakem olarak seçildiği, özellikle acele cevap alınması gereken çalışmalar için, iyi ve yakın iletişim içinde olunan hakemlere ulaşmanın sonuç almayı hızlandırdığı düşünülmektedir.

Türk Kütüphaneciliği dergisinin web sayfasında, hakem kurulunda 84 araştırmacının yer aldığı görülmektedir (Türk Kütüphaneciliği, 2015). Bilgi Dünyası hakem kurulu listesi erişime açık değildir (Bilgi Dünyası, 2015) ancak sayının 97 olduğu belirtilmiştir.  Her iki derginin geniş bir hakem havuzuna sahip olduğu editörler tarafından ifade edilmiştir. Dergilerin zamanla genişleyen, yani yeni konularda yazılmış yazılarla karşılaşıldıkça ilgili uzmanların da listeye dahil edilmesiyle konulara göre genişleyen bir hakem grubuna sahip oldukları söylenebilir. Her iki dergi editörü de bu hakemlerden azami sayıda yararlanmayı ve farklı hakemlerle çalışmayı arzu etmektedirler. Ancak ilk kez hakemlik teklifi götürülenlerin veya geçmişte hakemlik yapmalarına rağmen yeniden hakemlik teklif edilenlerin hakemliği kabul etmemeleri, hakemlik yapmamalarına rağmen adlarının hakem kurullarında yer almasını istemeleri gibi nedenlerden dolayı dergiler hakem listesindeki tüm hakemlerden yararlanamamaktadır. Bu durumda geniş bir liste içerisinde çok daha dar bir hakem grubunun, çok sık hakemlik yapmalarına neden olmaktadır. Bu hakemlerin genele oranı editörlere göre %20 ile %30 arasındadır. Ancak her iki derginin yıllık sayı miktarı farklıdır. Türk Kütüphaneciliği yılda 4 kez yayınlanırken, Bilgi Dünyası yılda 2 kez yayınlanmaktadır. Bu durum nedeniyle Türk Kütüphaneciliği için farklı hakemlerle çalışabilme sorunu daha belirgindir. Ancak yine de her iki dergi editörleri arzu edilen nitelik düzeyinde değerlendirmeler yapılacaksa dar bir hakem grubu ile çalışmaktan memnun olacaklarını belirtmişlerdir.

Gelen yazı, editörün kendi uzmanlık alanıyla ilişkili olsa bile, objektiflik ve körleme sisteminin sağlıklı biçimde yürütülmesi açısından yine de hakemlere gönderilmektedir. Editör kendi uzmanlığından hakem süreci öncesinde, varsa yazardan çeşitli düzeltmeler isteyerek yararlanabilmektedir. Böylece hakeme editoryal süreç sonucu desteklenmiş yazılar gönderildiğinden, daha iyi bir hakem değerlendirmesi mümkün olabilmektedir.

Hakemlerle Haberleşme/İletişime İlişkin Tutumlar

Bilgi Dünyası dergisinin ilk yıllarından başlayarak uzunca bir zaman hakemlerle bütün iletişimi sadece baş editör kurmuştur. Ancak ilerleyen zamanlarda editör yardımcıları da zaman zaman hakemlerle iletişim kurmakla görevlendirilmişlerdir. Ancak şu anda dergideki dış iletişim süreçlerinin tamamı baş editör tarafından gerçekleştirilmektedir. Diğer yayın kurulu üyeleri yalnızca kendilerine atanan çalışmalarla ilgili hakem önerebilmekte ancak hakemlerle iletişime geçmemektedirler. Türk Kütüphaneciliği dergisinde de geçmişte, hakemlerle sadece baş editör görüşmekteyken şu anda hakem ile yazıya atanan yayın kurulu üyesi görüşmekte, ama baş editör tüm süreçlerden haberdar edilmektedir. Eğer hakemlik sürecinde bir sorun / aksama varsa baş editör devreye girmektedir.

Geçmişte yazının basılı bir kopyası hakeme ulaştırılmakta ve iletişim genelde telefonla sağlanmaktayken, günümüzde OJS sistemi üzerinden iletişim kurulmakta veya e-posta kullanılmaktadır. Ancak zaman zaman telefonla da bilgi alışverişinde bulunulmaktadır. Editörler bir yazının makale olarak yayınlanması konusunda temel sorumluluğun kendilerinde olduğunu ifade etmişleridir. Dolayısıyla sürecin en verimli şekilde tamamlanmasının kendi öncelikleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilinç kapsamında çalışmayla ilgili bilgilerin hakemlere sağlanması için çaba harcamaktadırlar. Dolayısıyla editörlerin hakemlere hakemlik sürecinde yardımcı olma konusunda istekli oldukları söylenebilir. Editörler genellikle hakemlerin ihmal etmeye meyilli oldukları kaynakça kontrolünü gerçekleştirmektedirler. Ayrıca çalışmanın değerlendirme sürecinde yaşanabilecek teknik sorunlar; hakem değerlendirme formunun doldurulması; anlaşılmayan ya da kapsam dışında olan sorulara yönelik destek;  hakem formlarının basitleştirilmesi; hakemlerin editoryal değerlendirmelerin dışında içerik ile ilgili görüşlerini almaya yönelik form yapılarının oluşturulması ve değerlendirme süresi ile ilgili diğer konularda gereksinim duyulan yardımlar sağlanmaktadır.

Hakem Raporlarına ve Değerlendirmelerine İlişkin Tutumlar

Bir yazının yayınlanmasına karar verme sürecinde tamamen değerlendirme formlarından yararlanıldığı için bu formlar editörler tarafından çok ciddi biçimde incelenmektedir. Bazı editörler aynı zamanda bu formları bilgilendirici metinler olarak da gördüklerini ifade etmişlerdir. Bilgi Dünyası dergisi hakem değerlendirme formunun değerlendirilmesi için sistem yönlendirmelerini ve mesajlarını kullanmaktadır. Anlaşılmayan ya da bir çalışma için uygun olmayabilecek sorular için hakemlerle sürekli iletişim kurulmaktadır. Hakemin, değerlendirme formundaki her bir veri alanını ayrıntılı bir biçimde doldurmasıyla bazı yerlerini eksik bırakması editörün tutumunu etkilememektedir. Çünkü hakemle olan iletişim bu noktada eksikliğin giderilmesini sağlamaktadır. Ayrıca zaman zaman formdaki işaretlenmesi gereken kutucukların hakemin görüşlerini tam yansıtmaya uygun olmadığı, böyle durumlarda hakemin doğrudan serbest biçimde fikrini dile getirdiği belirtilmiştir.  Böyle hallerde hakemin yorumları dikkate alınmaktadır. Hakem raporlarının hatalı doldurulduğu görüldüğünde rapor hakeme iade edilerek hatırlatmada bulunulmaktadır. Raporların eksik doldurulma olasılığı sistem mesajları sayesinde oldukça aza inmiş durumdadır. Akademik unvanlı hakemlerden genellikle eksiksiz rapor geldiği, konusunda uzman ancak daha önce akademik çalışmaları az ve hakemlik yapmamış olanların ise desteklenmeleri gerekebileceği ifade edilmiştir. Hakem raporları genelde açık ve anlaşılır bulunmaktadır.

Eğer hakem çeşitli sebeplerden dolayı yanlış kapsamda değerlendirme yapmamışsa, hakem değerlendirmeleri değerlendirme sürecinde dayanak noktası olduğu için bütünüyle dikkate alınmaktadır. Hakemlerin, makalenin yazarlarına önerdiği bilimsel eleştirilere ilişkin editörlerin tutumu, genelde gerekli görülen ifadelerin yumuşatılarak ama içeriği tam olarak aktarmak kaydıyla yazara bildirilmesidir.

Hakemlerin yazarlara önerdiği bilimsel eleştiriler editörlerin tutumunu kesinlikle etkilemekte ve hatta makalenin yayınlanıp yayınlanmaması buna bağlı olmaktadır. Benzer biçimde hakemlerin önerdiği bilimsel eleştiriler etik ihlal ve intihal gibi konulardaysa, bu da editörlerin yazara ilişkin tutumunu ve daha sonra o yazardan gelecek diğer yazıların kabulünü etkilemektedir. Hatta bir editör yaşanabilecek sıkıntılar nedeniyle bu nitelikte bir yazının gelmemesini tercih edeceğini söylemiştir. Ancak çeşitli ihlallerin bilinçli olarak yapılmadığı, bilgisizlik ve deneyimsizlikten kaynaklandığı açıkça belliyse hakemlerin, makalenin yazarlarına yaptığı bu eleştiriler editörlerin bu yazara ilişkin tutumunu fazla etkilememektedir.

Editörler ile hakemlerin görüşleri arasında uzlaşı olmadığı durumlarda kişisel değerlendirmeye göre karar verilmemekte, mutlaka üçüncü bir hakemden görüş alınmaktadır. Yazarın hakemin taleplerini yerine getirmediği durumlarda yazardan makul bir açıklama alınamamışsa yazı reddedilmektedir. Eğer yazardan makul bir açıklama alınmışsa bu değerlendirme yeniden hakeme iletilmekte ve yine hakemden gelecek rapora göre karar verilmektedir. Hakemlerin reddettiği bir makale yayınlanmamaktadır. Yayın süreçlerine ilişkin editör kararı gereken durumlarda ise genelde karar yayın kurulları tarafından ortaklaşa alınmaktadır.

Hakem Raporlarının Arşivlenmesi

Hakem raporları dergiler geçmişte basılı kopya olarak yayımlandıklarından dolayı klasörler halinde arşivlenmiştir.

Şu anda Bilgi Dünyası, Dergi Yönetim Sistemine geçtiği tarihten itibaren sistem üzerinden arşivlenmektedir. Dolayısıyla yalnızca hakem raporları değil aynı zamanda hakemlerle olan bütün işlemler dergi yönetim sistemindeki olay günlüğü ve e-posta günlüğünde tutulmaktadır. Bu bağlamda hakemin editörle olan bütün iletişimi (e-postalar ve ekleri dahil) erişilebilir bir durumdadır. Türk Kütüphaneciliği dergisinde ise 2008 yılı sonrasındaki hakem süreçlerine ait her türlü iletişim ve rapor elektronik olarak arşivlenmekte ve aynı zamanda kullanılan e-posta hesabında yedeklenmektedir. Ancak bu hakem raporları üzerinde bugüne değin herhangi bir bilimsel çalışma (içerik analizi, vb. gibi) yapılmamıştır.

 Hakemliğin Özendirilmesine ve Geliştirilmesine İlişkin Tutumlar

Editörler hakem gruplarının genişletilmesine ihtiyaç duyduklarını ifade etmişleridir. Hakemlik süreçlerinin çok daha verimli yönetimi için hakemliğin özendirilmesi konusunda girişimlere gereksinim duymaktadırlar. Ancak kimi zaman akademik yaşamda belirli bir aşama kaydetmiş akademisyenlerin artık hakemlik yapmaktan kaçındıkları, uygulamacıların ise bilimsel araştırma süreçlerine ilişkin bilgi ve deneyim eksikliği bulunduğu belirtilmiştir. Zaman zaman hakemler çeşitli konferanslara davet edilmişlerse de teşekkür etme dışında hakemliği özendirici önemli bir girişimde bulunulmamıştır.

Profesyonellik bağlamında hakemlere ücret verilebileceği, çünkü hakemlerin uzmanlık bilgilerini paylaşarak makale sürecine katkı sağladıkları, ancak ücret olmazsa bile örneğin normalde ücretli olan yayınlara ücretsiz erişim sağlanması biçiminde de katkılar sağlanabileceği düşünülmektedir. Bazı editörler hakemlik görevinin artık baştan savma yapılmaya başlandığının fark edildiği an tatminkâr bir ücrete dönüşün zorunluluk olacağını ifade etmişlerdir. Bazı editörler ise bu dergileri yayınlayan kurumların STK oldukları ve bu nedenle sembolik ücretlerin daha uygun olacağını bildirmişlerdir. Bu konuda ortak bir bakış açısı olmadığı anlaşılmaktadır.

Hakemliğin özendirilmesi bağlamında yayınlanan makalede yazarla beraber hakem isimlerinin de yer alması ele alınmıştır. Bundan ziyade editörler her yılın sonunda o yıl hakemlik yapanların isimlerinin dergide yer alması fikrini daha makul karşılamışlardır. Ayrıca hakem listelerinde çok uzun zamandır sembolik olarak yer alan ancak yıllardır hakemlik yapmamış isimlerin hakemlik listelerinden çıkarılması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak listeden çıkarılanların belki derginin bir başka bölümünde “emeği geçenler” gibi adlarla listelenmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir. Hakemlik görevini editörlerin beklentilerine uygun olarak yerine getirmeyen hakemlerin sadece hakem listesinden çıkartılabileceği bunun dışında başka bir girişimin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca editörlere göre hakem listesinde yer almanın hakemliği özendirici olduğu pek düşünülmemektedir.

Hakemlerin Niteliği ve Eğitim

Hakemlerden hakemliğe ilişkin geribildirimler veya öneriler alınmamaktadır.  Hakemler değerlendirme süreçlerini sonlandırdıktan sonra başka bir öneri getirme konusunda istekli değildirler. Editörler hakemlerin mesleki uzmanlık bilgilerini yeterli görmekte, ancak araştırma yöntemlerine ilişkin bilgilerinin yeterli olmadığını düşünmektedirler. Bölümler ve akademisyenler arasında araştırma yöntemlerinin bilinirliği ve uygulanabilirliğinde farklılıklar olduğu ifade edilmiştir.  Görüşme yapılan editörler hakemlerin kendilerine zaman zaman özellikle istatistik ile ilgili kısımları incelemediklerini ifade ettiklerini söylemişlerdir. Dergiler bugüne değin doğrudan hakemlere yönelik herhangi bir eğitim  (araştırma yöntemleri, en sık yapılan hatalar, derginin değerlendirme ölçütlerinde yenilikler gibi) düzenlememişlerdir. “Yazarlara Notlar”da dergi bazında gerekli bilgiler verilmektedir. Bu konuda yayınların mevcut olduğu, ULAKBİM’de yapılan çalıştaylardan yararlanılabileceği belirtilmiştir. Ancak editörler bu tür eğitimlere gereksinim olduğunu kabul etmektedirler. Bu tür eğitimsel girişimlerin makalelerin niteliğini, dolayısıyla da derginin niteliğini yükselteceğine inanmaktadırlar. Ancak eğitim verilse bile bu eğitimlere katılımcı bulunamayacağına ilişkin bir kanı oluşmuştur. Ayrıca editörler hakemlerin hakemlik uğraşısına ilişkin adanmışlık seviyelerini genelde yeterli görmemektedirler.

Sonuç ve Öneriler

Hakem seçim sürecinin işleyişi her iki dergide farklıdır. Her iki dergi de OJS süreli yayın yönetim sistemini yerelleştirmiştir. Ancak Bilgi Dünyası dergisi tüm süreçleri sistem üzerinden işletirken, Türk Kütüphaneciliği dergisi sadece makalelerin web sunumu için bu sistemi kullanmaktadır.  Her iki dergi de körleme hakemlik sistemini kullanmaktadır. Bilgi Dünyası üç hakeme gönderirken, Türk Kütüphaneciliği ise ikili körleme sistemini uygulamaktadır. Bilgi Dünyası dergisinin hakemleri OJS’de kendi uzmanlık alanlarına ilişkin konuları önceden belirlemişlerdir. Bu nedenle Bilgi Dünyası hakem seçiminde, önceden belirlenmiş bu konulara göre tercihte bulunmaktadır. Türk Kütüphaneciliği dergisi ise konulara ilişkin yayın kurulu tarafından bir değerlendirme yapıldıktan sonra hakem tercihinde bulunmaktadır. Bilgi Dünyası dergisinin hakemlerine kendi belirledikleri konular dışında bir görevlendirme yapılmamaktadır. Türk Kütüphaneciliği dergisi ise benzer/yakın alanlardaki uzmanlara hakemlik teklif edilebilmekte veya BBY alanı dışından hakem olabilecek uzmanlara zaman zaman hakemlik teklifi götürmektedir.

Gelen yazı, editörün kendi uzmanlık alanıyla ilişkili olsa bile, objektiflik ve körleme sisteminin sağlıklı biçimde yürütülmesi açısından yazı yine de hakemlere gönderilmektedir. Bilgi Dünyası dergisinin dış iletişim süreçlerinin tamamı baş editör tarafından gerçekleştirilmektedir. Türk Kütüphaneciliği dergisinde ise hakemlerle, ilgili yazıya atanan yayın kurulu üyesi görüşmektedir. Bilgi Dünyası dergisi hakemlerle OJS sistemi üzerinden mesajlaşmakta veya e-posta kullanmaktadır. Türk Kütüphaneciliği dergisinde ise hakemlerle iletişimde e-posta veya telefon kullanılmaktadır.

Bilgi Dünyası hakem raporlarının geçmiş kopyaları basılı olarak, şimdikiler ise OJS üzerinde arşivlenmektedir. Türk Kütüphaneciliği dergisinin 2008 yılı sonrası hakem raporları hem elektronik olarak hem de e-posta hesabında yedeklenmektedir. Türk Kütüphaneciliği dergisinin hakem listesine web sayfasında yer verilmişken, Bilgi Dünyasında bu tür bir liste bulunmamaktadır.

Hakem değerlendirme formları editörler tarafından çok ciddi biçimde incelenmekte, olası eksikliklerin giderilmesi sağlanmaktadır. Akademik unvanlı hakemlerin raporları genellikle eksiksizken, akademik çalışmaları az olan veya ilk kez hakemlik yapanlar genelde editörler tarafından desteklenmektedir. Hakem raporları genelde açık ve anlaşılır bulunmaktadır. Hakemlerin, makalenin yazarlarına önerdiği bilimsel eleştiriler eğer gerekiyorsa, bazı ifadelerin yumuşatılarak ama içeriği tam olarak aktararak yazara bildirilmektedir. Hakemlerin, makalenin yazarlarına önerdiği bilimsel eleştiriler, editörlerin makaleye ilişkin tutumunu kesinlikle etkilemekte ve hatta yayınlanıp yayınlanmaması buna bağlı olmaktadır. Bilimsel eleştiriler, eğer etik ihlal ve intihal gibi konularsa, daha sonra o yazardan gelecek diğer yazıların kabulünü de etkilemektedir. Hakemlerin reddettiği bir makale yayınlanmamaktadır.

Bilgi ve belge yönetimi alanında aktif olarak hakemlik yapanların sayısı azdır. Bir yazıya atanacak hakemin sahip olduğu akademik unvan, uzmanlık bilgisi ve alandaki deneyimi hakemin seçiminde genelde dikkate alınmamaktadır. Değerlendirilmek üzere dergiye gönderilen yazının konusal içeriği hakem tercihinde daha çok etkilidir. Hakemlerin çalışkan ve üretken olması ile işi geciktirmeleri veya zor iş yapmaları editörlerin sonraki seferde o hakemlere yazı gönderilip gönderilmeyeceği kararında son derece etkilidir. Bazı editörler acil durumlarda çok çabuk ama bir o kadar da nitelikli değerlendirme yapabilecek kapasitedeki hakem adaylarına özel bir önem atfederek onları ayrı bir kategoride tutmakta, bu hakem adaylarını bir nevi koruma altına almaktadırlar.

BBY alanının disiplinler arası niteliği nedeniyle istatistik konusunda uzman hakemlere de gereksinim duyulmaktadır.

Editörler hakemlerin niteliklerine ilişkin çeşitli yargılara sahiptirler. Kolayca ve basitçe değerlendirme yapan hakemlerle ayrıntılı biçimde değerlendirme yapan hakemlere karşı editörlerin tutumu genelde farklıdır. Ancak bu durum genelde makaleleşme süreci başlamış bir yazıya ilişkin prosedürü etkilememektedir.

Her ne kadar nesnel davranmaya çalışılsa da hakemlerle geçmişte kurulan olumlu veya olumsuz iletişim deneyimi yeni bir çalışmada o hakemin yeniden atanıp atanmamasında etkili olabilmektedir. Her iki dergi de geniş bir hakem havuzuna sahiptir. Ancak hakem listesindeki tüm hakemlerden yararlanamamakta, dar bir hakem grubu çalışmak zorunda kalınmaktadır. Dergilerin yılda yayınlanma sayısı farklı olduğu için Türk Kütüphaneciliği dergisinin farklı hakemlerle çalışamama sorunu daha belirgindir. Her iki dergi de eğer nitelikli değerlendirme yapılacaksa, dar bir hakem grubu ile çalışmayı tercih etmektedirler.

Hakemliğin özendirilmesine gereksinim duyulsa da bu yönde bir girişimde bulunulmamıştır. Hakemlere ücret verilmesi konusunda her iki dergi editörleri arasında ortak bir kanı yoktur. Editörlere göre hakem listesinde yer almanın hakemliği özendirici olduğu pek düşünülmemektedir.

Hakemlerin mesleki uzmanlık bilgileri yeterli görülmekte, ancak araştırma yöntemlerine ilişkin bilgilerinin geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Hakemlik teklifini kabul eden hakemlerin hakemlik uğraşısına ilişkin adanmışlıkları genelde yüksek değildir. Hakemlerden, hakemlik süreçlerine ilişkin geri bildirimler veya öneriler gelmemektedir. Hakemlere yönelik çeşitli eğitimlere gereksinim bulunmaktadır. Hakem raporları üzerinde bugüne değin herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamıştır.

Araştırma sonuçlarından yola çıkarak yapılan öneriler şu şekildedir;

  • Türk Kütüphaneciliği dergisi OJS süreli yayın yönetim sisteminin tüm modüllerini aktif hale getirmelidir.
  • Değerlendirilmek üzere dergiye gönderilen yazının konusal içeriği, hakem tercihinde daha çok etkili olduğundan, hakemlerin uzmanlık alanlarının tespit edileceği bir rehber çalışma yapılmalıdır.
  • BBY alanında aktif olarak hakemlik yapanların sayısını çoğaltacak girişimlere ihtiyaç vardır. Hakemliğin özendirilmesi konusunda mutlaka paydaş görüşlerinin alınacağı bir toplantı gerçekleştirilmelidir. Alınan kararlar doğrultusunda önlemler planı her iki dergi tarafından hayata geçirilmelidir. BBY alanı dışından da hakem olabilecek uzmanlara hakemlik teklifi götürülmelidir.
  • İstatistik-yoğun çalışmalar için istatistik hakemliği konusunun tartışmaya açılması uygun olacaktır.
  • Hakemlerin çalışkan ve üretken olması ile işi geciktirmeleri veya zor iş yapmaları editörlerin sonraki seferde o hakemlere yazı gönderilip gönderilmeyeceği kararında son derece etkili olduğundan her iki dergi tarafından hakemlik süreçlerine ilişkin zaman yönetimi planı oluşturulmalı ve hakemlerin bu plana ne kadar uydukları izlenmelidir.
  • Hakemlerle geçmişte kurulan olumlu veya olumsuz iletişim deneyim yeni bir çalışmada o hakemin yeniden atanıp atanmamasında etkili olabilmektedir. Bu nedenle görevlerini zaten gönüllü olarak yapan editörler ile yine gönüllü olarak yapan hakemler arası iletişim kazalarının en aza indirilmesi için çaba gösterilmesi gerekmektedir. Bu yönde hakemlerin hedef kitle olarak belirlendiği çeşitli halkla ilişkiler çalışmaları denenebilir.
  • Her iki dergi de eğer nitelikli değerlendirme yapılacaksa, dar bir hakem grubu ile çalışmayı tercih etmektedirler. Bu nedenle hakem değerlendirme ölçütlerinin paydaş görüşleri de alınarak sürekli gözden geçirilmesi uygun olacaktır.
  • Hakemlerin makalenin yazarlarına önerdiği bilimsel eleştirilerde ileri sürülen fikirlere ve kullanılan dile dikkat edilmesi iletişim kazalarının azaltılması ve editörde yazara ilişkin olumsuz tutum oluşmaması açılarından önemlidir.
  • Hakem raporlarının tümünün arşivlendiğinden ve arşivlerin tamamının yedeklendiğinden emin olunmalıdır. Farklı formatlardaki hakem raporları standart bir biçime dönüştürülerek (dijitalleştirme önerilebilir) arşivlenmelidir. Hakem raporları belirli bir politika dahilinde araştırmacıların erişimine açılmalı, bunların içeriğine ilişkin çeşitli bilimsel araştırmaların yapılması teşvik edilmelidir.
  • Hakem listeleri erişilebilir olmalı ve sürekli güncellenmelidir.
  • Hakemlerden hakemlik süreçlerine ilişkin geribildirimler veya öneriler talep edilmelidir.
  • Hakemlere yönelik yönlendirici nitelikte çeşitli eğitim içeriği hazırlanmalıdır. Örneğin en sık karşılaşılan sorunların anlatıldığı örnek çalışmalar (metin veya video) hakemlerle paylaşılabilir.

Kaynakça

Açan, L. N., Özden-Pişkin, A. K. ve Laleli, Y. (2012).  Bilimsel yayın kalitesi: editör, yazar, hakem ve okurların katkıları. Türk Biyokimya Dergisi, 37 (1), 1-4. Erişim adresi: http://www.turkjbiochem.com/2012/001-004.pdf

Al, U. ve Soydal, İ. (2010). Bilgibilim alanında kendine atıf üzerine bir çalışma. Türk Kütüphaneciliği, 11 (2), 349-364.

Aslan, S. (2002). Türk Kütüphaneciliği dergisi, 1992-1993. Türk Kütüphaneciliği, 16 (3), 278-281.

Bilgi Dünyası. (2015). Kişiler ve kurullar. Erişim adresi: http://bd.org.tr/index.php/bd/about/editorialTeam

Bjork, B. C. ve Hedlund, T. (2015). Emerging new methods of peer review in scholarly journals. Learned Publishing, 28 (2), 85-91.

Bornmann, L. ve  Haunschild, R. (2015). The interest of the scientific community in expert opinions from journal peer review procedures. Scientometrics,102 (3), 2187-2188.

De Robbio, A. (2001). Workshop on the open archives initiative (OAI) and peer review journals in Europe. AIB Notizie, 13 (5). 14-15. Erişim adresi: http://www.aib.it/aib/editoria/n13/01-05derobbio.htm

Gözen, R. (2010). Dergilerin kalite güvencesi olarak hakemlik ve bazı sorunlar. ULAKBİM – TÜBİTAK Ulusal Akademik Yayıncılık Kurultayı, 26 Kasım 2010, Ankara. Erişim adresi: http://uvt.ulakbim.gov.tr/toplanti/uay10/gozen.pdf

Keseroğlu, H. S., Demir, G., Bitri, E., Güneş, A. (2014). 1.Uluslararası Kütüphane ve Bilgibilim Felsefesi Sempozyumu 3-5 Eylül 2014, Kastamonu, Türkiye: Değerlendirme ve Öneriler. Türk Kütüphaneciliği, 28 (4), 675-697.

Kloda, L. A. (2009). Being a critical professional: the importance of post publication peer review in evidence based library and iformation practice. Evidence Based Library and Information Practice. 4 (3), 72-74.

Lee, C. J., Sugimoto, C. R., Zhang, G., Cronin, B. (2013). Bias in peer review. Journal of the American Society for Information Science and Technology, 64 (1), 2-17.

Nobarany, S. ve Booth, K. S. (2015). Use of politeness strategies in signed open peer review. Journal of the Association for Information Science and Technology, 66 (5). 1048-1064. Erişim adresi: http://citeseerx.ist.psu.edu/viewdoc/download?doi=10.1.1.488.3539&rep=rep1&type=pdf

Taşkın, Z. ve Çakmak, T. (2010). Başlangıcından bugüne Bilgi Dünyası Dergisi’nin bibliyometrik profili. Bilgi Dünyası, 11 (2). 332-348.

Tonta, Y. (2002). Türk Kütüphaneciliği dergisi, 1987-2001. Türk Kütüphaneciliği, 16 (3), 282-320.

Türk Kütüphaneciliği. (2015). Kişiler ve kurullar. Erişim adresi: http://www.tk.org.tr/index.php/TK/about/editorialTeam

Yıldırım, C. (2012). Danışmanlık sisteminin bir editör açısından sorunları ve çözüm önerileri. Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık 2012 – 10. Ulusal Sempozyum Bildirileri içinde. Erişim adresi: http://uvt.ulakbim.gov.tr/tip/sempozyum10/yildirim.pdf

 

[1] 28.04.2015 tarihinde Arş. Gör. Tolga Çakmak, 07.05.2015 tarihinde Prof. Dr. Oya Gürdal Tamdoğan, 09.05.2015 tarihinde Dr. M. Tayfun Gülle, 11.05.2015 tarihinde Aytaç Yıldızeli ve 12.05.2015 tarihinde Yard. Doç. Dr. H. Kübra Bahşişoğlu ile görüşülmüştür.

Creating Coworking Spaces in Public Libraries in the 21st Century

21. yüzyılın halk kütüphaneleri nasıl olmalı? sorusu kafamı yakıcı bir biçimde meşgul ederken, Mehmet Tez’in Milliyet Gazetesi’nde yer alan ufuk açıcı yazısı kütüphanelerin fiziki mekân bağlamında yeni bir işlevinin daha olabileceğine yönelik ipuçları sundu bana.

Son yıllarda ofis ortamında yaşanan radikal dönüşümlere değinen Tez (2017) şöyle diyordu yazısında: “…Başta plazalar cazipti. Ardından butik ofisler geldi. Butik butik takılmak da kasınca bu sefer ‘bilgisayarım neredeyse ofisim orası’ furyası başladı. Şezlongtan çalışmanın nimetlerini anlatan yazılar dergileri, hafta sonu eklerini doldurdu. Ama hayat durmaz. Hep yenilik ister. O da sıkmaya başladı. İmdada kafeler yetişti. Kafeden çalışma, kafede kitap yazma, kafede toplantı yapma, kafede brain storming dönemi geldi. Fakat kafelerin de trend eğrisi inişe geçince plazadan şezlonga, oradan kafede prizin yanındaki masaya çökmüş insanlar ‘ya aslında kendimize ait ufak bir yerimiz olaydı iyiydi’ demeye başladılar. Ancak bu trend yolculuğu ve üçüncü nesil mekanlar emlak fiyatlarını artırmıştı. Çıktığınız ofise giremiyordunuz. Mantık ve şartlar ‘bir araya gelelim’ dedirtti. Bir arada olalım, herkes kendi işini yapsın ortak ofis tutalım. Sıradan vatandaş bunu daha düşünürken girişimciler açığı gördü işe el attı. Paylaşımlı ofisler belirdi. Üstelik bu kiralık ofisler plazalardaydı…”

Coworking olarak adlandırılan yeni nesil ofis paylaşım modeli, masaların günlük, haftalık veya aylık olarak kiralanabileceği, esnek, paylaşımlı çalışma ortamlarında, birbirinin yanında çalışma pratiği anlamına gelmekte (Seo, Lysiankova, Ock ve Chun, 2017, s.1). Bu tür bir iş ve çalışma mekânı yeni bir olgu olduğu için literatürde kavramın farklı açılardan ele alındığı görülmekte. Ortak bir tanım verecek olursak coworking farklı alanların çeşitli profesyonelleri tarafından kullanılan/paylaşılan işyerleri ya da işyeri paylaşımıdır. Fuzi’ye göre (2016, s.4) Coworking sadece fiziksel bir mekânı paylaşmak değildir. Aynı değerleri paylaşan ve sinerji yaratmanın keyfini yaşayan, benzer insanlardan oluşan (serbest çalışanlar, girişimciler, yeni teşebbüslerden ve küçük şirketlerden oluşan) bir topluluk oluşturmakla ilgilidir. Ticari kaygıları görmezden gelebilirsek eğer, coworking mekânlarının topluluk temelli bir yaklaşımın teşvik edilmesi için geliştirildiğini ileri sürebiliriz.

Tez (2017), 2010’da piyasaya sunulduğundan beri pazara hakim durumda olan WeWork adlı girişimi örnek olarak gösteriyor: Fransa’daki WeWork, eskiden Fransa’nın en büyük nükleer enerji santralinin bulunduğu devasa binada çalışma alanları yaratmış. Şirketin değeri 20 milyar dolarmış. Çalışanlara lojistik destek dışında -ki bu sadece hızlı internet değil, mesela burada pek çok yerde olmayan 3D yazıcı var- kültürel etkinlikler muhtelif içeriklerde seminerler de organize ediyormuş”.

Ortak ofislerin düşük kira maliyeti, ofis ekipmanlarından uygun fiyattan yararlanmak, kullanım esnekliği, networking, modern çalışma mekânları ve mentörlük Coworking’in avantajlarıyken; daha az kontrol, boş mekân yetersizliği, gizlilik, veri depolama ve şirketin imajı dezavantajları olarak ortaya çıkmaktadır. En önemlisi de sizin sosyal ve kişisel özelliklerinizin ortak mekanlarda işbirliği yapmaya yatkın olmadığı durumlarda sorun yaşama olasılığı yükselmektedir (Yalçın, 2017)

Tez’in (2017) de sorduğu gibi ücretler konunun en önemli yanı: “Peki bu ofislerden bir sürü olsa ve para vermesek, bedava olsa. Nasıl olur?” Yazıdan Kadıköy Belediyesi’nin, İDEA adlı bir coworking mekânı açtığını da öğreniyoruz. Dolayısıyla sadece özel girişimcilerin değil yerel yönetimlerin de alandaki gereksinimi görüp kamu yararına yeni bir hizmet çeşidi sunma arayışında olduğu anlaşılıyor.

Peki, soru şu? Yerel yönetimler gibi kamu yararı gözeten ancak ticari rakipleri karşısında en büyük avantajı hizmetlerini ücretsiz sunmak olan halk kütüphaneleri, 21 yüzyılda tıpkı makerspace’ler gibi bireysel girişimcilere coworking mekânları sunarak toplumsal bir değer yaratamazlar mı?

21.yüzyılın halk kütüphaneleri nasıl olacak sorusuna kafa yoran akademisyenlerin ve uygulamacıların hemfikir oldukları konulardan biri de halk kütüphanelerinin hem fiziki hem de sanal ortamlar yaratarak insanlar arasında bağlantı (connection) sağlayacaklarıdır. Örneğin Davey (2013, s.3) halk kütüphanesini tanımlayan temel bileşenlerden birinin hem fiziksel hem de sanal olarak keyifli ve kullanımı kolay, güvenli, yaratıcı bir topluluk mekânı olduğunu söylemektedir.  Lison (2016, s.7) halk kütüphanelerinin vatandaşlara açık, otoriter olmayan ve ticari olmayan kamusal kültürel mekanlar olduğunu ve birçok kişi için halk kütüphanelerinin ikinci bir oturma odası haline geldiğini ifade etmektedir. Noh (2015, s.792-795) Kütüphane 4.0 modellerini anlatırken sonsuz yaratım mekânından bahsetmektedir. Sonsuz yaratım mekânı olarak kütüphane insanların bir araya geldiği ve bazı teknolojilerle yeni şeyler yarattığı bir alandır. Levien (2012, s.19) ise halk kütüphanelerinin karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelmek için bazı stratejik tercihler yapmak zorunda kalacakları ifade etmiştir. Bunlardan biri de bireyden, topluluk kütüphanelerine uzanan yeni bir boyuttur. Bu boyutta tamamen topluluğa odaklanacak olan halk kütüphanesi, topluluk grupları için çalışma ve toplantı mekânları sağlayacaktır. Görüldüğü üzere 21. Yüzyılda topluluklar için mekân sağlamak kütüphanelere verilen önemli bir işlevdir.

Halk kütüphanelerinin kütüphaneyi buluşma yeri, öğrenme ve kültür arenası olarak vurgulayan bir boyuta sahip olduğu ve bu perspektiften ele alındığında halk kütüphaneler için fiziksel mekânların özellikle önemli olduğu ulusal halk kütüphanesi politika metinlerinde de vurgulamıştır (Norwegian Ministry of Culture, 2010, s.15; The Netherlands Institute for Public Libraries, 2014, s.16). Yeni Zelanda halk kütüphaneleri strateji belgesinde kütüphaneler bilgiyi arama ve bulma platformu, bilginin tüketimi yeri, sadece kütüphane, derme barındıran bir yer iken geleceğin bilgi toplumunda yaratım ve yenileşim platformu, yeni bilgi yaratım yeri, çok amaçlı bir tesis ve insanların buluştukları bir yer olarak görülmektedir (Local Government New Zealand, 2012, s.31)

Geleceğin kütüphanesinin insanların yarattığı, öğrendiği, keşfedip paylaştığı bir yer olacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla verilen bir hizmetten yerel halkın tasarımına ve sunumuna daha aktif ve katılımlı olduğu bir topluluğa dönüşümü görebiliriz. Kütüphaneler birbirine bağlı kişi topluluk ve kuruluşlar olarak kabul edilecektir. İnsanlar birbirleriyle daha fazla şeyler yapmak için kütüphaneler kullanıyor olacak ve bu etkinlikler fiziksel ve sanal mekânlar arasında geçecektir. Toplulukları veya işletmeleri için yeni içerik oluşturuyor, sohbet ediyor ve kendi çıkarları doğrultusunda yeni teknolojiler kullanıyor olacaklar. Kütüphanelerde çalışanların basit işlemlerde daha az meşgul olmaları ve kütüphane mekânlarını ve yeni etkinlikler için kaynakları kullanmada insanları ve kuruluşları bir araya getirmesinde daha fazla yer almaları gerekmektedir (Davey, 2013, s.11);

21.yüzyılda bilgi toplumu bağlamında halk kütüphanelerinin ekonomik yaşama sağlayacağı katkıların halk kütüphanelerinin geleceğini belirleyeceğini söyleyebiliriz. Neden bu katkılardan biri Coworking mekânları yaratarak girişimcilere destek vermek olmasın? Wiley (2016, s.34) 2018 yılına kadar bir milyondan fazla kişinin ortak bir mekânda iş yapacağını belirtmektedir. bilgi toplumunda halk kütüphaneleri işsizler için de destek sunacaktır. Line (1997, s.75) büyük ölçekli işsizlikten kaynaklanan toplumsal zarar ile zengin ile yoksul arasındaki farkın genişlemesinin ekonomileri istikrarsızlaştırabileceğini, bunun sonucunda halk kütüphanelerinin müşterilerine güvenli limanlar olarak hizmet edebileceğini ifade etmektedir. Kullanıcı grupları daha çok işsizlerden oluşmaya başlayabilir. Sadece iş bulamayanların değil iyi eğitimli olup erken emekli olanlar da yeteneklerini kullanma, güncelleme ve yeni beceriler öğrenme yollarını arayacaklar. Ayrıca Levien’e göre (2012, ss.18-19) küçük veya büyük gruplar için buluşma yerleri sunan halk kütüphaneleri değerli bir fiziki altyapıyı temsil etmektedir. Ayrıca ticari rakipleri bir bedel karşılığında hizmet verirken, halk kütüphaneleri müşterilerine ücretsiz hizmetler sunmaktadır. Son olarak kütüphanelerin bugüne kadar elde ettiği bir avantaj, tüm bilgi, eğitim ve eğlence işlevlerini bir pakete birleştirmeleridir.

Sonuç olarak halk kütüphaneleri tıpkı 19. ve 20 yüzyıllarda olduğu gibi 21. yüzyılda da toplumsal gereksinimleri karşıladığı müddetçe var olmaya devam edecektir. Gittikçe bireyselleşen bir toplumda, kütüphane bir buluşma yeri sunmaktadır. Yani gereksinimler bilgiden sosyo-kültürel hizmetlere doğru evrilmektedir. Hollanda Halk Kütüphaneleri Enstitüsü’nün belirttiği gibi “Ne de olsa, sosyo-kültürel bir buluşma yeri olmadan bilgi geliştirilemez” (The Netherlands Institute for Public Libraries, 2014, s.16).

Dolayısıyla 21.yüzyıl halk kütüphaneleri için coworking mekânı sağlamak; ekonomik değer yaratımına katkı ile insanlar için toplumsal bağlantı noktası ve üçüncü mekan oluşturma bağlamında yeni bir işlev olarak değerlendirilmelidir.

Yararlanılan kaynaklar

Anita Fuzi, A. (2016). Coworking spaces in the entrepreneurial landscape of an economically challenged region. Yayınlanmamış doktora tezi. Cardiff, UK: Cardiff Metropolitan University Cardiff School of Management.

Davey, A. (2013). The library of the future. London: Arts Council England. Erişim adresi: http://www.artscouncil.org.uk/sites/default/files/download-file/The%20library%20of%20the%20future.pdf

Levien, R. E. (2011). Confronting the future: strategic visions for the 21st century public libraries. Washington, D.C.: ALA Office for Information Technology Policy. Erişim adresi: http://www.ala.org/advocacy/sites/ala.org.advocacy/files/content/advleg/pp/pub/policy/confronting_the_futu.pdf

Line, M. B., (1997). The public library in the future: A British reaction to buildings, books, and bytes. Library Trends, 46 (1), 68-82. Erişim adresi: http://citeseerx.ist.psu.edu/viewdoc/download?doi=10.1.1.224.7852&rep=rep1&type=pdf

Lison, B. (2016). The new role of public libraries in local communities. Research for  CULT committee: public libraries – their new role (Workshop documentation). Brussels: European Parliament’s Committee on Culture and Education içinde. (1-48). Erişim adresi: http://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/STUD/2016/585882/IPOL_STU(2016)585882_EN.pdf

Local Government New Zealand. (2012). Public libraries of New Zealand: a strategic framework 2012 – 2017. Erişim adresi: https://lianza.org.nz/public-libraries-strategic-framework-2012-2017

Noh, Y. (2015). Imagining library 4.0: creating a model for future libraries. The Journal of Academic Librarianship, 41, 786–797.

Norwegian Ministry of Culture. (2010). Libraries: knowledge commons, meeting place and cultural arena in a digital age. Erişim adresi: http://www.bibliotheksportal.de/fileadmin/user_upload/content/bibliotheken/international/stmLibrariespdf.pdf

Seo, J., Lysiankova, L., Ock, Y.S, ve Chun, D. (2017). Priorities of coworking space operation based on comparison of the hosts and users’ perspectives. Sustainability, 9, 1494, 1.-10. doi:10.3390/su9081494.

Tez, M. (2017). Kadıköy’ün “coworking” mekanı. Erişim adresi: http://www.milliyet.com.tr/kadikoy-un-coworking-mekani/mehmet-tez/pazar/yazardetay/19.11.2017/2557331/default.htm

Yalçın, F. E. (2017). 12 maddede ortak çalışma coworking. Erişim adresi:http://startuphukuku.com/12-maddede-ortak-calisma-co-working/

The Netherlands Institute for Public Libraries. (2014). Library of the future: hub for knowledge, contact and culture. The Hague: The Netherlands Institute for Public Libraries. Erişim adresi: https://www.kb.nl/sites/default/files/library_of_the_future_12082014_def.pdf

Wiley, M. (2016). There’s a coworking space for everyone. Entrepreneur, 12, 16, 34-35.

Ankara’daki halk kütüphanecilerine severek okudukları kitapları sorduk, ortaya güzel bir okuma listesi çıktı. Keyifli okumalar…

Not:Eserler yazar adına göre sıralanmıştır.

 

  1. Çağdaş Yenilgiler Ansiklopedisi –Ahmet Erhan
  2. Saatleri Ayarlama Enstitüsü-Ahmet Hamdi Tanpınar
  3. Bab-ı Esrar-Ahmet Ümit
  4. Beyoğlu Rapsodisi-Ahmet Ümit
  5. İstanbul Hatırası-Ahmet Ümit
  6. Kar Kokusu-Ahmet Ümit
  7. Patasana-Ahmet Ümit
  8. Çi-Akilah Azra Kohen
  9. Fi-Akilah Azra Kohen
  10. Pi-Akilah Azra Kohen
  11. İnsan Denen Meçhul-Alexis Carrel
  12. Ölümcül Kimlikler –Amin Maalouf
  13. Semerkand-Amin Maalouf
  14. Hayatın Kaynağı –Ayn Rand
  15. Veda-Ayşe Kulin
  16. Pembe ile Yusuf-Canan Tan
  17. Gün Olur Asra Bedel-Cengiz Aytmatov
  18. Da Vinci Şİfresi-Dan Brown
  19. Müzmin Bekarlar-Danielle Steel
  20. İlahi Komedya – Cehennem, Araf, Cennet-Dante Alighieri
  21. Küçük Mucizeler Dükkanı –Debbie Macomber
  22. Cyrano Di Bergerac-Edmond Rostand
  23. Seyahatname-Evliya Çelebi
  24. Döşeğimde Ölürken-Filliam Faulkner
  25. Milena’ya Mektuplar-Franz Kafka
  26. Böyle Buyurdu Zerdüşt-Friedrich Wilhelm Nietzsche
  27. Suç ve Ceza-Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
  28. Yüzyıllık Yalnızlık-Gabriel Garcia Marquez
  29. Başkan Babamızın Sonbaharı-Gabriel Garcia Marquez
  30. Beş Sevgi Dili-Gary Chapman
  31. 1984-George Orwell
  32. Beyaz Zambaklar Ülkesinde –Grigory Petrov
  33. Az-Hakan Günday
  34. Kinyas ve Kayra-Hakan Günday
  35. Sahilde Kafka-Haruki Murakami
  36. Siddhartha-Herman Hesse
  37. Sarı Gelin-İbrahim Karahan
  38. Nietzsche Ağladığında-Irvin Yalom
  39. Martin Eden-Jack Landon
  40. Alamut: Kartal Yuvası-James Boschert
  41. Tüfek, Mikrop ve Çelik –Jared Diamond
  42. Emile ya da Çocuk Eğitimi Üzerine-Jean Jacques Rousseau
  43. Akıl Çağı –Jean Paul Sartre
  44. Kızıl Nehirler –Jean-Christophe Grange
  45. Boyalı Kuş-Jerz Kozinski
  46. Fareler ve İnsanlar-John Steinbeck
  47. Körlük-Jose Saramago
  48. Sofie’nin Dünyası –Jostein Gaarder
  49. Bir Muhteşem Güneş-Khaled Hosseini
  50. Uçurtma Avcısı-Khaled Hosseini
  51. Sevgi-Leo Buscaglia
  52. İnsan Ne ile Yaşar-Lev Nikolayeviç Tolstoy
  53. Ana-Maksim Gorki
  54. Bir Çift Yürek –Marlo Morgan
  55. Hayatın Kalbine Yürüyüş-Mehmet Doğramacı
  56. Kişisel Ataleti Yıkmak-Mümin Sekman
  57. Bazuka-Murat Uyurkulak
  58. Zafer Vaat Etmeyen Topraklar-Namık Doymuş
  59. Ölü Ozanlar Derneği-Nancy H. Kleinbaum
  60. Küpe Çiçeği-Naşide Gökbudak
  61. Kurt Seyd ve Shura-Nermin Bezmen
  62. Bir Kadın Ruhuna Ağıt-Omar Rivabella
  63. Masumiyet Müzesi-Orhan Pamuk
  64. Metal Fırtına-Orkun Uçar ve Burak Turna
  65. Memleket Hikayeleri-Refik Halid Karay
  66. Kalp, Nefes ve Ruh-Robert Frager
  67. Sen Ölünce Kim Ağlar –Robin Sharma
  68. Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali
  69. Kör Baykuş-Sadık Hidayet
  70. Son Kamelya-Sarah Jio
  71. İncir Kuşları-Sinan Akyüz
  72. Yeşil Yol-Stephan King
  73. Gökdelen-Tahsin Yücel
  74. Hasat-Tess Gerritsen
  75. Ütopya-Thomas More
  76. Şu Çılgın Türkler-Turgut Özakman
  77. Mülksüzler-Ursula Le Guin
  78. Küçük Şeyler-Üstün Dökmen
  79. Bir Gün Tek Başına-Vedat Türkali
  80. Güven-Vedat Türkali
  81. Fedailerin Kalesi Alamut-Vladimir Bartol
  82. Ağustos Işığı –William Faulkner
  83. Yaban-Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  84. Çıplak Deniz Çıplak Ada: Bir Ada Hikayesi-Yaşar Kemal
  85. Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana: Bir Ada Hikayesi-Yaşar Kemal
  86. İnce Memed-Yaşar Kemal
  87. Karıncanın Su İçtiği: Bir Ada Hikayesi-Yaşar Kemal
  88. Tanyeri Horozları: Bir Ada Hikayesi-Yaşar Kemal
  89. Mutluluk-Zülfü Livaneli
  90. Serenad-Zülfü Livaneli